Haz 10 2018

Mahçupyan 'rövanşist AKP' için tarih verdi

AKP'li köşe yazarı ve eski başbakanlardan Ahmet Davutoğlu'nun danışmanlarından Etyen Mahçupyan, AKP'nin 2013 yılına kadar her türlü rövanşist eğilimden uzak durduğunu, bu tarihten sonra ise, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın 'tek adam'lığı altında tüm sürecin sekteye uğradığını yazdı.

10 Haziran tarihli köşe yazısına, "Bu ülkenin yakın siyasi tarihinde en olumlu sayfalardan biri AK Parti’nin ortaya çıkmasıdır" girizgahıyla başlayan Mahçupyan, AKP'nin için, "İlk kez bir iktidar hareketi böylesine cemaatleşmiş bir toplumda rövanşist olmamış, laik ve dindar cemaatler arasındaki mesafeyi kısaltıp, sosyolojik geçişleri kolaylaştırmıştır" tezini dillendirdi.

2013'e kadar revizyonist çizgisini sürdüren AKP'nin yüzde 50'leri aşan oy oranına ulaştığını, bu yaklaşımın sürmesi halinde oy oranlarının yüzde 60'a bile çıkabileceğini ifade eden eden Mahçupyan, bu fırsatın 'her şeyi kendi başına yapmak isteyen Erdoğan'la birlikte kaçtığını kaydediyor.

Erdoğan'ın tek adam eğiliminin AKP'yi getirdiği noktayı şu satırlarla özetliyor Mahçupyan:

"O noktadan sonra AK Parti’nin bütün olumlu niteliklerinden uzaklaşmaya başlaması, devletçi ve milliyetçi statükoya yanaşması ve ‘başkanlık’ uğruna MHP’nin desteğine muhtaç hale gelmesi şaşırtıcı olmadı…

Bugün dramatik bir dönemeçteyiz. Uzun yıllar tek başına ve yüksek halk desteğiyle ülkeyi yönetebilecek olan bir parti, kendi eliyle kendisini kazanamama ihtimalinin önüne getirmiş durumda ve kazanabilmenin bedeli olarak da özgün siyasi kimliğinden feragat etmeye hazır.

AK Partililer için soru bu sıkışık durumdan herhangi bir çıkışın mümkün olup olmadığı… Cevap aslında ilk on yılın içinde gizli. AK Parti’nin toplumun hem bir adım önünde, hem de bir adım gerisinde olabilmesi lazım. Değişimi taşıma, kritik momentlerde sorumluluk alma ve dirayet gösterme açısından toplumun önünde olup güven vermeli, özgüven aşılamalı. Öte yandan toplumun çeşitliliğine, dinamizmine, yaratıcılığına ve tercihlerine kapı açmalı. Bunun için gereken özgürlük ortamını sağlamalı. Topluma yaklaşımında samimiyet, açıklık ve tevazu sergilemeli."

Mahçupyan, Erdoğan'ın birlikte yürüdüğü arkadaşlarını saf dışı etmesi karşısında bir direnç gösterilmediğine değinen Mahçupyan, "AK Parti kısa sürede bütün iç kurumsallaşmasını işlevsiz hale getirecek bir tek adam idaresine kaydı" tespitini paylaşıyor.

"Şimdi soru bu dramatik geçişin nereye yöneldiğidir. Çünkü Erdoğan’ın her şeyi kendi bildiği üzere ve tek başına yönetme isteği, kaçınılmaz olarak liderliği zorunlu kılacak durumların yaratılmasını ya da toplumun tehditkar bir dönemden geçildiğine inandırılmasını gerektiriyor" diye yazan Mahçupyan, "AK Partilik, kariyerizm ve militanlığın ötesine geçmeyen reisçiliğe rehin düşüyor" analizini yapıyor.

Mahçupyan yazısını şöyle sonlandırıyor:

"Hastalığın teşhisinde de tedavisinde de AK Partililer açısından herhangi bir belirsizlik yaşanmıyor muhtemelen… Ama doğruları hayata geçirmek zor… Muhafazakar alemde itiraz kültürü zayıf. Yanlış kendi yolunda gidip tıkanana kadar doğruya geçiş pek mümkün olmayabiliyor."