Sezin Öney
Kas 12 2017

İsmail Kahraman: Milli Talebe Birliği'nden "Noel Baba"lığa

7 Haziran 2015 genel seçimlerinin "yan etkilerinden" biri olarak, siyasetin popüler simalarından biri haline dönüşüvermişti İsmail Kahraman. Bu seçimlerden koalisyonsuz bir hükümet çıkamaması ama ertesinde siyasetin şapkasından bir sürü marifet çıkmasının sonucu Türkiye Millet Meclisi Başkanı makamına gelmişti. Başkanlık sisteminin oturtulması dönemindeyse, AK Parti'nin "metal yorgunluğunun", rahatça oturduğu koluğundan kaldırıp emekliye yolladıklarından birine dönüştü.

Üstelik de, 22 Kasım'da resmen sona erecek TBMM Başkanlığı görevinin son günlerinde, siyaset tarihinin arşivlerine doğru ilerlerken onu uğurlayan, hakkında çıkan "Sanki Noel Baba" başlıklı haberler oldu.

Muhafazakâr, "yerli ve milli" yönlerini ön plana çıkarmayı seven Kahraman'ın "Noel Babalığı", TBMM Başkanlığı döneminde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan dâhil, devletteki herkesi geride bırakan "hediye harcamalarından" kaynaklanıyor.Birgün gazetesinden Nurcan Gökdemir'in, 10 Kasım tarihli haberinden öğrendiğimize göre, Kahraman'ın Meclis Başkanı olarak, 2016 yılında yaptığı hediye harcaması, 2 milyon 753 bin liralık bir meblağ ile rekor düzeyde. Gökdemir'in haberi aynen şöyle:

"Milletvekillerine gönderdiği ‘40 Hadis’ kitabı, 15 Temmuz albümleri, dizüstü bilgisayar gibi hediyeleriyle diğer Meclis Başkanlarından farklı tutumuyla dikkat çeken İsmail Kahraman, devletin ‘hediye dağıtma rekortmeni’ çıktı.

Yaptığı harcamalarla en çok tartışılan kurumlarından olan Cumhurbaşkanlığı, hediye dağıtmada Meclis’in gerisinde kaldı. TBMM Başkanı İsmail Kahraman, 2016 yılında 2 milyon 753 bin liralık harcama ile hediye dağıtma rekorunu kırarken, Cumhurbaşkanı ve AKP Lideri Erdoğan 1 milyon 396 bin liralık harcama ile ikinci sıraya yerleşti.


Kahraman, 2016 yılında 2 milyon 757 bin liralık ödeneğin tamamına yakınını harcayıp 2017’ye sadece 3 bin 694 lira devretti. Başbakanlık ise ‘hediye bonkörü’ bu iki kurumun çok gerisinde kaldı. Başbakanlık 155 bin 700 liralık ödenekten 123 bin 840 liralık hediye satın aldı."

İsmail Kahraman Schulz
İsmail Kahraman, darbe girişimi sonrası, Avrupa Parlamentosu Başkanı Martin Schulz'u TBMM'de gezdiriyor. (AFP)

Hediye meselesi, zaten Başbakan Ahmet Davutoğlu döneminde yayınlanan 2007/3 sayılı Başbakanlık genelgesi nedeniyle zaten netameli bir konu. Bu genelge net olarak şöyle diyor: 

"Uluslararası toplantılar ile milli bayramlar hariç, açılış, konferans, seminer, yıldönümü ve benzeri kutlama ve organizasyonlara ilişkin faaliyetler nedeniyle gezi, kokteyl, yemek ve benzeri davetler düzenlenmeyecek, hediye ve diğer adlar altında ödeme... mevzuat gerekleri dışında, kurum ve kuruluşların tasarrufları altında bulunan kaynaklardan plaket, hatıra, hediye, eşantiyon türü işler yaptırılmayacaktır."

