Deniz Öz
Kas 20 2018

Arkadaşlarının gözünden Yiğit Aksakoğlu: Kutuplaşmaları kesen biriyken, kutuplaşmanın kurbanı seçildi

“Bütün şehir eğer çocuklar için güvenliyse, herkes için güvenlidir.”

Böyle diyordu bir tweetinde Yiğit Aksakoğlu. Erken çocukluk dönemine odaklanarak önemli çalışmalar yapan Hollanda merkezli Bernard van Leer Vakfı’nın Türkiye Temsilcisi olan Aksakoğlu, Anadolu Kültür Merkezi’ne yapılan operasyonda gözaltına alınan 13 kişiden biriydi.

“Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs” iddiasıyla da tutuklandı.

Mahkeme kararında tutuklanma gerekçesine ilişkin ise şu ifadeler kullanıldı:

“Her ne kadar toplantıların içeriğine ulaşılamamış ve karanlıkta kalan yönleri olsa da iletişimin tespiti tutanaklarında bu toplantıların Gezi’den sonra tekrar sivil itaatsizlik ve şiddetsiz eylem adı altında yeniden çeşitli gösteri ve eylemlerin yapılmasına yönelik birtakım eğitimler ve konuşmalar düzenlendiği kanaatine ulaşıldığı (…)”

Sivil toplum dünyasının yakından tanıdığı bir isim olan Aksakoğlu, sivil toplum faaliyetlerine 1990’larda üniversite öğrencisiyken katıldığı AEGEE (Avrupa Öğrencileri Genel Forumu) bünyesinde yürüttüğü Avrupa bütünleşmesi, gençlik katılımı ve iyi yönetişim çalışmalarıyla başladı.

Yıldız Teknik Üniversitesi'nden mezuniyeti sonrası yüksek lisansını London School of Economics’te Sivil Toplum Kuruluşları Yönetimi alanında tamamladı. TESEV (Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı) ve İstanbul Bilgi Üniversitesi STK Eğitim ve Araştırma Biriminde profesyonel olarak çalıştı.

Üniversitede çalıştığı 2003-2008 arasındaki dönemde “Savunuculuk ve Politikaları Etkileme” ve “Proje Yönetimi” dersleri ve eğitimleri verdi. Yine bu dönemde hazırladığı “Savunuculuk ve Politikaları Etkileme” ile “STK’lar için Proje Teklifi Hazırlama” başlıklı kitapları kaleme aldı.

2013’ten bu yana ülkenin her yanında saygın yerel STK’lar ve belediyelerle işbirliği içinde, 0-3 yaş beyin gelişimi ve erken çocukluk alanında çalışmalar yürüten Hollanda merkezli Bernard van Leer Vakfına danışmanlık yapıyor ve hali hazırda aynı vakfın Türkiye temsilciliği görevini yürütüyor.

Aksakoğlu en son 0-3 yaş çocuklar ile ilgili ‘İstanbul95’ adlı bir proje geliştirdi. İstanbul 95’in adı üç yaşındaki sağlıklı bir çocuğun boyu olan 95 cm’den geliyor. Program, 95 cm boyundaki bir çocuğun gözüyle kente bakmak, kent planlaması yapmak, kamu hizmetleri ve altyapı açısından yaratacağı farklara dikkat çekmeyi amaçlıyor.

Bu kapsamda da AKP’li Beyoğlu ve Sultanbeyli belediyeleri ile CHP’li Maltepe ve Sarıyer belediyeleriyle ortak çalışmalar yürütülüyordu. Prof. Dr. Feyza Çorapçı liderliğindeki Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji Bölümü de bu çalışmaya destek veriyordu. Bu kapsamda ilgili belediye ilçelerinde aile ziyaretleri gerçekleştiriliyor, annelere bebeğin beslenmesinin yanı sıra bebeklere nasıl bilişsel ve sosyal beceri kazandırılacağına ilişkin de eğitimler veriliyordu.

Aksakoğlu’nun çocuk haklarının yanı sıra sivil toplum alanındaki çalışmalarından biri de asker haklarına ilişkindi. Türkiye’de zorunlu askerlik sırasında yaşanan hak ihlallerine dikkat çeken bir inisiyatif olan Asker Hakları Platformu da Aksakoğlu’nun desteğiyle kuruldu.

Aksakoğlu asker haklarına ilişkin defalarca Meclis’e gidip, çoğunluğunu AKP’lilerin oluşturduğu milletvekilleriyle görüştü. Aksakoğlu’nun kim olduğunu ve ne tür çalışmalar yaptığını bir de onu tanıyan arkadaşlarından dinledik.

Bize Aksakoğlu’nu ilk anlatan kişi, uzun yıllardır Roman hakları için mücadele eden Roman Hakları Forumu Üyesi Hacer Foggo.

