Kas 23 2017

'Mağduriyet söyleminin sırtı sıvazlanıyor'

 

Türkiye siyasetini son yıllarda ele geçiren "mağduriyet söylemi" medyanın ve toplumun belli katmanlarının da günlük diline yerleşmiş vaziyette. 

Son örneklerinden birisi Sözcü Gazetesi'nin manşetinden "Mağdurlar Cumhuriyeti" başlığıyla verdiği, içeriğinde ise mağdurları sıraladığı ve arasına Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ı da eklediği, ironik bir yaklaşım da olabilir, haber.

Birikim Dergisi'ne konuyla ilgili yazan Tanıl Bora'ya göre ise, mağduriyet iddiaları göreceli yani birinin mağdur olduğunu iddia ettiği konu bir diğeri için aynı anlamı ifade etmiyor

Son olarak Erdoğan'ın istifaya zorladığı, Melih Gökçek dahil, belediye başkanları için de bir "mağduriyet" söylemi geliştiriliyor. Bora'ya göre, tam da bu yönüyle mağduriyet söylemi tekinsiz.

Bu söylemin toplumda yansıması ise, berber dükkanına "bayramda kimse mağdur olmasın diye gece de açığız" yazan dükkan sahibi olarak neşet ediyor. 

Bora'ya göre bu mağdur söyleminin sırtını sıvazlamak.

Beş yıldızlı otellerde yemek beğenmeyenler de "mağdur sıfatıyla" internette dert yanıyor. Ucu bucağı kaçmış bir mağduriyet silsilesi.

Cam film yasağı ile ilgili devreye giren Erdoğan'ın, "mağduriyet yaratmayın" talimatı da bu yaklaşımın net bir yansıması.

Bu noktada Bora'nın itirazı geliyor:

Belki, mağdur’un ‘yaşayan Türkçedeki’ kullanımında, hak ve menfaat sahibi anlamı ile, sadece haksızlığa değil gadre uğrayanı, gaddarlıktan muzdarip olanı anlatan arasındaki farkın, ziyadesiyle stratejik olduğunu düşünebiliriz.

Hem, bir kayıptan –veya kayıp olarak takdim edilenden, edilebilenden– menfaat üretme kabiliyeti bakımından stratejik; hem de, en ağır gerçek mağduriyetleri, her nevi hak ve menfaat talebini kodlayan mağduriyet enflasyonizmi içinde tağşiş edebilmek bakımından stratejik.

Gerçek mağduriyetlerin, ağır gaddarlık eseri korkunç mağduriyetlerin görünmezliğini işitilmezliğini çoğaltan bir mağdur piyasası.

Dahası Bora, buradan siyasetin bir mağduriyet rejimi devşirdiğini kaydediyor.