AKP'li Cömert'ten 'Nasıl bir din vereyim abime' çıkışı

Dinin siyasete göre esnetildiği, 'faiz helal' fetvalarının verildiği bir atmosferde, AKP'li kimi yazarlar bile tablonun boyutu karşısında sessiz kalamıyor ve tepkilerini ifade eden yazılar kaleme alıyor.

Onlardan biri de AKP'ye yakın duran ancak zaman zaman eleştirel yazı ve yorumların da yer aldığı Karar Gazetesi köşe yazarı Yusuf Ziya Cömert. 

"Nasıl bir din arzu edersiniz efendim" sorusuyla başladığı yazısında, Cömert, tarifi de yine kendisi veriyor:

"Birlik ve beraberlik içinde, huzur veren, etliye sütlüye karışmayan, ama benim karışmasını istediğim şeylere karışan, istediğim şekilde esnetebileceğim, uzatıp kısaltabileceğim, çocukların renkli oyun hamurları gibi şekilden şekile sokabileceğim, ticarette, siyasette, sanatta, bürokraside, diplomaside, hatta akademik işlerde kullanabileceğim, konvertibıl, yani dolara, euroya, başka para birimlerine hatta altına gümüşe, makama, mevkiye, mala mülke çevrilebilen, Allah’tan başkasına ‘perestiş’e müsamahakar, Allah’ın rızasına da muvafık bir Müslümanlık.

Şahane!

Zamanın ruhuna uygun mu?

Sadece şimdiki zamanın değil, bütün zamanların ruhuna uygun."

Bu tart bir 'din' anlayışının yeni icat edilmediğini, tarihin hemen her döneminde var olduğunu belirten Cömert, tüm dinlerin sayıp döktüğü kalıplara uygun versiyonlarının türetildiğini ifade ediyor.

Kimsenin, ‘Sezarın hakkı sezara, tanrının hakkı tanrıya’ şiarına uymadığını aktaran Cömert, siyasiler için, "Muktedirler genellikle, ‘tanrının hakkı’nı da kendisi alır" ifadelerini kullanıyor ve ekliyor:

"Nalıncı keseri, tarih boyunca muktedirlerden yana yontmuştur. Kim muktedir?

Bazen ‘tanrı’ kılığında Kilise.

Bazen ‘tanrı’ kılığında Devlet.

Kardinal de, Kral da dinin yakasını bırakmaz.

Şu yukarına anlattığım ‘şahane’ din, bizde de en az tabiin devrinden itibaren üretilmektedir.

Şu yüzyılda, atalarımızdan miras kalan binlerce mevzu hadisi kime borçluyuz?

Bir kısmını sultanlara, bir kısmını tacirlere...

(Atalarımızdan sadece sahih hadisler intikal etmedi bize. Mevzu hadisleri uyduranlar da atalarımız. İyi ki ayet uydurmadılar!)

Fakat, zannediyorum, sanayi devriminden sonra, hele hele bilişim çağında, insanoğlunun, bütün zamanların ruhuna uygun bu dini üretme kapasitesi arttı."

Dinin mevcut haliyle ticarete döküldüğü imasında bulunan Cömert, paranın din alanında olduğunu görenlerin yeni din uydurma işine hevesle giriştiğine dikkat çekiyor. 

Eskiden, radyolarda kimi din adamlarının abdest pandomimi yaptığına değinin Cömert, yüzleri görünmeyen o adamların anlattıklarının bugünkü 'din ticareti' yanında çok daha masum kaldığını kaydediyor.

Cömert, eleştirilerini şöyle sıralıyor:

"Bugün, televizyon ekranlarında din iman muhabbeti yapan mollalara çatmak niyetinde değilim.

Müşteri var, konuşsunlar.

Fakat, o mollaların mevcudiyetinin, başta verdiğim din tarifini teyit ettiğine dikkat çekmek isterim.

O tariften uzaklaşabildiğimiz nispette Müslümanlığa yaklaşma ihtimalimiz artar diye düşünüyorum.

Belki yanlış düşünüyorum.

Olsun. Hiç düşünmemekten iyidir."

http://www.karar.com/yazarlar/yusuf-ziya-comert/zaman-zemine-uygun-din-siparisi-7116