Türk siyaseti Türk ekonomisi gibi, risk çok yüksek – Yektan Türkyılmaz

Türkiye tarihinin en büyük rejim krizini yaşamakta. Daha önce yaşanan krizler parlamenter sistem içinde çözülürken 15 Temmuz darbe girişimi sonrası geçilen Cumhurbaşkanlığı Sistemi ile Türkiye çok hızlı bir çöküşe gitti. Bunda yolsuzluklardan dolayı derinleşen açmazın daha da büyümesi bir etken oldu. 

Gidişat programında Ergun Babahan, Yektan Türkyılmaz ile yaşanan süreci değerlendirdi. Programa Babahan, "Ekonominin bırakıldığı akrabanın yani damat Berat Albayrak’ın sadece Hazine ve Maliya Bakanı’ndan daha güçlü olduğu, Kültür ve Turizm Bakanı’nın Turkuvaz Medya Grubu CEO’su Serhat Albayrak’ın kontenjanından seçilmesi, Sağlık Bakanı’nın Emine Erdoğan kontenjanı olduğu yönünde söylentiler var.

Türkiye’nin içine düştüğü ekonomik bunalımda bütün dünya eksi faize giderken radikal bir faiz artışı yapıldı. Şu an dünyanın hiçbir yerinde olmayan şekilde faiz yüzde 15 oldu. Bu sadece ekonominin değil rejimin, devletin krizi oldu. 

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan’ın ne olduğu belirsiz “hukuk reform” çıkışlarına karşılık MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, organize suç örgütü lideri Alaattin Çakıcı’nın CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik tehditlerine arka çıktı" sözleriyle başladı. Arkasından ikilinin konuşması şu şekilde deavm etti.

Yektan Türkyılmaz: Mafya devleti mi belli değil. Bir yönden mafya devleti diyebilirsiniz, bir yönden kabile devleti de diyebilirsiniz. Bence kabile ya da aşiretleşen bir devlet daha makul. Bunu şu anlamda söylüyorum, anladığımız kadarıyla, sezdiğimiz kadarıyla, sezdiğimiz kadarıyla çünkü bilgi akışının hiç olmadığı, Türkiye siyasi tarihinde bilinmesi gerekenlerin hiç bilinmediği, bilinmemesi gerekenlerin aşikar olduğu bir dönem yaşamamıştır. 

Mafya, 90’ların karanlık güçleri, polis nerede buluşuyor bunları biliyoruz. Bakanlar ne diyor, Merkez Bankası ne düşünüyor, sayılar ne anlatıyor bilmiyoruz. Bütün söylediklerimiz bir bilgi eksikliği noktasında geçiyor ama en azından aşiretleştiği görünüyor. Ne anlamda aşiretleşiyor? Ufak ufak zümreler oluşmuş durumda. Bir Erdoğan var. Erdoğan’ın dörtlü bir ittifak yapısı vardı. Neydi bu çevre, bir nepotistik yani eş, dost, akraba çevresi. İkincisi Sünni gruplar, işte cemaatler, entelektüeller vs. Üçüncüsü Merkez sağ fırsatçı ekip. Dördüncüsü AKP’li olmayarak çıkarları doğrultusunda AKP’ye eklemlenmiş gruplar. Bunlar da MHP, BBP, ismi konmamış ortakları Vatan Partisi bir de eski Kemalist bürokrasinin Avrasyacı kesimi. Ancak bunlar dışında bilmediklerimiz var.

Ergun Babahan: Nereden olduğunu bilmediğimiz Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar var.

Yektan Türkyılmaz: Akar dışında parti içinde hangi partiden olduklarını bilmediklerimiz var. Süleyman Soylu gibi.

Ergun Babahan: O MHP, Mehmet Ağar kontenjanından olduğunu biliyoruz.

Yektan Türkyılmaz: Onu biliyoruz ama demek istediğim şu, öncelikle eski büyük gruplar yok. İlk Merkez sağ gitti.

Ergun Babahan: Kentli İslamcılar gitti.

Yektan Türkyılmaz: Kentli İslamcılar gitti. Sonra en olmayacak oldu. Bu gruplar gittiği zaman nepolistik çevrenin rolü büyüyordu. Aile son bir yılda hiç duymadığımız kadar öne geçti. Erdoğan’ın gücü paylaşmayı sevmediğini biliyoruz. Gücü sadece yakınlarıyla yani ailesiyle ve özellikle de Albayrak ailesiyle paylaşıyordu. Şunu artık biliyoruz Albayrak sadece ekonominin başında değildi. Bir yanıyla medyanın başındalar. Bir yanında yargının bir kısmına hükmediyorlar. Özellikle İstanbul’da çok güçlü oldukları biliniyor. Emniyet içinde güçlü oldukları söyleniyor. Ayrıca yurtdışı ilişkileri, Trump’ın damasıyla olan ilişkilerinden yurtdışı balantıları güçlüydü. Şimdi büyük grupların gitmesiyle baskının arttığı nepotistik çevre ortadan çatladı. Çatladığı yer Erdoğan’ın en fazla güç paylaştığı kişi nepotistik bloğu terk etti. 