Yiğit Aksakoğlu ile bir sivil eğitiminde tanıştıklarını söyleyen Foggo şunları ifade ediyor:

“Benim için çok iyi bir insan hakları eğitmeni. Çocuk hakları, erken çocukluk dönemiyle ilgili çalışmalar yapıyordu. Sivil toplum alanında çok az diyebileceğimiz uzmanlaşmış insanlardan biri. Çünkü sivil toplumda açıklık, şeffaflık, hesap verilebilirlik çok önemli. Yiğit bu konuda uzman biriydi. Küçük büyük demeden bütün sivil toplum örgütlerine eğitim verdi. Ben de çok şey öğrendim ondan. Bu nedenle içeride bir saniye bile durmaması gerekiyor.

Tam tersine kaldığı yoldan, özellikle çocuklarla ilgili hiçbirimizin çalışmadığı erken çocukluk dönemiyle ilgili belediyelerle ilgili yaptığı çalışmalar çok önemli. Hemen görevinin başına geçmesi gerekiyor, çünkü bu ülke hepimizin ve Yiğit’in bizim görmediğimiz sorunların çözümüyle ilgili çok büyük katkısı olduğunu düşünüyorum.”

Asker Hakları Platformu Temsilcisi Tolga İslam da, bu inisiyatifi 2011 yılında Yiğit Aksakoğlu ile beraber kurduklarını belirtiyor.

İslam, “Türkiye’de herkesin bildiği ama hiç kimsenin elini sürmediği, herkesi direkt ya da dolaylı olarak da etkileyen bir meseleydi. 2011 yılında Yiğit’le yolumuz kesişti, 2011’den sonra da birkaç yıl boyunca ikimizin de hayatının merkezinde yer aldı. Tamamen gönüllü olarak yaptığımız bir çalışmaydı. Bu çalışma da başarılı oldu, görünür oldu” diyor.

Asker hakları için Aksakoğlu’yla Ankara’ya Meclis’e gittiklerini, çoğunluğu AKP’li olmak üzere birçok milletvekili ve İnsan Hakları İnceleme Komisyonu temsilcileriyle görüştüklerini anlatan İslam, “Meclis’e raporlar sunduk, bunun üzerine hükümet olumlu adımlar attı. Bu alanda iyileşmeler yaşandı. Bütün bu süreçte Yiğit üç dört kişilik çekirdek kadromuzdan biriydi. Bu inisiyatif Yiğit’in katkılarıyla çok daha büyük ivme kazandı ve bu sayede geniş kitlelere ulaşabildik” diye anlatıyor.

Zorunlu askerlik sırasında yaşanan hak ihlallerini Türkiye gündemine taşıdıklarını ifade eden İslam, şunları söylüyor:

“Yıllardır herkesin bildiği hiç kimsenin bir şey yapmadığı bir meseleydi. Bu konuda iki rapor yazdık. Yiğit hepsinde vardı. Neden tutuklandığını anlayamadık. Bu toplum için bir şeyler yapmak isteyen, zamanını buna harcayan, kişisel zamanından harcayarak toplum için bir şeyler yapmaya çalışan bir insandan bahsediyoruz. Ödüllendirilmesi gereken bir insan ama maalesef akıl almaz bir durum yaşıyoruz.”

Gazeteci Melis Alphan da uzun süredir çocuk hakları konusunda yazan biri olduğunu hatırlatıyor.

Yiğit Aksakoğlu sayesinde erken çocukluk dönemine ilişkin farkındalık kazandığını belirten Alphan şunları anlatıyor:

“Yiğit Aksakoğlu çocuk hakları konusunda çalışan, sivil topluma katkıda bulunmuş birisi. 0-3 yaş arası, erken çocukluk dönemi olarak tanımlanıyor. O bu dönemde çocuğun sadece istismar açısından değil, ihtiyaçları, beyin gelişimi, ailenin eğitimi gibi bütün bunlarda farkındalık sağlamama vesile olan bir insan.

Kendisinden bu konularda çok şey öğrendim ve kendisi vesilesiyle birçok eğitime katıldım. Bu konularda benim gözümü açtı. Dolayısıyla bana çok büyük katkısı oldu. Eksik olan taraflarımı onun sayesinde tamamladığımı söyleyebilirim. Dolayısıyla çok önemli ve değerli bir insan.”

