Fehmi Koru: Bendeki anket sonucu ile AKP'ninki farklı şeyler söylüyor

Seçim sonucunun ne olacağına dair kafalar karışık. Hem iktidar hem de muhalefet ipi kendilerinin göğüsleyeceğinden hayli emin. Ancak AKP'nin şimdiden 24 Haziran'daki erken seçimlerden muzaffer çıkmış edası dikkate değer.

Gazeteci-yazar Fehmi Koru, AKP'li Mahir Ünal'ın oy oranı vererek AKP'yi yüzde 46-48, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğanı da yüzde 54-56 bandında göstermesi karşısında şaşkınlığını gizlemiyor ve medyada yer alan kamuoyu yoklamaları ile Ünal'ın açıkladığı rakamlar arasındaki tezatlığa dikkat çekiyor. 

Ünal'ın, AKP'nin 'zorlanmadan' seçimleri alacağı, Erdoğan'ın da ilk turda cumhurbaşkanı seçileceği iddiasını hemen her fırsatta tekrarladığını hatırlatan Koru, Remres Kamuoyu şirketinin en son anketine göre, Cumhur İttifakı'nın yüzde 43.9, Millet İttifakı'nın ise yüzde 43.7 olduğuna dikkat çekiyor. 

Anket şirketi, AKP yanlısı gazetelerin de hedefine oturtulmuştu. 

Koru, Erdoğan'ın oy oranının ise yüzde 42.2 olduğu sonucuna ulaştığını belirtiyor ve ekliyor: 

"Yapan kuruluş ne kadar güvenilir, bilemiyorum. Tek bildiğim, AK Parti adına meydanlarda konuşan, yazılarıyla destek verenlerin muhtemel sonuçlardan hiç de Mahir Ünal kadar emin olmadıklarını düşündüren yaklaşımlarıdır. Sonuçtan pek emin görünmüyorlar."

Ancak Koru, yazısının odak noktasının anketler değil, AKP'nin beka söylemi olduğunun altını çiziyor. Bu söylemin kendisini 'müthiş' rahatsız ettiğini ifade eden Koru, "Denilen sizin de kulaklarınızda olmalı. “Bu seçim ülkemiz açısından çok kritik bir seçim” diye söze başlıyor ve iktidar partisinin karşısına çıkan siyasi partileri, adayına rakip olan siyasileri uluslararası bir cephenin elemanları olarak gördüklerini belli ediyorlar. Sandıktan kendileri çıkmaz ise, bunun ülkenin bekasını tehdit edecek bir sonuç olacağını ileri sürüyorlar."

Hiçbir seçimde 'beka sorunu' söz öbeğinin bu denli merkeze çekildiğini hatırlamadığını dile getiren Koru, "Genellikle o sözcük ve türevleri siyasilere güvenmeyen kesimler ve siyaset-dışı odakların kullandığı bir malzeme olmuştur. Ne hikmetse, o çevreler, sözcüğü genellikle AK Parti ve öncülü olan partilerin iktidara gelmesi söz konusu olduğunda kullanmışlardır.

Demokrasilere uygun düşen bir sözcük değildir ‘beka’ sözcüğü" yorumunu yapıyor.

Beka sözcüğünün tehlikelerine dikkat çeken Koru, tespitlerini şu satırlarla sürdürüyor:

"Demokrasilerde partiler birbirleriyle halkın oyunu alabilmek için yarış halindedirler. Partiler arasında görüş farklılığı olması doğaldır. Hatta CHP’den DP’nin çıkması ve sonrasında sistemde yer alan başka partilerden de vaktiyle onların içerisinde bulunmuş siyasilerden kendilerini farklılaşmış hissedenlerin yeni partiler çatısı altında buluşması gibi durumlar da söz konusu olabilmektedir.

Bir parti iktidara gelir, ülkeyi bir süreliğine yönetir; bir süre sonra millet ondan bıkar ve bir başkasını denemek ister, bir bakmışsınız iktidarlar değişivermiş…

Halkın oylarıyla doğurduğu sonuç her zaman en mükemmel olmayabilir; ama zaten Churchill de demokrasinin ‘kötüler arasında en az kötü’ bir sistem olduğunu söylememiş miydi?

Kim veya hangi parti bekamızı tehdit eder?

İyi yönetilmediği için demokratik bir ülkenin battığı, yani ‘bekasının tehdit altına düştüğü’ görülmemiştir; demokrasilerde halk yanlışını bir sonraki seçimde düzeltir zaten…

Sözün kısası şu: 24 Haziran’da seçim iktidarın değişmesini getirecekse, bu, ülke için bir ‘beka’ sorunu teşkil etmeyecektir."

Yazının tamamını buradan okuyabilirsiniz