Orhan Kemal Cengiz: 'Türkiye'deki yabancı Protestanlar sistematik bir şekilde hedef alınıyor'

Protestan Kiliseler Derneği'nin hazırladığı 2020 Hak İhlalleri İzleme raporu, Türkiye'deki yabancı Protestanların sistematik bir hak ihlali ile karşı karşıya kaldıklarını ortaya koydu.

Raporda şu hususlar dikkat çekti:

"2020 yılında yabancı uyruklu din görevlileri ve topluluk üyelerine yönelik sınır dışı etme, Türkiye’ye girişe izin verilmeme ve oturum izni / vize vermeme vakaları çok yoğun şekilde yaşanmaya devam etmiştir. Birçok topluluk çok zor durumda kalmıştır. Ayrıca yabancı uyruklu Protestan toplumu üyeleri haklı olarak her an Türkiye’den gönderilme endişesi yaşamaktadır.

Bu tip vakalar uzun yıllardır aralıklarla yaşanmaktaydı ancak 2019 Ocak ayından itibaren Derneğimiz tarafından  kayıt tutulmaya başlanmıştır. 2019 yılında bu duruma maruz kalan 35 yabancı uyruklu Protestan’a ek olarak 2020 yılında da pandemi koşullarına rağmen 30 kişi eklenmiştir."

Sınır dışı edilen bazı Protestanların avukatlığını da yapan insan hakları hukukçusu Orhan Kemal Cengiz, Protestanların sistematik bir baskıya maruz kaldıklarını söyledi.

Konuşa Konuşa'da Gülten Sarı'nın konuğu olan Cengiz, "Türkiye'de uzun yıllardır yaşayan yabancı Protestanları hedef alan bir uygulama ile karşı karşıyayız. Ortada çok büyük bir sorun var. Yaygın ve sistematik bir hak ihlali söz konusu" dedi.

Cengiz'in açıklamalarının satır başları şöyle:

"Rahip Brunson'un Türkiye'de tutuklanması Protestan topluluk üzerinde bir travma etkisi yaratmış durumda. Bu anlamdaki hak ihlallerine karşı suskunluğu besliyor bu durum. Benim bildiğim 70 aile var bu duruma maruz kalan. Neye maruz kaldıklarını da açıklamamız lazım. Bir ülke düşünün, 30-35 sene yaşıyorsunuz.

Bir gün Türkiye'ye gelmek için başka bir ülkeden ayrılıyorsunuz. Size deniyor ki 'pasaportunuzun üzerinde N82 kodu var.' Siz anlamıyorsunuz nedir bu diye. Avukatınız diyor ki, 'ulusal güvenlik aleyhine faaliyette bulunmuşsunuz' ve bunu da MİT'in bir raporuna dayandırıyorlar ve ondan sonra bir daha Türkiye'ye giremiyorsunuz. İnsanların maruz bırakıldığı şey bu. Eşlerden birinin başına bu gelince diğer eş de pılıyı pırtıyı toplayıp gitmek zorunda kalıyor. Ben bu yapılanı çok acımasız ve vicdansızca buluyorum. Ciddi bir etik, vicdani, ahlaki bir problem var burada.

Yargı ayağına geldiğimizde de hukuk tanımaz bir durumla karşı karşıya kalıyorsunuz. Ülkeye giriş yasağı ve N82 kodu iptal edilsin diye açılan davada bu kişilere yöneltilen suçlamanın ne olduğunu hiçbir şekilde öğrenemiyorsunuz. Mahkemede, 'istihbarat raporları gizlidir, bu dosyaya girmez' deniliyor. Hukuk anlamında da sizi bir gölge boksuna zorluyorlar. Bu raporlar İdare Mahkemeleri dosyalarına girmeden hüküm veriyor. Burada hukuk devletinin çok ciddi bir şekilde aşınmasına tanık oluyoruz."