Tem 29 2018

‘Brunson’la takas fikri kimden çıktı?’

İzmir’de tutuklu bulunduğu cezaevinden ev hapsine alınan Rahip Brunson üzerinden ABD’den gelen peş peşe yaptırım tehditleri Türkiye’nin 1 numaralı gündem maddesi.

Hükümet yetkililerinden açıklama gelirken Cumhurbaşkanı Erdoğan da üç gün sonra “Yaptırımlar ile Türkiye’ye geri adım attıramazsınız” açıklaması yaptı. 

Erdoğan, Brunson'ın serbest kalması karşılığında ABD Başkanı Trump’ın İsrail'de tutuklu bulunan Türkiye vatandaşı Ebru Özkan'ın Türkiye'ye dönmesi için aracı olduğu iddiasını kısmi olarak doğruladı. Trump’tan Özkan için yardımcı olmasını istediğini söyleyen Erdoğan, Brunson pazarlığı olmadığını söyledi.

Peki, Brunson’la takas pazarlığının perde arkasında aslında neler yaşandı?

Bu konu hakkında henüz net bir yanıt olmasa da Aslı Aydıntaşbaş, Cumhuriyet’teki yazısında, “Nedendir bilmiyoruz, iki başkent prensipte anlaşmışken son dakikada iş yattı. Anlaşma, Andrew Brunson’un serbest kalarak ülkesine dönmesi karşılığında New York’taki davada ceza alan Halkbank yetkilisi Hakan Atilla’nın Türkiye’ye iadesiydi. Ama olmadı” diyor ve ekliyor:

“Ankara, ABD’nin adım atmadığını, Washington ise son dakikada Türkiye’nin ek taleplerle geldiğini iddia ediyor. Her durumda ciddi bir kriz.”

Aydıntaşbaş’a göre hâlâ iki ülke arasında bir pazarlık marjı söz konusu…

“Brunson işinin ise bu noktadan sonra Ankara açısından getirisi değil götürüsü var” görüşünü savunuyor Aydıntaşbaş. “Tabii burada haksızlık yapmamak adına önemli bir bilgi paylaşmak isterim. Brunson üzerinden takas pazarlığı fikri, ilk olarak Ankara’dan değil, Reza Zarrab ABD’de tutuklandıktan sonra avukat olarak tuttuğu eski New York Belediye Başkanı Rudy Giuliani’den çıkmıştı” diye de ekliyor daha sonra. 

“Diyebiliriz ki, ortalığı bulandıran Giuliani oldu” görüşünü dile getiren Aydıntaşbaş, sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Tevatür o ki, ‘Trump’un dostu’ kartvizitiyle Ankara’ya gelip Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan randevu talep eden Giuliani, ‘Brunson karşılığı Zarrab’ fikrini ortaya atan isimdi. O zamana kadar kimsenin aklında takas yoktu. Tahminim, Erdoğan’ın ‘Al papazı ver papazı’ cümlesini kullanması da, bu gezinin hemen ardından oldu. Aradan geçen zamanda Zarrab çoktan FBI ile anlaştı, güme giden Hakan Atilla oldu. Daha sonra Brunson Amerikan kamuoyunda önemli bir sembole dönüşünce, Amerikalılar takas işini Hakan Atilla ile yapmayı teklif etti. Ancak sürecin çok uzaması ve havada uçuşan tehditler, bugün itibarıyla tehlikeli bir durumla karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor.” 

Aydıntaşbaş’a göre Ankara tarafından Türk-Amerikan ilişkilerinde bir al-ver vesilesi olarak görünen olay, artık pimi çekilmiş bir bomba. Türkiye açısından sorun net. Zaten Beyaz Saray, silah şirketleri ve ABD Dışişleri Bakanlığı dışında Washington’da Türkiye’deki hükümetin pek seveni yok. Kongre ve kamuoyu, çoktandır karşısında. Şimdi Ankara, Beyaz Saray ve Trump’la da arayı bozuyor. 

ABD Başkanı Donald Trump ve Başkan Yardımcısı Mike Pence’in Twitter’dan yazdıklarına dikkat çeken Aydıntaşbaş, “Bunun bir adım ötesi ‘yaptırım’” derken “Belli ki Trump ve Pence’in söz ettiği, Kongre’deki F-35 ya da S-400 yaptırım tasarıları değil, bambaşka bir durum” notunu düşüyor.