Hafter, Berlin'de elinin güçlü olmasını istiyor

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Rus mevkidaşı Vladimir Putin 8 Ocak’ta Rusya’nın güneydoğudaki limanlarından biri olan Anapa'dan, Bulgaristan sınırına yakın Kıyıköy’e uzanan Türk doğal gaz boru hattının açılışı vesilesiyle İstanbul'da bir araya geldi.

İki lider bu vesileyle İdlibli mültecilerin kritik durumunu, Doğu Akdeniz'deki petrol ve doğalgaz tatbikatlarını ve Libya'da artan gerginlik gibi pek çok konuda görüş alışverişinde bulundu.

Bu makalede Libya krizi üzerinde duracağım.

Türkiye ile Libya'nın 27 Kasım'da imzaladığı iki mutabakat muhtırası Doğu Akdeniz ve ötesindeki birçok paradigmayı değiştirdi. Bunlardan biri, Türkiye ile Libya arasındaki askeri işbirliğiyle ilgiliydi. Erdoğan, "Uluslararası alanda tanınan Libya hükümeti (Trablus'ta faaliyet gösteren Ulusal Mutabakat Hükümeti) Türkiye'den yardım isterse, Türkiye'nin bu talebi yerine getirmek için gerekli adımları atacağını" duyurdu.

Bu girişimin en kritik yönü, Türk ve Rus ordularının kendilerini karşı tarafta bulmalarıydı, çünkü Trablus hükümetine karşı savaşan Halife Hafter'in yanında Rus Wagner Lejyonu savaşçıları yer alıyor. Buna rağmen iki lider Libya'da geçerli koşullar altında doğru olanı yaptılar: Çatışan partileri 12 Ocak'a kadar ateşkese davet ettiler.

Trablus hükümeti teklifi kabul ederken General Hafter tereddüt etti. Önce öneriyi reddetti ve askeri harekâta devam ederek kıyı kenti Sirte'yi ele geçirdi. Hükümet sivil kayıpları önlemek için kuvvetlerini bu şehirden çektiğini iddia etse de, savaşı kaybettikleri yaygın olarak kabul ediliyor. Türkiye'nin askeri yardım konusundaki gelgitlerinin, durumu meşru hükümetin lehine çevirip çeviremeyeceği ise henüz belli değil.

Hafter daha sonra Moskova'daki ateşkes müzakerelerine katılmayı kabul etti. Ancak anlaşmayı imzalamadan Libya'ya döndü. Rusya hala onu imzaya ikna etmek için çabalıyor. Ancak Hafter, 19 Ocak'ta Berlin'de yapılması beklenen toplantıdan önce, muhtemelen kendisini destekleyen ülkelerin baskısının da etkisiyle bunu yapmakta isteksiz davranıyor. Çünkü Berlin görüşmelerinde daha güçlü bir konumda olmayı bekliyor.

Libya’daki kabilelerin bağlılıklarını sürekli olarak değiştirmesi de, Hafter'in tereddüdünde başka bir etken olabilir.

Türkiye'nin Libya'da yüksek riskleri var. Türk inşaat şirketleri ülkede önemli bir iş potansiyeline sahip. Ankara'nın, Libya'da kurtarılabilir olan her şeyi kurtarmaya çalışmasında şaşırtıcı bir şey yok, ancak bu çabanın ne ölçüde başarılı olacağı belirsiz.

Rusya, Türkiye'nin beklentilerini karşılamaya çalışırken, kendi çıkarlarının hem askeri hem de ekonomik olarak hâkim olmasını sağlamaya çalışacaktır.

ABD Başkanı Donald Trump'ın NATO'nun Orta Doğu'yu da içerecek şekilde genişletilmesi gerektiğini söylerken neyi kast ettiği belli değil, ancak Libya'yı gelecekteki NATOME'ye (NATO-Orta Doğu)  dâhil ederse, bu durumda Rusya'nın ayağını kapıya koymak için ek bir gerekçesi olacaktır.

Türkiye'nin Suriye'de Rusya ile işbirliği, Ankara'nın politikasını sahadaki gerçekliğe göre ayarlamasına yardımcı oldu. Benzer bir işbirliği Libya’da da verimli sonuçlar doğurabilir.

Libya’daki çatışma bir paralı askerler savaşına dönerse, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Suudi Arabistan gibi ülkeler kendi taraflarındaki askerleri eğitmek ve donatmak için yüksek miktarda paralar koyabilirler. Karşı tarafta ise, en büyük finansör Katar olacak, ancak Katar'ın hem Suudi Arabistan hem de BAE ile mali açıdan rekabet edip edemeyeceğini önceden söylemek zor.

Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan gibi Müslüman Kardeşler'e açıkça karşı olan ülkeler Trablus hükümetine kesinlikle karşı çıkıyorlar. Silahlı bir çatışmada hangi tarafın doğru olduğunu bulmaya çalışmak ise beyhude bir çaba. Sonucu muhtemelen daha iyi savaşa taraf belirleyecek.

Bu makale yazılırken durum hala belirsizdi. Türkiye ve Katar dışında Libya'daki tüm potansiyel aktörler, atmosferin netleşmesini bekliyorlar. Kimse kaybeden ata oynamak istemiyor.

Kesin olan ise; Libya'da barış köşe başında beklemediği ve Libya halkının, Suriyelilere benzer bir kaderle yüzleşmesinin üzücü olacağı.


© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir

 

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.