Tem 30 2019

Büyükada Rum Yetimhanesi raporu açıklandı: Kompleksin rehabilitasyonu için 40 milyon euro gerekiyor

Büyükada Rum Yetimhanesi Rehabilitasyonu için Europa Nostra ve Avrupa Yatırım Bankası Enstitüsü uzmanlarının hazırladığı rapor yayınlandı.

Avrupa’nın kültürel mirasının korunmasında öncü kurum olan Europa Nostra ve Avrupa Yatırım Bankası, bugün İstanbul’un ve Adalar’ın önemli bir parçası olan Büyükada Rum Yetimhanesi kompleksinin kurtarılması ve korunması için eylem planını içeren teknik ve mali raporu kamuoyuyla paylaştı. Büyükada Rum Yetimhanesi kompleksi, Europa Nostra Turkiye/Bizim Avrupa Derneği tarafından bu programa aday gösterilmesi üzerine, 2018 yılında Avrupa’nın Tehlike Altındaki 7 Kültürel Miras alanı arasına seçilmişti.

Rapor, 29-31 Mayıs 2019 tarihlerinde gerçekleştirilen, uzmanlardan oluşan bir heyetin, üç günlük Türkiye ziyareti sonuçları ve tarihi yapılarda deneyimli statik mühendisi Clive Dawson'ın Nisan 2019’da yapıyı yerinde inceleyerek ürettiği yapısal rapor esas alınarak hazırlandı. Avrupa Yatırım Bankası Enstitüsü, Europa Nostra ve Europa Nostra Türkiye’den kültürel miras ve finans alanından uzmanlardan oluşan heyet Yetimhaneyi yerinde ziyaret etti, ve yerel paydaşlarla ve yetkililerle görüşmeler yaptı. Ziyaret kapsamında Fener Rum Patrikhanesi, Ekümenik Patrik Hazretleri Bartholomeos, Adalar İlçesi Belediyesi Başkan yardımcıları ve Meclis Üyeleri, TC Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıklarını Koruma Kurulları Daire Başkanlığı, İstanbul 5. Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu üyeleri ve Türkiye’nin AB Büyükelçisi Christian Berger ile görüşüldü.

Raporda, yapının rehabilitasyonu için öneriler yer aldı. Kompleksin, Yetimhane ana yapısı ve ortaokul yapısıyla 15.000 metrekareden fazla alana sahip olduğu ve Avrupa’nın en büyük, dünyanın ise ikinci en büyük ahşap yapısı olarak kabul edildiği vurgulanarak,  tarihçesine dair şu ifadeler kullanıldı:

“Yetimhane, İstanbul’un önemli mimarı Alexander Vallaury tarafından, 19.  yüzyılın sonunda, lüks bir otel ve kumarhane olarak kullanılmak üzere inşa edilmiştir. 1903’te, yapının bu şekilde kullanılmasının mümkün olmaması üzerine yetimhane olarak kullanılması şartıyla Fener Rum Ortodoks Patrikhanesi’ne bağışlanmıştır. 1964’te kapanana kadar bu işlevini sürdürmüştür. O zamandan beri ihmal edilmiş olan ve geçirdiği yangın, 1999 depremi ve olumsuz hava koşulları gibi etkilerle zarar gören yapı giderek yıpranmıştır. Yapı bugün ağır hasarlı durumdadır ve bütünüyle çökme tehlikesi ile karşı karşıyadır.”

Yetimhanenin, hem ada (Büyükada/ Prinkipo) peyzajı içinde hem de denizden bakışta etkileyici bir görsellik sunduğu belirtilerek, “Eşsiz sanatsal ve estetik değerinin yanı sıra yapı, yapıldığı dönemin teknik becerilerine ve mimari tasarımına önemli bir örnek teşkil eder. Yetimhanenin, adanın mitolojisi içinde önemli yeri vardır ve ada sakinlerinin ortak hafızasında, özellikle İstanbullu Rumların zihinlerinde özel bir yere sahiptir” denildi.

Raporda bazı dikkat çekici bilgiler de yer aldı:

“Binalar, 1964'ten beri kullanılmamıştır, şu anda bir bakıcı/bekçi dışında alanda kimse yaşamamaktadır. Özellikle kış aylarında kötü hava koşulları (şiddetli yağışlar ve sert kuzey rüzgarları), Türkiye’nin 1999’da yaşadığı deprem ve bakımın yetersizliği binaları büyük ölçüde tahrip etmiş, bu da büyük ölçüde bozulma ve ciddi bir çökme riski ile sonuçlanmıştır.”

