Türkiye, Suriyeli Kürtlere yeni bir saldırı için hazırlık mı yapıyor?

ABD'de devam eden geçiş kargaşasının ortasında, Türkiye, önümüzdeki birkaç hafta içinde kuzeydoğu Suriye'de Kürtlerin liderliğindeki Suriye Demokratik Güçlerini (SDG) bir kez daha vurmak için uygun bir an olduğunun hesabı içinde olabilir. 

Ekim ayı sonlarında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, SDG'ye karşı yeni bir askeri operasyon başlatma tehdidinde bulundu. 

Açıkça SDG’ye atıfta bulunarak, "Suriye sınırımız boyunca kontrolümüz altında olmayan bölgelerde terör örgütünün varlığının ve ülkemize yönelik tehditlerin artmaya devam ettiğini görüyoruz" dedi.

"Bize verilen sözler yerine getirilmedikçe ve oradaki tüm teröristler belirlediğimiz çizginin dışına çıkmadıkça, gerekli gördüğümüzde harekete geçmemiz için meşru bir nedenimiz olduğunu yinelemek isterim."

"Türkiye, gerekirse tüm terör örgütlerini Suriye'den temizlemek için yeterli güce sahiptir."

Ekim ayı başlarında, Türkiye Parlamentosu, TSK’nın hem Suriye, hem de Irak'taki sınır ötesi operasyonlarının görev süresini 30 Ekim 2021'e kadar uzatan bir tasarıyı onayladı.

Ekim 2019'da ABD Başkanı Donald Trump, Erdoğan ile yaptığı telefon görüşmesinin ardından ABD askerlerini Suriye sınırından tek taraflı olarak geri çekti. Bundan sadece birkaç gün sonra Türkiye, SDG'ye karşı binlerce sivili yerinden eden Barış Pınarı Harekatı operasyonunu başlattı. Rusya o ayın sonlarında ateşkes sağladığında, Türkiye ve Suriyeli milis vekilleri iki ana Suriye Kürt bölgesi Kobani ve Cezire arasında, bugün hala işgal altında tuttuğu Tel Abyad kasabası ile birlikte geniş bir araziyi ele geçirmişti. 

Suriye'nin kuzeydoğusundaki yerel halk, Türkiye'nin devam eden sınır ötesi bombardımanlarının, Ankara'nın yakın gelecekte başka bir saldırı başlatabileceğine işareti olmasından korktuklarını ifade ediyor. Türkiye ve milis vekilleri geçen yıldan itibaren 138'i yalnızca Tel Tamer kasabasında olmak üzere en az 800 ateşkes ihlali gerçekleştirdi. 

Ahval’a konuşan uzmanlar, Trump'ın görevden ayrılmasıyla Türkiye'nin Washington'daki geçiş sürecini, Biden yönetiminin işbirliği yapma konusundaki isteksizliği nedeniyle SDG'ye karşı başka bir operasyon başlatmak için kötüye kullanabileceğini söylüyor.

Oklahoma Üniversitesi Ortadoğu Araştırmaları Başkanı ve Suriyeli uzman Profesör Joshua Landis, "Türkiye, bu garip geçiş döneminde ABD'nin zayıflığından yararlanmaya çalışabilir. Başkan Trump, bölgedeki ABD askeri varlığını düşürmek istediğini ve "sonsuza dek süren savaşları" sona erdirmek istediğini açıkça belirtti" diyor.

Landis, "Başkan Biden’in dış politika ekibi henüz tam olarak yerine oturmuş değil, ancak Suriye'yi 'siyasi bir çözüm' zorlamak ve Kürtlere yardım etmek için ABD'nin Suriye'deki varlığını sürdürmesi gerektiği konusunda ısrar eden liberal şahinlerle çevrelendi" ifadelerini de kullanıyor.

Ayrıca başkan seçilen Joe Biden, Türk mevkidaşı ve Türk dış politikasını onaylamadığı yönünde sözler de söylemişti.

Landis, "Bu nedenle, Türk politika yapıcılar hücumun en iyi savunma olduğuna inanabilir" diyor.

Geçiş dönemi boyunca, Türkiye giden yönetimin Afganistan ve Irak'taki ABD askerlerinin sayısını azaltmakla meşgul olmasını "kendi avantajı için kullanabilir".

Landis, "Bu aynı zamanda Biden’ın çevresindeki politika yapıcıların Suriye Kürtlerine ve SDG'ye olan bağlılıklarını yeniden gözden geçirmelerine de yol açabilir. Kuzeydoğu Suriye konusunda Türkiye ile kavgaya sürüklenmek istemeyebilirler" diyor.

George Mason Üniversitesi'nden Türkiye uzmanı Süleyman Özeren de Erdoğan'ın önümüzdeki birkaç hafta içinde seçebileceği çok farklı iki yol öngörüyor. 

