'Brunson serbest kalacak söylentisi ABD stratejisi çıktı'

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın New York'taki Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantıları sırasında, ABD Başkanı Donald Trump ile biraraya gelmemesi, Türkiye'de ev hapsinde tutulan Rahip Andrew Brunson'un serbest kalacağı iddiaları ile birleşince ortaya kafa karıştıran bir sonuç çıktı. 

Erdoğan'ın temasları sürerken, The Wall Street Journal Gazetesi'nde Brunson'un 12 Ekim'deki duruşmada serbest bırakılabileceğine dair bir haber yayımlandı. Haber, bir Türk yetkiliye dayandırılıyordu ancak hem Ankara'nın görüşme için zemin yokladığı Erdoğan-Trump buluşması gerçekleşmedi hem de ABD tarafı yeni bir pazarlığa kapalı olduğu mesajını iletti. 

Bu konuda bir yazı kaleme alan Hürriyet Gazetesi Washington Temsilcisi Cansu Çamlıbel, Erdoğan ile Trump'ın tesadüfen karşılaşıp selamlaşmaları dışında bir temasları olmadığını hatırlattı ve ekledi:

"Türk kamuoyunda biraz da yanlış iletişim stratejisi nedeniyle gereksiz bir biçimde gündemde tutulan ‘görüşürlerse rahip krizi çözülür’ beklentisi geldiğimiz nokta itibarıyla tamamen boşa düşmüş durumda.

Edindiğim bilgilere göre Ankara her şeye rağmen, Erdoğan’ın New York ziyareti öncesinde iki lider arasında bir görüşme olup olamayacağı konusunda zemin yokladı ve olumsuz yanıt aldı.

Gayri resmi bir sohbetin dahi gerçekleşmemiş olması da sadece denk gelmemelerinden kaynaklanmıyor. Amerikan tarafı son haftalardaki diplomatik temaslarda Ankara’ya defaatle şu mesajı verdi: ‘Eğer Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan koşulsuz şartsız Türkiye’de tutuklu Amerikalı Pastör Andrew Brunson’ın serbest kalacağı müjdesini vermeyecekse konuşmalarının bir anlamı yok.’ Türk tarafı böyle bir taahhütte bulunmadığı gibi meselenin geçen Temmuz ayındaki gibi Mehmet Hakan Atilla’ın iadesi ile Halkbank’a yönelik olası cezadan vazgeçilmesini de kapsayacak şekilde müzakere edilmesi gerektiği yönündeki tavrını korudu."

WSJ'deki haberde ABD'li bir yetkilinin sessizlik stratejisi tavsiyesinde bulunduğunu, Erdoğan’ın BM mesaisine henüz başladığı saatlerde Pompeo'nun da Brunson’ın önümüzdeki ay içinde bırakılabileceğini söylediğine dikkat çeken Çamlıbel, "Bunu söylerken bir vurgusu daha vardı ki Türk tarafında kaşların kalkmasına neden oldu. ‘Bu hafta bazı görüşmeler olabilir ama biz zaten onlara söyleyeceğimizi söyledik’ diyordu. Yani Pompeo, herhangi bir pazarlığa kapalı olduklarını üst perdeden hem de kamuoyu önünde ilan ediyordu" yorumunu yaptı. 

Erdoğan'ın heyetinde Brunson'un gerçekten de serbest bırakılıp bırakılmayacağına dair nabız yokladığına değinen Çamlıbel, gözlemlerini şöyle paylaştı:

"Bakanından, danışmanına, büyükelçisine istisnasız herkes ‘bizim bildiğimiz bir şey yok’ diyordu. Üst düzey isimlerle yaptığım ‘off the record’ sohbetlerden edindiğim izlenim şu oldu; Türk heyeti ABD tarafının ‘Brunson bırakılacak’ haberleri yaymasının Türkiye üzerinde baskıyı arttırma taktiğinin bir parçası olduğuna inanıyordu. 

İşin özeti Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kısa New York ziyareti, iki taraf arasında Brunson meselesinde var olan uçurumu aşacak herhangi bir gelişmeye sahne olmadı. Trump ile Erdoğan zaten görüşmedi de son haftalarda İdlib krizi nedeniyle defalarca telefonda konuşan Pompeo ile Çavuşoğlu dahi New York’ta yüz yüze bir ikili görüşme yapmadı.

Trump yönetimi, Andrew Brunson ile Mehmet Hakan Atilla’nın takası anlamına gelecek eş zamanlı bir formüle kesinlikle kapıyı kapatmış durumda. ‘Brunson’ı bırakın, sizin taleplerinizi sonra değerlendiririz’ havasındalar. Ve bu yeni değil. ABD tarafı, Temmuz ayındaki pazarlıkların Brunson’ın ev hapsine gönderilmesiyle birlikte çökmesinin ardından ABD bu pozisyondan milim geri adım atmadı.

Ankara önümüzdeki iki hafta içinde şapkadan tavşan çıkartmayı başaramazsa yeni yaptırımlar kapıda."

Yazının tamamını buradan okuyabilirsiniz