Ancak, bu genelge, Davutoğlu'nun başbakanlığı dönemi bittikten sonra sık sık  "istisnalar" bahane edilerek çiğnendi. Ancak, "Noel Babalık" gündeme gelmeden önce de, Kahraman'ın "başını yakacak daha ciddi başka meseleler" ayyuka çıkmıştı. Odatv'nin, 12 Eylül 2017'de "Kim bu yurtdışına kaçan Fethullahçı damat" manşeti kastettiğimiz. Odatv'nin bu haberi şöyle diyordu:

"Haberimizin aktörleri; tarihi öneme sahip bir koltuktaki isim ile onun damadı. 

İddia o ki, 15 Temmuz'dan sonra "el konulan" FETÖ hastanelerinden birinin ortaklarından biri de bu "damat." 

Bu el koymayla birlikte, damat çocuğunu da alarak yurtdışına kaçıyor. 

Hatta öyle ki, eşinden de boşandığı konuşuluyor. 

İşte tüm bunlar olunca... 

Yani hem damadın FETÖ ilişkisi çıkınca, hem kaçmasıyla birlikte torundan da uzak kalınca, kayınpeder hastalanıyor."

İsmail Kahraman Erdogan
(REUTERS)

Üç gün sonra, 15 Eylül 2017'de Odatv, bu sefer de, "O isim Meclis Başkanı İsmail Kahraman'ın damadı mı" başlıklı bir haber yaptı. Ve haberde şöyle dendi:

"İlk haberimizde isim vermedik, ama peşini de bırakmadık, fikri takip yaptık. 

Kulislerde konuşulan isim; TBMM Başkanı İsmail Kahraman ve "damat" Sinan Yıldırım idi.  

TBMM Başkanı İsmail Kahraman'ı da, TMSF tarafından Central Hospital'in başına yeni atanan Yılmaz Şener'i aradık.  

3 gün boyunca defalarca not bıraktık, konuyu anlattık. 

Ancak, Meclis Başkanı Kahraman da, FETÖ'den el konulan hastanenin "kayyum" yöneticisi Şener de telefonlarımıza çıkmadı, dönüş yapmadı. 

Eğer konuşsaydık, kendilerine şu soruları soracaktık:

- İstanbul'daki Central Hospital'in ortaklarından biri, TBMM Başkanı İsmail Kahraman'ın damadı mıydı?

- O damadın adı Sinan Yıldırım mıydı?

- "Damat" Sinan Yıldırım, hastaneye FETÖ'den el konulma sürecinde yurtdışına mı kaçtı?

- Damat kaçarken yanında çocuğunu da götürdü mü?

- Damat bu süreçte İsmail Kahraman'ın kızıyla boşandı mı?

- Tüm bu sürecin sıkıntıları İsmail Kahraman'ın hastalanmasına mı neden oldu?

- FETÖ'den el konulan hastanenin başına, TMSF Fon Kurulu Üyesi Yılmaz Şener atandı. Central Hospital'in yeni Yönetim Kurulu Başkanı Şener, İsmail Kahraman'ın ağabeyi Rüştü Kahraman'ın damadı mı? Yani, hastane bir "damattan" bir diğer "damada" mı devredildi?"

İsmail Kahraman Biden
İsmail Kahraman, ABD Eski Başkan Yardımcısı Joe Biden ile beraber (AFP)

Odatv'nin haberleri, sadece medyada da kalmadı; CHP İstanbul Milletvekili Eren Erdem, bir soru önergesiyle konuyu TBMM'ye taşıdı. Erdem'in soru önergesinde Odatv'nin haberindeki sualler aynen Başbakan Binali Yıldırım'a yönlendiriliyordu. İktidar kanadında pek renk verilmedi; 7 Kasım'daki AK Parti Merkez Yürütme Kurulu'nda, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın TBMM Başkanlığı'na "tamam mı, devam mı" kararını Kahraman'ın kendisine bıraktığı ifade edilmişti.  8 Kasım'da da, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Kahraman'ın "sürpriz Beştepe zirvesi" ertesi, "görüşmede, 12 Kasım'da başlayacak adaylık süreci ve 20 Kasım'da yapılacak Meclis Başkanlığı seçimi konusu ele alındı" denilip konu muğlak bırakılmıştı. Haftasonu ise, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın AK Parti grup başkan vekilleri ile İstanbul'da bir araya gelerek, kimin Meclis Başkanı olacağına karar verdiği söyleniyor.

