Beş soruda devletin parası 'projelere' nasıl akıyor?

Türkiye’de kamuoyu devletin bazı müteahhitlerle ortak yaptığı büyük projelere yönelik devlet garantilerini tartışmaya devam ediyor.

Devletin "yandaş" olarak nitelenen müteahhitlere verdiği garantilerin karşılanması devletin parasının bu projelere akmasına neden oluyor.

Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nın verilerine göre aralarında İstanbul Havalimanı, Yavuz Sultan Selim ve Osmangazi Köprüsü, Avrasya Tüneli ve şehir hastanelerinin olduğu büyük ölçekli projelere ayrılan ödenek, ülkenin birçok kurumuna ayrılan ödeneğin oldukça üzerinde.

Peki, kamu-özel işbirliği projelerine ne kadar ödenek ayrılıyor?

DW Türkçe'den Recep Oktay'ın haberine göre, adı geçen projeler için müteahhitlerle yapılan sözleşmelerde belli hedefler bulunuyor. Devlet bu hedeflerin tutmaması durumunda müteahhitlerin açığını kapatmayı taahhüt ediyor. İhtiyaç durumları sıklıkla tartışılan bu projeleri vatandaşın yeteri kadar kullanmaması da devletin mali kaynaklarının bu müteahhitlere gitmesine yol açıyor.

Devlet bu ödemeler için bütçe içinde hatırı sayılır bir kaynak ayırıyor. Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nın verilerine göre, Karayolları Genel Müdürlüğü’ne 2020 için ayrılan cari transfer rakamı 7,9 milyar TL civarında. Benzer büyüklükteki bir ödenek Sağlık Bakanlığı’nın sermaye giderleri için de ayrılıyor.

Bu projelere ayrılan kaynaklar diğer kurum bütçeleriyle karşılaştırıldığında ne düzeyde?

Kamu-özel işbirliği projelerine yönelik garanti ödemeleri için ayrılan kaynak ülkenin birçok kurumuna ayrılan bütçeleri de geride bırakıyor. Bütçe rakamlarına göre ülkenin bilim kurumu TÜBİTAK’a ayrılan bütçenin tamamı 3,7 milyar TL civarında. Böylelikle 2019 bütçesinden sadece karayollarındaki projelere ayrılan kaynak TÜBİTAK’a ayrılan kaynağın iki katından fazla.

Türkiye’de devlet bu projeleri tek başına yapamaz mıydı?

Türkiye'de hatırı sayılır bir ödenek ayrılan bu projelerin işlevleri tartışmalı hale gelirken kamuoyunda bir diğer önemli soru devletin bunları tek başına yapıp yapamayacağı noktasında öne çıkıyor.

Son resmi veriler kamu-özel işbirliği projelerinin yatırım tutarlarıyla sözleşme değerlerinin arasında ciddi bir makas olduğunu ortaya koyuyor. 2019’u da içeren son 10 yıla bakıldığında kamu-özel işbirliği projelerinde toplam yatırım tutarı 50,6 milyar dolar civarında. Buna karşın sözleşme değerlerinin ise 111,3 milyar dolar olduğu görülüyor.

Kamuoyunda söz konusu projeler için devletin kasasından fazla para çıkması rahatsızlık yaratan unsurlardan biri olarak öne çıkıyor. Rakamlar böyleyken kamunun bu projeleri kendi başına yapabileceği de çokça ifade ediliyor.

Türkiye bu projelere devam edecek mi?

Öte yandan garanti ödemeleri dolayısıyla tartışılan kamu-özel işbirliği projelerinden vazgeçilmeye başlandığına ilişkin sinyaller de geliyor. Dünya Bankası’nın ilgili rakamlarına göre Türkiye’de 2019 yılında kamu-özel işbirliği projeleri önceki yıllara göre çok sert düşüş gösterdi.

Türkiye’de 2014-2018 yılları arasında ortalama yıllık 13,5 milyar dolarlık kamu-özel işbirliği projesi gerçekleştirilirken, 2019 yılında sadece 103 milyon dolarlık proje gerçekleştirildi.

Veriler proje adetlerinde de sert düşüşler yaşandığına işaret etti. Buna göre 2014-2018 yılları arasında yıllık ortalama 12 proje gerçekleştirilirken, 2019’da sadece iki kamu-özel işbirliği projesi hayata geçti.

Daha önce kamu-özel projelerini tercih eden karar alıcılar şimdi ne düşünüyor?

Veriler Türkiye'nin 2019'da bu tip projelerinde sert bir gerileme yaşandığını gösterirken karar alıcılardan gelen açıklamalar da bu projelerin gelecekte daha az kullanılacağına işaret ediyor.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca bakanlığın bütçe sunumunda yaptığı açıklamada önümüzdeki dönemde yapılacak 10 şehir hastanesinin kamu-özel işbirliği yerine genel bütçe kaynaklarıyla yapılacağını belirtmişti.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan da Kanal İstanbul projesiyle ilgili olarak gerekirse merkezi bütçeden finansman sağlanacağını ifade etmişti.