May 23 2019

'Yavuz Sultan Selim'e göre Türk 'eşek', Vahdettin'e göre, 'soyu sopu belirsiz cahiller sürüsü'

31 Mart yerel seçimlerinde, AKP ve mahallesinde adayların etnik kökeni üzerinden bir karalama kampanyası başlatıldı ve CHP'nin adayı Ekrem İmamoğlu için 'Rum', Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş içinse 'Makedon' denilerek, seçmene 'Türk değiller, oy vermeyin' mesajı verilmeye çalışıldı.

Her iki kampanya da ters tepti ve iki isim de seçildi. İstanbul'da, İmamoğlu'nun mazbatası 6 Mayıs'ta Yüksek Seçim Kurulu (YSK) tarafından iptal edildi. 

Tüm dünyada ırkçılık ve etnisiteye bağlı ayrıştırıcı politikalar artarken, Türkiye de bunun dışında kalmadı ve İmamoğlu'na yönelik 'afedersiniz Rum' propagandası AKP'li eski-yeni siyasi figürler tarafından kamuoyuna pompalanmaya devam edildi.

Bu yaklaşımla bir yandan Türk ve Türkçülük övülürken, bir yandan da toplumdaki 'farklı'lara yönelik nefret körüklendi.

Ancak, bugün AKP siyasetinin 'kutsal'ları ilan ettiği, tarihe damga vurmuş pek çok figürün 'Türk'le arasının pek de barışık olmadığı ortaya çıktı.

Sözcü Gazetesi yazarı Soner Yalçın, bugün muhafazakar-milliyetçi ideolojinin ceddi saydığı birçok ismin, Türkleri, tabiri yerindeyse 'tüm kötülüklerin anası' gibi görme eğilimi içinde olduğunu ispatlayan bir yazı kaleme aldı.

Yalçın, Yavuz Sultan Selim'in Türkleri 'eşek', Koçi Bey'in, 'mezhepsiz ecnebi', Hoca Saadettin'in 'leş, hilebaz ve aşağılık' gördüğünü yazdı.

Liste bu isimlerle de sınırlı değil, Türklere yönelik olumsuz düşüncelere sahip tarihi figürlerin listesi uzayıp gidiyor:

"Türk; Naima'ya göre, azgındı, çirkindi, kabaydı, cahildi… Türk; Nef-i'ye göre, Allah'ın irfan pınarını yasakladığıydı… Türk; Baki'ye göre, kabaydı… Türk; Hafız Çelebi'ye göre, baban bile olsa öldürülmesi gerekendi… Türk; Sadrazam Kuyucu Murat'a göre, başı vurulması gerekendi… Türk; Aksaraylı Kerimettin Mahmut'a göre, hunhar köpekti. Me'lundu… Türk; Merzifonlu Seyyit Abdurrahman Eşref'e göre, eşsiz bir gaddardı… Türk; Gelibolulu Mustafa Ali'ye göre, pasaklıydı, çirkindi…

Türk; Taşlıcalı Yahya'ya göre, soyu kuruyasıca idi… Türk; Büyükelçi Moralı Çuhadır Ahmet'e göre, hayvandan farkı olmayandı… Türk; Tokatlı Nuri'ye göre, şehir dili bilmez hayvandı… Türk; Şeyhülislam Mustafa Sabri'ye göre, tiksinti duyulandı… Türk; Vahdettin'e göre, soyu, sopu, yurdu belirsiz cahiller sürüsüydü."

Yalçın, Türk'ün kendini nasıl gördüğü konusunun da pek iç açıcı olmadığını belirtti. Falih Rıfkı Atay'ın 'Suyu Arayan Adam' kitabındaki bir anıyı örnek verdi ve askere alınan köylülerin kendilerine Türk denildiğinde, 'estağfurullah' dediklerine dikkat çekti ve Atay'dan şu alıntıyı yaptı:

"...fakat ne çare ki bu 'biz Türk değil miyiz?' diye sorunca 'Estağfurullah' diye cevap verenlerin görünüşe göre Türk demek Kızılbaş demekti."

Yalçın, Mustafa Kemal Atatürk'le ilgili, "Osmanlı münevverlerinin Babıali'de “Türk” sözünü Arap aksanıyla ifade ederek “Terk” diye yazdıklarını unutmadı. (“Terk” sözcüğünün çoğulu Arapçada “Etrâk” demekti; ve Türklere, “İdrâki biidrak” - anlayışsız Türkler- diyorlardı!)" yorumunu yaptı.