Peynir, yoğurt ve et: Bedensel ağrılara davetiye

Sağlığımız konusunda ezberler bozuluyor. Kış aylarında yorgun düşen bedenimizde kırmızı et ağrıları artırıyor. Sağlıklı beslenmenin anahtarı kabul edilen süt, peynir hatta yoğurt bağırsak yapımızı bozarak vücuda toksin yayılmasına neden oluyor.

Hastalıklardan korunmak için Romatolog Dr. Selda Öktem, kan testlerinde saklanan vitamin yetmezliğinin belirtilerini gösterdi.

Bu kış soğuklarıyla pek çok kişinin sağlığını tehdit etti. Yorgunluk insanları esir almış durumda, ağrılar artarken sağlıklı insanlar daha enerjik hissetmenin yollarını arıyor. İç Hastalıkları ve Romatoloji Uzmanı Doktor Selda Öktem’e son araştırmalara göre vücudumuzu desteklemenin yollarını sorduk:

Podcast yayınımızı dinlemek için ▶️ tuşuna basın

 

Hiç tükenmeyen enerji arayışını vitaminler karşılayabilir mi?

Güneş büyük bir enerji kaynağıdır. D vitamininin aktif hale geçmesini sağlar. Kış aylarında güneşin eksikliği bu açıdan çok hissedilir. Havaların soğuması, uyku saatlerimizin değişimi bizim hormonal sistemimizde de birtakım değişiklikler yapar.  Daha uykulu oluruz, enerjimiz düşer.

Bu nedenle farklı desteklere ihtiyaç duyarız ki bunların en başında da D vitamini geliyor. D vitamini yaz aylarında da kışın da yiyeceklerimiz yoluyla da almamız gerekir. Tabi burada enerji düşüklüğünün nedenlerini iyi belirlememiz gerekir; mevsime bağlı olabileceği gibi başka şeylerle de alakalı olabilir.

İyi beslenen birinin destekleyici tedaviye ya da vitaminlere ihtiyacı olur mu?

İyi beslenmek; karın doyurmak ya da aç kalmamak değil, dokularımızın ihtiyacı olan molekülleri yeterince alıp almadığımızdır. Yediklerimizle beraber A, B,C, D ve K vitaminlerini alabiliyor muyuz? Yeterince Kalsiyum, Fosfor, Magnezyum diğer elektrolitler, kıkırdak dokuların yapısında kullanılan hammaddeleri alabiliyor muyuz?

Günümüz koşulları için bunlara ne kadar dikkat ederseniz edin, yeterli olmuyor. Besinlerin içerikleri de çok değişti, yüzyıl önce yediğimiz elmadan sağladığımız faydayı artık alamıyoruz. Dışarıdan takviye almamız gerekiyor.

Kan testleri vitamin yetersizliklerimizi açıkça gösterir mi, hasta görüşmesine gerek kalmadan vitamin ihtiyacı belirlenebilir mi?

Kan testleri hiçbir zaman bir hastayı değerlendirmek için yeterli değildir. Teste baktığınızda normal sınırlar içinde görülen vitaminler yeterli işlem yapmayabilir. Kanda tamam olduğu halde dokularda eksik olabilir ki bunu ölçmenin imkânı yoktur.

Hastayı dinleyerek, beslenme şeklini öğrenerek, nasıl yatıp kalktığını, kaç saat uyuduğunu gün içinde egzersiz yapıp yapmadığını sorarak değerlendirebiliriz. Mesela bazen basit bir Koenzim Q10 desteği hastanın şikâyetlerini giderebilir.

Romatizmal hastalıklar ağrıyı çağrıştırır ve tam da romatizma mevsimindeyiz neler önerirsiniz?

Romatizmal ağrı hastada istirahat sırasında artar ve hareket etmeye başladıkça düzelebilir. Bu tip şikâyeti olan hastalarımızı tedavi ederken mutlaka beslenme istemlerini de düzenliyoruz. Romatizması olan hastaların ağrıları et yedikten sonra artar.

Kırmızı et neden ağrı yapıyor?

Eskiden hayvanlar doğal ortamda gezinerek otladıklarından vücutlarındaki toksinleri atabiliyorlardı. Ancak artık hayvan üretme çiftliklerinde yan yana dizilmiş önündeki GDO’lu yemleri yiyorlar.  Yağ dokusu bütün toksinlerin biriktiği bölgedir. Biz bunları patatesle ya da yanında üç gramlık otla tüketiyoruz.

Şahane beslendik zannederken çok güzel yoğunlaştırılmış toksin yiyoruz. Vücudumuza aldığımızda onlar iltihap moleküllerinin oluşumunu uyararak ağrıya neden oluyor. Benim romatizmam olmadığı halde kırmızı et yediğim zaman iki gün sırtım ağrıyor.

Süt ve süt ürünleri sağlıklı beslenmenin kaynağı olarak gösteriliyor, buna katılıyor musunuz?

Onlar da asidik madde içerdiklerinden romatizmal ağrıları artırıyor. Sütü mayaladığınızda yoğurt elde ediyorsunuz farklı bir maya kullandığınızda ise peynir oluyor. İşte bu mayalar bağırsak yüzeyine hasar veriyor. Sütün hiçbir zaman süt olarak tüketilmesini önermiyoruz. İnan oğlunun içebileceği tek süt, annesinin sütüdür.

İnek sütü inekler, keçi sütü de keçiler içindir. Onlar bizim için uygun değil. Zaman içinde vücudumuz ona verilen her gıdayı kendi bildiği yöntemlerle işlemeye çalışıyor ama belli bir süre sonra tıkanıyor. Bunu tolere edemez hale geliyor ve hastalıklar böyle ortaya çıkıyor.

Sizin kendi mutfağınızdan uzaklaştırdığınız başka gıdalar da var mı?

Gluten de benim başlıca düşmanlarımdan biridir. Ekmek yapımında kullanılan mayalar da buna dâhildir bağırsak yüzeyimizi bozarak toksinlerin vücudumuza sızmasına neden olur. Deney hayvanlarında farelere bağırsak yüzeylerini bozarak bazı testler yapmak istendiğinde gluten, maya, soya ya da süt verilerek bu tahribat sağlanır.

Kefir için de aynı tehlike var mı?

Kefir’in içinde probiyotikler olduğu için çok net bir şey söylemeyeceğim. Kişinin kendisi için özel olarak takip etmesini öneririm. Bazı insanlar iyi tolere edebilir bazıları edemez.

Hastalar kendilerini nasıl test edebilirler, hangi yiyeceklere duyarlı olduklarını nasıl fark edebilirler?

Beslenme sistemimiz özeldir herkesin kendine göre test etmesi gerekir. Bu nedenle ben hastalarıma altı hafta tüm bu gıdaları yasaklıyorum. Altı haftadan sonra birer hafta bu gıdaları teker teker denetiyorum. O kişinin vücudu kırmızı eti hiç tolere edemezken hindi eti rahatsızlık vermiyorsa o zaman daha çok hindi yiyin kırmızı eti azaltın diyorum. Bazı hastalar yoğurt yediğinde çok ciddi sorunlar ortaya çıkar, ama peynir yediğinde bu sorunlar yaşamayabilir. Nasıl kaşımız gözümüz birbirinden farklıysa bireysel bazda DNA’larımız da farklı. Bunu da deneme yanılma yöntemiyle anlayabilirler.