Birincisi, Erdoğan Türkiye'deki ekonomik kriz ve büyüyen iç siyasi muhalefete bakarak Kürtlere sunacağı yeni bir barış anlaşmasıyla herkesi şaşırtmaya karar verebilir.

Veya, Biden yönetimi ile müzakereler için "çıtayı yüksek tutmak" için Suriye'nin kuzeydoğusunda "daha fazla yol kat edebilir", aynı zamanda ülkedeki halk desteğini pekiştirmek için başka bir askeri operasyon başlatabilir.

Özeren, "İkincisini seçmesi kuvvetle muhtemel" diyor.

Ağustos 2016'dan bu yana Suriye'ye yönelik tüm sınır ötesi operasyonlarında olduğu gibi, Türkiye'nin Rusya'dan yeşil ışığa ihtiyacı olacak. Bunun nedeni, Rusya'nın Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'ı desteklemesi, Suriye'nin hava sahasının büyük bir bölümünü kontrol etmesi ve ABD'nin Ekim 2019'daki çekilmesinden bu yana Suriye'nin kuzeydoğusunda askeri bir varlığına sahip olmasıdır.

Özeren, Moskova'nın geçmişte olduğu gibi gelecekteki operasyonlara da yeşil ışık yakacağını tahmin ediyor.

"Biden’ın başkanlığı hem Rusya hem de Türkiye için daha karmaşık olacak, bu nedenle Rusların yaklaşmakta olan Biden yönetimi için bir karışıklık yaratmak amacıyla bu yeşil ışığı yakması makul olabilir" diyor.

Türkiye’nin yeniden kuzeydoğu Suriye'ye saldırması durumunda bu kez hangi bölgelere saldırıp işgal edeceği sorusu ortaya çıkıyor. Son operasyonda, Fırat Nehri'nin doğu yakasından Irak sınırına kadar uzanan SDG kontrolündeki bölgenin neredeyse üçte birini işgal etti.

Özeren, "Türkiye ve Suriyeli vekilleri, Tel Abyad ile Ras el Ayn arasındaki bölgeye ve Türkiye ile Suriye vekilleri ve Kürtler arasında fiili bir tampon bölge haline gelen Menbiç’e saldırıp işgal etmeye çalışabilir" diyor.

Dış Politika Araştırma Enstitüsü Araştırma Direktörü Aaron Stein ise Kürt kenti Kobani'nin “yıllardır çeşitli Türk haritalarında daire içine alınmış bir hedef” olduğuna işaret ediyor.

Kürt yanlısı Demokratik Halk Partisi'nin (HDP) Türkiye'deki Dışişleri Eşbaşkanı Hişyar Özsoy, Ahval’e geçtiğimiz günlerde verdiği röportajda, Kobani'nin Türkiye'nin bir sonraki hedefi olacağına dair şüphesini dile getirdi ve Rusya'nın "Türkiye'yi son iki yıldır Kobani'ye saldırmaya teşvik ettiğini" belirtiyor. Özsoy, “Türkiye şimdiye kadar sırf Amerikalılarla anlaşma yaptığı için saldırmadı. ABD yeşil ışık yakarsa, ertesi gün Türk ordusu Kobani'ye saldıracak" diyor. 

ABD hükümeti, Türkiye'nin bu bölgede daha fazla saldırı düzenlemesine resmen karşı çıkıyor.

Bir Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Ahval'e verdiği demeçte, "ABD'nin Türkiye tarafından kuzeydoğu Suriye'ye yapılacak herhangi bir yeni askeri harekata şiddetle karşı çıktığı konusunda çok net olduk. Bu, Türkiye'ye hem kamuoyu nezdinde, hem de özel olarak birçok kez iletildi" dedi. 

Sözcü, ABD'nin Ekim 2019 operasyonuna cevaben Türkiye'ye yaptırım uygulayarak Washington’un harekete karşı çıktığının sinyallerini verdiğini, ABD'nin "askeri operasyonlarını sona erdirmek için Türkiye'nin davranışında hızlı bir değişikliği teşvik etmeye" çalıştığını da sözlerine ekledi.

Washington Türkiye'nin, Suriye'nin kuzeydoğusunda herhangi bir yeni operasyon başlatmaktan kaçınmayı da içeren 17 Ekim ortak bildirisi kapsamındaki taahhütlerini yerine getirmesini bekliyor.

Sözcü, "Herhangi bir yeni saldırı, bölgesel istikrarı daha da zayıflatacak ve kötü niyetli aktörlere bu istikrarsızlığı kendi amaçları için kullanma fırsatları sağlayacaktır" dedi.

Stein, yakında "bir tür askeri harekat" olsaydı şaşırmazdı, ancak bundan sonra bir saldırı olmasını kesinlikle beklemiyor. 

"Bunların hepsi varsayımsal, ancak SDG'ye yönelik herhangi yeni bir saldırının Türkiye dışında herhangi bir yerde olması pek olası değil" diyor.