Bu bloğun içindeki en ilginç kesim dördüncü yani AKP’li olmayıp AKP’ye taktiksel grup. Bunlar çok ilginç bir durumda Erdoğan güçten düşse güçleniyor, güçlense de güçleniyor. Şimdi Erdoğan’ın güçlenmesiyle, bürokraside zaten bir boşluk vardı, Erdoğan güçlenince buradaki her noktadan yararlanıyorlar. Güçten düştükçe Erdoğan’ın bu gruplara bağımlılığı artıyor. Nepotistik çevre çatırdıyor MHP’den ses geliyor. Bence bunlar hiç de birbirinden alakasız değil. Artık Erdoğan çevresi ve MHP çevresi farklı konular üzerinde kafa yormaya başlıyorlar. MHP iktidara mı oynuyor belli değil ama kamuoyuna bu sistemin esas patronu benim mesajını açıktan veriyor. 

Mesela Çakıcı olayında tek tavır alan Twitter oldu, o da tweeti sildi. Cumhur İttifakı’nın Millet İttifakı’nı bölmeye çalıştığını duyuyorduk ama şu an farklı bir noktadayız.

Ergun Babahan: Bu şuna benziyor anlaşamayan bir karı koca var ama çocukları hatırına boşanmıyorlar. 

Yektan Türkyılmaz: Belki de ayrıldılar ama yasal işlemleri yapmıyorlar. 

Ergun Babahan: Bu noktada Erdoğan’ın eski kadroya dönüp kendini kurtarmaya çalıştığını görüyoruz ilginç bir şekilde. Daha ağabeylere, akçeli işlerden uzak kalmış kişilere mi dönmeye çalışıyor?

Yektan Türkyılmaz: Ben bu çatırdamayı Eylül’den beri öngörüyordum. Neden öngördüğüme gelirsek, Türkiye krizleri krizle çözen bir ülke ve krizlerin aralığı kısalıyor. Krizlerin şiddeti artıyor ve repertuvar genişliyor. Artık krizler farklı alanlarda oluyor. Dolan bir bardak ABD seçimleriyle taştı ve yepyeni bir tablo ile karşılaştı hükümet. Şu an otobanda bir U dönüşü yapıyor AKP. Diğer yola geçmiyor yani. Eskileri getiriyor. Şu an rejimin en azından AKP parçasının yaşadığı şey, parçalanıp düşüyor. Şimdi reform açıklaması yapan bir partinin üç açıklamasını yan yana koyduğunuz zaman ne olduğunun anlaşılması lazım.

Ergun Babahan. Veya elinde bir paket olması lazım. Bir açıklama yapınca en azından 10 ilke saymak lazım. Hukuk reformu yapacağız deniyor ama hiçbir şey denmiyor. 

Yektan Türkyılmaz: Cemil Çiçek çıkıyor bizden reform beklemeyin diyor. Bizim ilk önce hak yoluna dönmemiz gerek diyor. Arınç çıkıyor diyor ki reformlar, sanki reform paketi hazır, Recep Bey ne yapacağını çok iyi biliyor.

Ergun Babahan: Bir tek KHK’lıları dışarıda bırakıyor özellikle.

Yektan Türkyılmaz: Mehmet İhsan Arslan’a baktığınız zamansa baya ürünün arkasından konuşur gibi konuşuyor. Kısaca bunca şeyden sonra bize kimse güvenmez diyor. Sistematik bir yanlışlar bütünü olarak görüyor.

Ergun Babahan: Orada en çarpıcı olan Arınç’ın, Kürtler olmadan iki bloğunda çoğunluk sağlayamayacağını söylemesiydi İstanbul seçimleri üzerinden. 

Yektan Türkyılmaz: Bülent Arınç eski ekipten muhalefete pek güven vermeyen bir isim. Gezi sonrası yaptığı açıklamaları hatırlayacak mısınız? Sonra bir özgül ağırlık. Erdoğan’ın yüzünün arlanıp da söyleyemeyeceği şeyleri söyleyecek bir ağız buluyor Arınç ile. Biden açıklamalarında önce Putin’in tebrik etmesi beklendi. Türk siyaseti Türk ekonomisi gibi, risk çok yüksek.

Biden konusunda Biden’ın bir şey yapmasına gerek yok. İşlerini yapanları serbest bırakması ve süreci devam ettirmesi yetiyor Türkiye’ye. Arınç üzerinden bir ortam da yoklanıyor. Sizin ortaklarınız Türkiye’nin karanlık güçleri ve orta yere Kürtleri atıyorsunuz. Kürt hareketinin bu görüşmelerden bir haberi de yok. Sizin ortağınız en Kürt karşıtı grup ve sizin bu tartışmanın ortasına Kürtleri atmanız demek, Kürtleri hedef göstermeniz anlamına gelir. Kapalı kapılar arkasında görüşmeler var mı bilemeyiz ama size kim güvensin? Kürtler nasıl güvensiz size? Kürtler artık bir süreç başlayıp da bitmediği zaman başlangıca değil çok daha geriye gidildiğini görüyor. Bu çok vahim bir durum. 