Oysa, 15 Temmuz darbe girişimi ertesinde bile, Cumhurbaşkanı'nın en çok Kahraman'ı dinlediği iddia ediliyordu. Yeniçağ gazetesi yazarı Ahmet Takan, Başbakan Binali Yıldırım ile eski başbakan Mesut Yılmaz'ın 15 Temmuz'dan hemen sonraki bir görüşmesinde, Yıldırım'ın, Yılmaz'a, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı kastederek, "Kimseyi dinlemez. Şu sıralarda sadece İsmail Abi'yi (TBMM Başkanı İsmail Kahraman) dinliyor. O da 2 dakika." dediğini öne sürmüştü.

Kahraman'ın yakın zamana kadar Erdoğan için kıymetli bir isim olduğuna şüphe yok. TBMM Başkanlığı'na gelişi de, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın desteğiyle mümkün olmuştu: Kahraman, TBMM Başkanı seçildiğinde, AK Parti'nin çiçeği burnunda ilk dönem vekillerinden biriydi. 5 dönem, yani 13 yıl aradan sonra milletvekilliğine dönmüş ve 1 Kasım 2015 seçimleriyle beraber ilk kez AK Parti'den İstanbul Birinci Bölge temsilcisi olarak birinci sıradan aday olmuştu. AK Parti'de daha önce Merkez Disiplin Kurulu Başkanlığı görevinde bulunan Kahraman, teşkilat veya partide aktif görevlerden daha çok, "vakıfsal"; yani "fikirsel", "kültürel" ve "ideolojik" çalışmalarda bulunuyordu. Kahraman'a,  2009 yılında Türkiye Milli Kültür Vakfı'nın 40. yılında "40 Vakıf İnsana Vefa" programı çerçevesinde  "Vakıf İnsan Ödülü" verilmişti. AK Parti isminin de mucidi olduğu iddia ediliyor.

Kahraman'ın "vakıfsal" çalışmaları, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Geliştirme Vakfı Kurucular Kurulu Başkanlığı, İlim Yayma Cemiyeti ve İş Dünyası Vakfı Yüksek İstişare Kurulu üyeliği yapmak gibi örneklerden oluşuyor. Siyaset ve kısa bürokrasi yaşamı da şöyle: Kahraman, 1974 yılında Çalışma Bakanlığında, bakan müşavirliği yapmıştı. 1995 ve 1999 milletvekili genel seçimlerinde Refah ve Fazilet partilerinden milletvekili oldu; 54. Türkiye Hükümeti olan Refah ve Doğru Yol Partileri koalisyonunda da Kültür Bakanlığı görevini yürüttü.

Tabii, Kahraman'ın yönetiminde rol aldığı vakıflardan İlim Yayma Cemiyeti'nin onun hayatında ve düşünce çizgisinde apayrı bir yeri var. 1951'de faaliyete geçen vakfın kurucuları arasında Komünizmle Mücadele Derneği'nin ileri gelenleri de var. Tabii, muhafazakâr kanadın en önemli fikir bahçelerinden olan Karadeniz kökenli Komünizmle Mücadele Derneği, Soğuk Savaş'ın Türkiye'ye bir "hediyesi". ABD ve Ortadoğu'daki bazı ülkelerin istihbarat grupları tarafından desteklendiği iddia edilen bu dernek, sol hareketlere karşı girişilen bazı saldırıların da sorumlusu gösteriliyor. Fethullah Gülen'in de, bu derneğin kurucularından olduğu söyleniyor.

