May 13 2018

'O gelenek olsa bugün Bahçeli de Çiller de cezaevinde olurdu'

Geçmiş iktidarların hukuksuz uygulamalarını, karıştığı yolsuzlukları adalet önüne getirmek için kullanılan devri sabık kelimesi, CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce ile siyasetin gündemine yeniden geldi.

İnce'nin, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'a hitaben sarfettiği, "Erdoğan telaş içinde. Bence hiç telaşa gerek yok. Bizim derdimiz devri sabık yaratmak, intikam almak değil. Biz bağımsız bir yargı tesis ediyoruz. Bu bağımsız yargı Erdoğan’ı da yargılamak isterse yargılar, beni de yargılamak isterse yargılar, o yargının işi" sözleriyle bu terimin Türkiye siyasetindeki yeri ve uygulamaları bir kez daha tartışma konusu oldu. 

Artıgerçek yazarı İnci Hekimoğlu, iktidara gelenlerin kendi ideolojisi dışındaki herkesi düşman ilan ederek sürek avına çıkmasının yanlış olacağını not düşüyor ancak Türkiye siyasetindeki 'devri sabık yaratmama' geleneği yüzünden, iktidarı suistimal eden güç sahiplerine dokunulmazlık bahşedildiğini belirtiyor. 

İktidarların geçmişteki günah ve suçlarının hesabının sorulmadığını, 'gösteriş' icabı bir takım girişimlerin yapıldığını ifade eden Hekimoğlu, yazısını şöyle sürdürüyor:

"İşledikleri bütün suçlar görünmez kılınır. Hesaplanamayan ya da kontrol edilemeyen bir konjonktür gelişirse, özel döşenmiş lüks cezaevi odalarında, belki sadece geceleri yatmaya giderek, bir iki yıl misafir edilerek sözüm ona cezalandırılır.

Mesela Susurluk Skandalı’nın en önemli isimlerinden Mehmet Ağar mecburen misafir edilenlerdendir. Ama dönemin başbakanı olarak birinci dereceden sorumlu Tansu Çiller’in kılına dokunulmamış sadece siyasetten dışarı alınmıştır.

Hâlâ Özer Çiller’in Emlak Bankası’na olan borcunu ödeyip ödemediği bile tam anlaşılamamıştır.

Devlet Bahçeli de benzer örneklerdendir.    

Devri sabık yaratmama geleneği olmasa, MHP ve Ülkü Ocakları davası, zaman aşımına uğramaz, Bahçeli siyaset sahnesine bir daha adım atamamış olurdu. Alaattin Çakıcı ve Kürşat Yılmaz gibi mafya babaları da legal görünümlü bir siyasi parti liderinin ağzından övgüler dizilerek anılamazdı.

Devri sabık yaratmama geleneği olmasaydı, Kürşat Yılmaz’ı 1998 yılında Burdur cezaevinden kaçıranlar açığa çıkarılır, yardım eden siyasiler yargılanırdı.

Cezaevinden kaçırılması üzerine yapılan soruşturmada, Yılmaz’ı bazı önemli devlet bürokratlarının niye ziyaret ettiği sorgulanır ve o isimler mahkemeye çıkarılırdı.

Ziyaretçiler arasında kimler yoktu ki… Dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in danışmanı Hayrettin Gökdemir, dönemin Valisi Oğuz Berberoğlu, Bayrampaşa Cezaevi Savcısı Necati Özdemir, basına yansıyanlardı."

Hekimoğlu, Yılmaz'ın Bulgaristan'da yakalandığında, avukatının yetkililere, "Müvekkilim cezaevinden kaçmadı, serbest bırakıldı" dediğini hatırlatıyor ve bu sorunun Türkiyeli yetkililere sorulması halinde, devri sabık yaratmama geleneğinin bozulmuş olacağını belirtiyor. 

Alaattin Çakıcı ve Kürşat Yılmaz'ın cezaevinde olmalarının, adalet ve hukukla ilgisi olmadığının, siyasi konjonktüre bağlı olarak vuku bulduğuna dikkat çeken Hekimoğlu, "Mesela, çeşitli vesilelerle adı Çakıcı ile birlikte anılan günümüzün popüler ‘yiğitlerinden’ Sedat Peker’in de yarın nerede olacağını umarız hukuk ve adalet belirler ama her nerede olursa olsun yalnız olacağını bilmesinde yarar var" yorumunu yapıyor. 

Hekimoğlu, bu konudaki görüşlerini şöyle sürdürüyor:

"Adam yaralama, öldürme, öldürmeye teşebbüs, çek-senet tahsilatı, adam kaçırma, tehdit; suçları saymakla bitmeyecek bu karanlık adamları, 6 milyon seçmenin iradesini temsil eden bir isimle birlikte anmak bile zül olacağından, o konuya hiç girmeyeceğim.

Yeniden başa dönersem, devlet geleneğimizi sürdürenlerin şimdi de Erdoğan’la 'devri sabık yaratmama’ pazarlığı yapması şaşırtmaz.

Baskın seçim daha gündemde yokken, iki ay kadar önce bir TV kanalındaki haber programda Erdoğan’ın demokrasiye dönme ihtimali ve olası seçim sonuçları tartışılıyordu. Konuklardan emekli bir general özetle Erdoğan’ın kolay kolay seçimle gitmeyeceğini söyledi. Moderatör “peki ne yapmak lazım” sorusunu yöneltince verdiği yanıt aynen şu oldu:

'O’na geri adım atabileceği bir yol açmak lazım. Mesela devri sabık yaratmamak gibi."

https://www.artigercek.com/devri-sabik-yaratmamak