Eğitim Reformu Girişimi Batuhan Aydagül de Türkiye’de erken çocukluk gelişimi döneminin henüz yeni bir alan olduğunu söylüyor ve Yiğit Aksakoğlu’nun da bu döneme ilişkin önemli çalışmalar yaptığını vurguluyor:

“Yiğit erken çocukluk döneminde okul öncesi odağının da ötesinde özellikle informal, yani yaygın eğitim alanında daha dezavantajlı çocuklara dokunan işlerin yapılmasında önemli rol oynadı. Mevsimlik tarım işçileri, sokak çocukları gibi kesimlerin erken çocukluk gelişiminden yararlanması için önemli, yararlı ve yenilikçi işler yaptı. Bunun da üstüne Türkiye’de belki daha zor olan bir işi başardı. Yerel yönetimleri de bu işin içerisine çekmeyi becerdi, ekip olarak yaptılar bunu. İstanbul95 gibi çalışmalar çok kıymetli.”

Aydagül, Yiğit Aksakoğlu’nun demokrat ve herkesle işbirliği yapabilen biri olduğuna dikkat çekiyor ve şöyle devam ediyor:

“Kutuplaşmaları kesen, kutuplaşmaların üstüne geçen, insanlarla kim oldukları değil de ne düşündükleri ve ortaya koydukları görüşlerin temelinde diyalog kuran biri. Belki de en önemlisi şiddeti reddetmiş bir sivil toplum emekçisi olarak itiraz etmenin bir hak olduğunu ama bu hakkı da barışçıl yöntemlerle yapma konusunda hepimize örnek olmuş bir arkadaşımız. İnsanlar onu hak savunucusu olarak tanırken, onun erken çocukluk dönemi gelişimine ilişkin yaptığı çalışmaların çok önemi var.

Çünkü hem veriyi işin içine katıyor hem katılımcılığı getiriyor, zor bir alana değiniyor. Böyle bir adaletsizliği hak etmiyor. Türkiye’de adaletsizliğin dokunduğu insanların ne kadar değerli olduğunu, bunların da topluma ne kadar iyi işler yaptığını bilmemiz ve farkında olmamız da önemli.”

Hakikat Hafıza ve Adalet Merkezi Üyesi Kerem Çiftçioğlu da Yiğit Aksakoğlu ile 2005 yılında katıldığı Bilgi Üniversitesi STK Eğitim Araştırma Merkezi'nin düzenlediği bir eğitim programında tanıştıklarını söylüyor.

Çiftçioğlu, “Sivil toplum çalışmalarına yeni başladığım o tarihlerde programın eğitmenlerinden biri de Yiğit'ti. Yiğit'le daha sonra bu eğitimin sınırlarını çok aşan bir ahbaplığımız gelişti. Dostluğumuzun derinleşmesi 2011 yıllarında, Türkiye'de zorunlu askerliğini yapanların yaşadığı kötü muameleye karşı o tarihlerde yürüttüğümüz savunuculuk faaliyetleriyle başladı. Hayatımızın en yoğun ve bir o kadar da heyecan verici dönemini bir kader ortaklığı içinde yaşadık” diyor.

Yiğit Aksakoğlu ile beraber zorunlu askerlik yapanların şikâyetlerini TBMM İnsan Hakları Komisyonu'na taşıdıklarını anlatan Çiftçioğlu, şunları söylüyor:

“Komisyon başkanları ile yakın ilişki içinde çalıştık. Birçok defa Meclis’e gittik, çoğunluğu AK Partili birçok vekille görüştük. Yiğit'in daha kıdemli bir sivil toplum profesyoneli olarak hem bu çalışmalarda, hem genel anlamda bana çok emeği geçti. Hayatımdaki etkisi sivil toplumun çok ötesinde, hiphop müzikten kutu oyunlarına kadar çok çeşitli konulara taştı. Kendisine yaşatılan bu haksızlığın bir an önce sona ermesini istiyorum.”

Yurttaşlık Derneği Üyesi Ebru Uzpeder, Yiğit Aksakoğlu’nun sivil toplum dünyasının yakından tanıdığı bir isim olduğunu belirtiyor.

Aksakoğlu’nun Yurttaşlık Derneği’nin çalışmalarına da zaman zaman katıldığını ifade eden Uzpeder, “Resmi bir üyemiz değil ama çalışmalarımıza katılır. Sivil toplum örgütlerinin kapasitelerinin güçlendirilmesiyle ilgili ya da proje döngüsü ve proje yönetimiyle ilgili eğitim faaliyetlerimizde Yiğit Aksakoğlu da eğitmen olarak yer aldı. Son dönemde çocuk haklarıyla çalışıyordu. İşini özveriyle yapan, kibar ve kendisinden yardım istendiğinde kimseyi geri çevirmeyen bir insandır” diyor.

KHK ile kapatılan Gündem Çocuk Derneği’nden Ezgi Koman da şunları söylüyor:

“Yiğit, Bernard van Leer’de çalışıyor. Erken çocukluk dönemi çok önemli, çok özel bir dönem. Bu dönemin gelişmesi için de hakikaten çok önemli çalışmalar yapan birisiydi Yiğit.”