Eyl 21 2019

Yeniden tutuklanan Figen Yüksekdağ: Adaleti herkes için istemedikçe demokrasi gelmez

HDP Eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, yaklaşık üç yıldır cezaevinde tutuklu yargılanıyor. Savcılığın hakkında soruşturma açması sonucu mahkeme dün Selahattin Demirtaş ile birlikte yeniden tutuklanmasına karar verdi. 

Bu tutuklama öncesi cezaevinden Evrensel  gazetesinden Meltem Akyol'un sorularını yanıtlayan Figen Yüksekdağ *Adaleti herkes için istemedikçe demokrasi gelmez" diyor. 

AKP'nin neden gerilediğiyle ilgili soruya Yüksekdağ, şu yanıtı verdi:

"Çıplak zor ve baskı politikalarıyla, yasama, yürütme, yargı ve medya organları üzerinde kurduğu tahakkümle ömür sürdüren bir iktidardır AKP. Ağır yenilgi aldığı seçim sonuçlarını bir tarafa bırakalım, son kamuoyu yoklamaları sadece AKP’ye değil, Erdoğan’a verilen desteğin de dramatik biçimde düştüğünü gösteriyor. Saray iktidarının 2015 7 Haziran seçimleri sürecinde başlattığı Kürt sorununda çözüm masasını devirme, savaş, gerilim, kutuplaştırma, darbe, OHAL çizgisinin doğal sonucu burasıdır. Evet, bu çizgi iktidarın ömrünü zoraki de olsa uzattı ama muhalefetin alanını da genişletti; dahası artık zorla rıza üretme taktiğinin sonuna gelindi. Korku kaleleri eskisi gibi iş görmüyor. Dün toplumun büyük bir kesimi AKP ve Erdoğan’ı bir istikrar ve güvence unsuru olarak görüyordu; bugün doğrudan istikrarsızlığın, kriz ve kaosun müsebbibi olarak görülüyor. AKP durmadan “Ben olmazsam kriz olur, kaos olur” propagandasıyla oy aldı ama toplum artık AKP olduğu için kriz ve kaosun bitmediğini biliyor."

Türkiye’de başkanlık rejimi ya da hakim tanımlamayla partili cumhurbaşkanlığı modelinin tutmadığını dile getiren Yüksekdağ, "Zaten bir zorlamaydı; sistem en fazlasından yarı yarıya bir kabul oranıyla topluma dayatıldı. Sonucu Türkiye’nin ortadan ikiye bölünmesi, memleketin yarısını düşman bilmesi ve son iki yıldır yarattığı bu kutuplaşma üzerinden iktidarını sürdürmesiydi. Son dönemde bu denge çok belirgin biçimde başkan-tek adam yönetimi istemeyenlerin lehine bozuldu" ifadelerini kullandı. 

Figen Yüksekdağ'a göre ülkenin bugün en fazla ihtiyaç duyduğu gelişme yeni bir çözüm süreci. "Bu gerçek her gün yeniden doğrulanıyor ve kendini dayatıyor" diyen Yüksekdağ devam etti: 

"Bugün yaşanan ekonomik, siyasal krizin, bölgesel ve dünyasal düzeydeki stratejik kırılma ve çıkışsızlığın temel nedeni Kürt sorunundaki çözümsüzlük, 2013-15 arasındaki barış ve müzakere sürecinden dönülmüş olmasıdır. Sayın Öcalan’ın mesajı ve açlık grevlerinin ardından İmralı’daki katı tecridin kırılmış olması, tabii ki yeni bir çözüm sürecine dair umut ve beklentileri artırdı.

Kısa vadede bir çözüm sürecinin başlamayacağı zaten konunun temel muhatapları tarafından ifade edildi. Çözümün önündeki temel engel olan iktidarın tavrı değişmediği müddetçe orta vadede de mümkün olmaz. Ama Türkiye’nin artık kaybedecek zamanı kalmadı. İktidar halklarımızı çok büyük bir savaş, yıkım ve yok oluş mecrasına sürüklüyor. Düşünün, bu ülkede emeklilik hakkını, insanca yaşanacak ücret hakkını isteyen işçiye, emekçiye “Siz bir kurşunun kaç para olduğunu biliyor musunuz” diye soran bir cumhurbaşkanından bahsediyoruz. Bugün esas olarak çözümün önündeki siyasi engelleri kaldırmamız gerekiyor anlayacağınız. Yoksa tırmandırılan bütün nefrete, ırkçılığa, yaşanan ağır kayıplara rağmen halklarımız yeni bir sürece hazır ve en karşı pozisyonda

CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu'nun, 9 yıl 8 ay ceza almasıyla ilgili Yüksekdağ, "Benim de Canan Kaftancıoğlu’nun mahkeme salonunda okuduğu şiir kulaklarımda... Bir de nerede olursa olsun haklılığına güvenen ve savunan kadınları yenemeyeceklerini biliyorum. AKP’nin yargı operasyonuyla verilen hapis cezası ise İstanbul’da haklı olanların ve hak edenlerin kazanmasını hazmedemeyen iktidar siyasetinin intikamıdır. Bugün kendi içlerinde bile yargıyı alet ederek yaptıkları bu operasyonu açıklayamıyorlar. Yani güya Canan Hanım’ı cezalandırdılar ama kendi hukuksuzlukları, gayrimeşru yaklaşımları teşhir oldu daha fazla. Bu saldırganlığa karşı bütün toplumsal kesimlerin hukuken de siyaseten de tepkisini ortaya koyması gerekiyor. Buradan ben de selamlarımı ve tutuklu kadın siyasetçi arkadaşlarım adına dayanışma dileklerimizi iletiyorum" ifadelerini kullandı. 

Röportajın tamamına buradan ulaşabilirsiniz