Erdoğan doları bilerek mi yükseltiyor?

Cumhuriyet Gazetesi köşe yazarı Aydın Engin, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın doların yükselmesi konusunda bilinçli bir taktik izlediği iddialarının ortada dolandığını yazdı.

6 Ağustos Pazartesi günkü yazısında Engin, Erdoğan'ın 'laik sermaye'nin güç kaybetmesi ve sermayenin el değiştirerek 'İslami sermaye'ye geçmesi için dövizdeki artışı destekleyen bir tutum sergilediği iddialarına dikkat çekti.

Aydın, kulislerde dolanan bu fısıltı hakkında şu satırları kaleme aldı:

"Deniyor ki AKP Reisi’nin kimilerine çılgınca gelen ekonomi politikası dövizi amansızca tırmandırıyor ve buna karşı hamaset edebiyatı dışında iktidarın ciddiye alınacak bir önlem aldığı yok. 

Çünkü dövizle borçlu olan büyük sermaye (holdingler, bankalar) döviz tırmandıkça bataklığa düşüyorlar. Böyle giderse iflas bayrağını çekecekler. 

AKP Reisi’nin özellikle döviz konusunda burnunun dikine gitmesinin bir sebebi var. Hemen hepsi TÜSİAD çatısı altında örgütlü olan bu sermaye grupları laikliği savunuyorlar. Buna karşılık laiklik diye bir derdi olmayan, kendini ya “islami sermaye” olarak tanımlayan ya da dinsel vurgu yapmadan Reis’in kayıtsız koşulsuz destekçisi olan, onun bir işareti ile havuz kurup AKP medyasını oluşturan sermaye grupları var. Reis sermayenin “laikçi burjuvalar”dan “Reisçi sermayedarlar”a aktarmak için döviz konusunda bilinçli olarak bugünkü çizgiyi izliyor… 

Tevatür bu. 

Şimdi siparişim: 

Peki, Reisin isteklerini emir belleyen sermayedarların döviz borcu yok mu? Dövizle borçlu olup batma tehlikesi yaşayanlar sadece laiklikten yana olan ve TUSİAD’da kümelenen sermaye grupları mı? 
Yani “Özel sektörün 400 milyar dolardan fazla borcu var” cümlesinin ayrıntılamak gerek. Döviz borcu yüzünden dar boğazda olanlar kimler, olmayanlar kimler? 

Habercilere, ekonomi ulemasına siparişlerim şimdilik bu kadar."

Engin, Erdoğan'ın cemaatlerle de arasının bozuk olduğu ve onları defterden silmeye başladığı yönündeki bir iddiayı da köşesine taşıdı. 

"Tamam Gülen Cemaati ile papaz olmanın ötesinde kapıştı. Bu daha 15 Temmuz darbesinden epey önce belliydi. 17-25 Aralık ses kayıtları saldırısından da önce AKP Reisi kendisi ile iktidar paylaşımında ölçüyü kaçıran Gülen Cemaati’ni köşeye sıkıştırmaya, kaynaklarını kurutmaya başlamıştı" yorumunu yapan Engin, diğer dini grupların karşılaştığı muameleye dairse şu tespitlerde bulundu:

"Nurcu tarikatların Gülen Cemaati dışında kalan kesimiyle de ipler son seçimden önce koptu. Keza “biat” etmeye yanaşmadığı anlaşılan Furkan Vakfı da Reis’in hışmından payını aldı. Liderleri Alpaslan Kuytul tutuklandı ve halen Bolu mahpus damında volta atmakta… 
Ancak bu kadar mı, ötesi de var mı?

Örneğin Gülen Cemaati’nden boşalan devlet kadrolarının Nakşibendilerin Menzil kolu ile doldurulduğu ileri sürülüyor. Peki, Menzil parlayan yıldız da öteki Nakşibendi kollarında durum ne? Reis onlardan da uzaklaşıyor mu?

Ümmet vurgusunu gitgide silikleştiren ve hızla milliyetçi bir ideolojik çizgiyi benimseyen Reis, MHP’siyle, BBP’siyle Türk milliyetçisi partileri Meclis’e taşıdı, fiilen iktidar ortağı yaptı. 
Bu söylentileri araştırmak, AKP Reisi ile hangi cemaatin nasıl bir ilişki içinde olduğunu gün ışığına çıkarmak habercilerin görevi. 
Yani bu habercilere siparişimdir…"

http://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/1047094/Habercilere__yazarlara_siparislerim_var.html
Bu blok bozuk ya da eksik. Eksik içeriğe sahip olabilir ya da orijinal modülü etkinleştirmeniz gerekebilir.