Projenin temel amacının, alanın geri kazanılması ve binaların güvenli bir hale getirilmesi olduğu belirtilen raporda, “Daha sonra, birkaç farklı kalıcı ve geçici kullanım biçimlerinin birleştirilmesi imkanı da sunan kompleks canlandırılacaktır. Esas amaç, tamamen orijinal durumuna geri getirmek değildir, yeni ve cazip kullanımlara adapte ederken, ayrıca son yıllarda geçirdiği bozulmaların izlerini mümkün olduğu ölçüde yok etmeden görünür kılmaktır” ifadelerine yer verildi.

Yetimhanenin korunması ve gelecekteki kullanımı için önerilen eylemler ve tavsiyeler de raporda ayrıntılı olarak yer aldı:

“● Halen çürümeye terk edilmiş durumda olduklarından, yapıları daha fazla bozulmaya karşı korumak için acil önleyici müdahaleler ivedilikle tasarlanmalı, planlanmalı ve uygulanmalıdır. Daha önce yapılmış olan Teknik İnceleme raporunda (Nisan 2019) sunulan teknik değerlendirme ve teklifler, bu konuda yapılmış diğer çalışmalarla birlikte ön müdahalelerin uygulamalarının planlanmasında temel olarak kullanılabilir. Bu uygulamanın tahmini maliyeti iki milyon euroya yakındır, bu bedel yapı sahibi olan Patrikhane’nin kendi kaynaklarıyla ve olası dış bağış destekleriyle gerçekleştirilebilir ve finanse edilebilir.

● Kurtarma projesinin ilk faaliyeti, Yetimhanenin gelecekteki kullanımı hakkında kesin bir konseptin geliştirilmesi olmalıdır. Öncelikli düşünce, herhangi bir siyasi yaklaşımdan bağımsız olarak Yetimhaneyi Çevre Enstitüsü ve İnançlar Arası Diyalog Merkezine dönüştürmektir. Bununla birlikte, projenin uygulanabilirliğini sağlamak için ve ihtiyaç duyulacağı açık olan geliri elde edebilmek için bununla uyumlu farklı kullanımların da bir arada düşünülmesi gerekli olacaktır. Bütün paydaşların bu sürece katılımı hayati önem taşımaktadır.

● Herhangi bir rehabilitasyon müdahalesini uygulamaya koymadan önce bir Yönetim Birimi kurulmalı ve sonuç ürünün gelecekte ne kadar sürdürülebilir olacağını değerlendirmek için ve kapsamlı bir Yönetim/İş planı yapılmalıdır. Yönetim/İş Planı, temel olarak, kabul edilecek rehabilitasyonun tanımlanması ve tasarımının yanı sıra, inşaat, işletme ve bakım için gerekli yatırım maliyetlerinin analizinden oluşmalıdır. Risk analizi, inşaat ve diğer hizmetleri elde etme stratejisinin belirlenmesi ve proje uygulama planı ile ilgili çalışmalar da hazırlanmalıdır. Disiplinler arası bir ekip oluşturmak ve bu ekibe uluslararası uzmanların katılımı önemli bir gereklilik olmalıdır.

● Yetimhanenin konumu ve içinde bulunduğu çevre ve binanın özgül özellikleri nedeniyle, yasal olarak zorunlu olmamakla birlikte, uluslararası düzeyde oluşturulan standart prosedürleri izleyen, gayri resmi bir Çevresel Etki Değerlendirmesi yapılması tavsiye edilir, bu çalışma özellikle inşaat süreci için gereklidir.

● Projenin işletilmesi ve yönetimi yapı sahibinin sorumluluğunda olacaktır. Bununla birlikte, bu faaliyetler, bu denli karmaşık yapıların yönetiminde, hem teknik hem de idari açıdan geniş deneyime sahip olan özel bir operatöre de devredilebilir.

● Yetimhane kompleksinin yasal sahibi olan Patrikhane, ana işleri finanse etmek ve projenin uygulanmasını yürütmek için gerekli fonları toplamaktan sorumlu olacaktır. Bu amaçla farklı niteliklerde olası uluslararası kaynaklar da araştırılmalıdır.”

Raporda, projenin en az 40 milyon euro tutarında bir toplam yatırım gerektireceği tahmininde de bulunuldu ve proje boyunca (muhtemelen yılda 250-300 kişi arasında) bazıları ustalık seviyesinde olmak üzere önemli işçi istihdamı fırsatları oluşacağına dikkat çekildi. Raporda proje ve uygulamasıyla bütün rehabilitasyon sürecinin tamamlanmasının dört-beş yıl alacağı öngörüldü.

© Ahval Türkçe

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar