Ara 20 2017

Çarşı Putin'e karşı

Soğuk savaşın efsanevi stratejisti Zbigniew Brzezinski ile bir dönem ABD Savunma Bakanlığı da yapan Robert Gates, Obama’nın iktidara gelmesinin hemen ardından, meşhur Dış İlişkiler Konseyi (CFR) için bir rapor hazırladı. O rapor daha sonra ‘İran’ın zamanı geldi’ adıyla bir kitaba dönüştürüldü ve Türkçe’ye de çevrildi.

 Raporda ABD yönetiminin İran sorununu çözmede ekonomiyi bir silah olarak kullanması gerektiği anlatılıyordu. Rapora göre ekonomi ‘havuç’ ve ‘sopa’ gibi kullanılacak, İran Batı’nın isteklerine yanaştığı sürece ekonomik refahı daha yüksek olacaktı.

Sonrasını zaten biliyorsunuz; ABD İran’a ekonomik ambargoları sıkılaştırdı. Ülke önemli bir sıkıntıya girdi. Sonuçta da Ahmedinejad gibi radikal bir isim yerine Ruhani gibi daha ılımlı bir lider geldi, İran nükleer programını sınırlandırma karşılığında ambargoları kaldırmaya hak kazandı ve iktisadi açıdan rahatladı.

O raporda verilen tavsiye ABD Hükümeti’nin resmi ideolojisi haline geldi. Hatta Başkan Trump’ın önceki gün açıkladığı yeni strateji belgesinde de ekonominin bir savaş silahı olarak kullanılacağı daha net görülüyor.

Tabii bu yeni sava konseptinin geçtiğimiz yıllarda sadece İran’a karşı uygulandığını da söyleyemeyiz. Örneğin Putin Rusya’sı da ekonomi silahının hedef aldığı ülkelerden biri oldu. Bugün ABD ve müttefiki AB ile birlikte Rusya’ya karşı giderek daha ağırlaşan yaptırımlar uyguluyor.

Peki Putin Rusyası bundan nasıl etkileniyor? Artı Gerçek’ten İşxan Miroyev’in ‘Oligarşi Putin’e karşı’ yazısı durumu bir ölçüde özetliyor. Miroyev, ‘Batının yaptırımları Rusyalı iş çevrelerini rahatsız etmeye başladı.

Bazı iş adamları Putin’le aynı karede bile çıkmak istemiyorlar, onun katıldığı etkinliklere katılmamaya çalışıyorlar’ diyor. Miroyev’e göre işadamlarının rahatsızlığının, yakın zamanda Putin’e yakın işadamlarına Batı’dan yaptırım geleceği yönündeki beklenti olduğunu yazıyor.  

Zaten halihazırda Putin’e yakın olan çok sayıda ismin Batı’daki varlıkları ambargolar kapsamında dondurulmuş durumda. Miroyev de benzer bir yaptırımın kendi başlarına geleceğinden korkan iş dünyasının korkularını anlatmış. Şunları söylüyor Miroyev:

‘Rusyalı şirketlere karşı yaptırımlar listesinin Şubat ayının başında Dışişleri Bakanlığı tarafından senatoya sunulması bekleniyor. Bu yaptırımlar Donald Trump’ın imzaladığı “Amerikan düşmanlarına yaptırımlar aracılığıyla karşı koyma” yasası çerçevesinde yapılacak.

Bu yasada Rusya, Iran ve Kuzey Kore karşıtlar olarak adlandırılmış. Atlantic Council” düşünce merkezinde çalışan Deniel Frayd Washington’un böylelikle Rusyalı iş adamlarını “Amerikan sisteminden kesmeyi, Amerikan dolarının dışına çıkarmayı ve çalışamaz hale getirmelerini hedefliyor.” diyor.’

Öte yandan, Rusya iktidarının bu zengin kesime yardım etmeye hevesli olmamasının da  durumu daha da gerginleştirdiğini belirtiyor Miroyev. Putin’in seçimlere kadar iktidar hiyerarşisini yukardan aşağıya kadar zenginlerden alıp zengin olmayan ve yurtsever olan kesimle değiştirmeyi başaramaması halinde bu hiyerarşi denetimden çıkabileceğini anlatıyor. Şöyle sürdürüyor:

‘Rusya bürokrasisi çok uyanık ve korkaktır. Rusya devlet başkanının gerçek desteği ve eliti ise güvenlik güçlerinden oluşmakta. En son 8 yıl ağırlaştırılmış hapse mahkum edilen eski Ekonomik Gelişme Bakanı Aleksei Ulyukaev gibi herkes onların kurbanı olabilir. Son dönemlerde yoğun bir biçimde elitlere ulusallaşma, birleşme, iktidara bağlılık, yurtseverlik ve aynı gemide elken açmaya çağrı var... Soru şudur: Hangi gemide? Bence sanki bu denizaltı gemisidir. Çünkü denizaltı gemisinden kaçış yok.’

Miroyev'den anlıyoruz ki, Rusya'da çarşı pazar karışmış. Piyasaların nabzını ellerinde tutan işadamları Putin yönetimine karşı gizliden bayrak açmaya başlamış.

İşin daha da ilgi çekici yanı; Miroyev'in yazdığı Rusya'daki çalkantılar, bugünlerde Türkiye'nin de aralarında bulunduğu birçok ülkenin durumunu özetler nitelikte.