Ergun Babahan: Erdoğan Biden ile yeni bir düzene geçmek istiyorsa bunu MHP ile yapamaz. Şimdi Arınç’ın Kavala e Demirtaş çıkışı kendi tabanlarına Kürtler olmadan biz iktidar olamayız, onların içinde de Müslümanlar var demeye mi getiriyor?

Yektan Türkyılmaz: Bu bence çaresizlik. Bugün Kürtlere nasıl oy verdireceksiniz AKP’ye. MHP çok sakin gidiyor. Kanadı yok, grubu yok, bloğu yok. Bir bütün. Diğer yanda ise panik halinde AKP. Uzun süre İYİ Parti ile ortaklık yapmaya çalıştı ama olmadı. Sonra Hulusi Akar açılımı şu bu bozdu dedi. Şimdi daha büyük bir ittifaktan, Türkiye ittifakından söz ediliyor. Bu yüzme bilmeyen birinin derin suda elini yukarı uzatmasına benziyor. İmdat istiyor. Birisi beni nereden tutsam elimde kalan durumdan kurtarabilir mi diyor. Bu kişi yüzme bilmiyor, derin suda ve çırpınıyor. Ona kim el uzatırsa onu aşağı çekecek. Bu kuvvetle muhtemel bir şey. 

Ergun Babahan: AKP’den çok Erdoğan yardım eli uzatıyor. Anlaşılan Atlantik ittifakına karşı, karşısında dört yıl boyunca göreceği, Trump ile bölünmüş o ittifaka karşı iyi durdu. Ancak Fransa’nın ABD ile ilişkileri iyi bir noktada ve Türkiye’ye karşı Avrupa’da öne çıkıyor. Bunun bir endişesi yaşanıyor. Türkiye şu an dünya ülkeleri içinde korona aşısı yapamayacak tek tük ülkelerden biri. Türkiye’nin çıkışı nedir? 

Yektan Türkyılmaz: İttiak Terakki gibi kurucu olmayıp bir ara dönem, parantez parantez dediler ya bu 20 yıl parantez olabilir. Türkiye’de daha eskiye götürebilsek de 1826’dan başlatalım, o günden beri ademi merkeziyetçilik, gücün paylaşılması önerisiyle gelip sonrasında despotlaşan liderler. Bu hep böyle oldu. Şimdi bazı analistler Erdoğan’ın ve AKP’nin pragmatist oluşuna ve manevra yapma gücüne güveniyorlar. Ben burada manevra yapabileceğine inanan bir lider göremiyorum, can havliyle her ihtimali deniyor. 

Ergun Babahan: Erdoğan her hangi bir lider değil. Arkasında büyük yoksulluk dosyaları olan, kendisi ve ailesi için endişelenen bir lider. Sonrasında Rusya’ya mı gidecek? 

Yektan Türkyılmaz: Şu an yumuşak bir manevra mümkün değil. Bir de bütün kapıları kendiniz kapatıp, lütfen kapıları açar mısınız diyorsunuz. Hukuk reformu yapacağım diyorsunuz ama daha bir ay önce Anayasa Mahkemesi’nin kararını bir alt mahkeme tanımadı ve Erdoğan bunu onayladı. 

Ergun Babahan: Arınç açıklamalar yaptı, ertesi sabah Diyarbakır’da büyük bir operasyon yapıldı. Ayrıca kamu görevlileri Arınç’a hakaretamiz tweetler attı. 

Yektan Türkyılmaz: Albayrak’ın mektubu üzerinden söyleyecek olursak at izi ile it izinin birbirine karıştığı da bir durum. 31 Mart sonrasında MHP, AKP içinde kendine yakın gruplar buluyor. 31 Mart sonrası post Erdoğan dönemi yaşanıyor dedim. Bunun sebebi Erdoğan’ın 31 Mart sonrası kendi partisi içinde çatlak sesleri susturabilme gücünü kaybetmesi nedeniyleydi. Erdoğan artık bağırdığı zaman herkesi yerine oturtan bir lider olmaktan uzaklaştı. Biz peş peşe savaşlar görmesek bu parçalanışı daha erken görürdük. Bence Berat Albayrak’ın mektubu bu rejimin çöküş sürecine girdiğinin ifadesidir. Bu süreçte bir çok yol var ama yön tek. Ben Erdoğan’ın bu noktadan sonra başka yöne gidebileceğini düşünmüyorum. Nihai çöküşü, ne olacağını bilemiyoruz. Demokratik rejimlerde bir iktidarın sonu nasıl oluyorsa bu iktidarın sonunun öyle olmayacağını biliyoruz.  

Şu an her şey ürkütücü görünüyor. Bu nasıl gidecek? Sokak güçleri, ordusu, SADAT’ı, mafyası çok ürkütücü tabii. Ben seküler, demokrat kesimler için büyük bir fırsat olduğunu da düşünüyorum çünkü 150yıllık sarmalı ilk kez yıkabilecek bir noktaya gelmiş olabiliriz. 

Son söz olarak, Erdoğan çıraklıkla başladı, kalfa, usta oldu ama enkaz olarak gidiyor.