Kahraman'ın siyasi kökeninin geldiği Millî Türk Talebe Birliği (MTTB) de, aynı muhafazakâr damarın geliştiği başlıca kuruluş. Kahraman, iki kişinin öldürüldüğü yüzün üstünde kişinin yaralandığı 16 Şubat 1969’daki Kanlı Pazar’ın yaşandığı dönemde MTTB başkanıydı. MTTB'nin yayınlarında, "mücadele edilecek düşman" olarak, "komünistler", "eroinmanlar" ve "misyonerler", "düşman" gösteriliyordu. 1936'da Hatay'da "Türklere zulüm" yapıldığı iddiasıyla izinsiz miting, 1945'te Tan Matbaası'nın basılması, Irak'taki Türkmenler ve Batı Trakya'daki Türkler için faaliyetler, MTTB üyelerinin içinde yer aldığı "çalışmalar" idi. İstanbul'un fethinin 500. yılı törenleri de, MTTB için büyük sembolik önem taşıyan bir başka aktivite olarak örgüt tarihinde ön plana çıkmıştı. Bugün, her ne kadar kökü bu kurumdan gelen siyasetçiler, kendilerini Adnan Menderes'in mirasçısı olarak adlandırsalar da, MTTB'nin 1960 Darbesi'ni desteklediğini de unutmamak gerek. İsmail Kahraman, MTTB'de 1967-69 arası genel başkanlık yaptı. Hürses gazetesi yazarı Fehmi Çalmuk, Kahraman’nın İstanbul Hukuk Fakültesi’nde öğrenciyken MTTB başkanlığına seçilmek için, "evli ve çocuğu olduğunu sakladığını" öne sürdü. 

Kahraman'ın MTTB başkanlığına bir de ideolojik yaklaşımı açısından bakalım. Nadire Mater'in kaleminden aktarırsak: "1967'de İsmail Kahraman'ın başkanlığında İslami unsurlar öne çıkmaya başlayacak, Atatürkçülük konusundaki duyarlılık da azalacaktı...MTTB’nin hedefi "ikinci Çanakkale zaferi"ydi; Fetih geceleri, Kıbrıs mitingi, Mehmet Akif Ersoy’u anma geceleri yapıldı. 1967 Nisanında İstanbul'da açılan Sovyetler Birliği çağdaş resim heykel sergisindeki Lenin heykeli protesto edildi, Temmuzda Papa VI. Paul'un Ayasofya'da diz çökerek dua etmesi üzerine bir grup MTTB'Ii de Ayasofya'da namaz kıldı."

Kahraman, genel başkanlığı devrederken yaptığı konuşmada şöyle diyordu:

"Karşılarında meselelerini halletmiş bir Türkiye görmek istemeyen, bundan korkan dış kuvvetler ve bu dış kuvvetlerin satılmışlık yahut aldatılmışlık neticesi organı veya maşası olmuş bazı iç kuvvetler bir şer cephesi halinde birleşmişlerdir. Dünya kurulduğundan beri süregelen ideolojik savaşın ezeli tarafları olan, iman ve şer cephelerinin çatışmasından galip çıkmak, hakkı galip kılmak zorundayız".

O günlerin mirası, belli ki Kahraman'ın bugünkü siyasi çizgisinde de etkili. Kahraman, TBMM Başkanı olarak Nisan 2016'da “Laiklik, yeni anayasada olmamalıdır” dediğinde tartışmalar yaratmıştı.Ve tabii, yarattığı başka bir polemik de, Che Guevera ile ilgili sarfettiği, "Güney Amerika'da faaliyette bulunan bir eşkıya, benim liseli gencimin yakasında, göğsünde olamaz, olmamalı" sözleri idi. Meclis Başkanlığı için rekabet ettiği Deniz Baykal ile beraber TBMM'nin en yaşlı üyesi olan İsmail Kahraman, son kertede ardında birçok polemik bırakarak gidiyor ve tabii birçok da hediye...