Türkiye S-400’ü kullanmak için değil NATO’ya mesaj vermek için aldı

Aylardır Türkiye’nin gündeminde olan S-400’lerin geçtiğimiz hafta itibariyle Ankara Mürted Hava Üssü’ne teslimatının başlamasıyla beraberinde gelen tartışmalar da hız kazandı. ABD, konuyla ilgili yapacağı açıklamayı iptal ederken; Türkiye cephesinden de bağımsızlık mesajları veriliyor.

Konuyla ilgili görüştüğümüz gazeteci-Ortadoğu Uzmanları, Türkiye’nin NATO ve ABD’ye ‘size muhtaç değiliz, gidecek başka kapımız var’ mesajı vermek amacıyla alındığını söylüyor. Gazeteci Mustafa Seyfullah Kılıç, “İçişleri Basın Sözcülüğü’nden aldığım bir duyuma göre; S-400’ler halka ‘bak kurduk’ mesajı için kurulacak, radarları çalıştırılmayacak” dedi.

Türkiye’nin aylardır gündeminde olan Rus yapımı S-400 hava savunma sisteminin cuma günü itibariyle Ankara Mürted Havaalanı’na teslimatının başlamasıyla tartışmalar epey yükseldi. S-400, bu silahı alan ilk NATO üyesi Türkiye’ye; ABD’den ‘endişeliyiz’ mesajları ve tartışması devam ederken geldi.

Son olarak ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), Türkiye’nin S-400 savunma sistemlerini teslim almaya başlaması ile ilgili yapacağını duyurduğu açıklamayı ikinci defa iptal etti. S-400 ve İdlib meselesinde Türkiye denklemin neresinde duruyor ve ‘ne yapmaya çalışıyor’u Lübnanlı Araştırmacı-Yazar Enis Nakkaş, Gazeteci-Ortadoğu Uzmanı Bereket Kar ve bölgeyi iyi bilen Gazeteci Mustafa Seyfullah Kılıç’la konuştuk.

Konuşmalarda, Türkiye’nin S400’ü kullanmak için değil de NATO’ya ‘Bizim gidecek başka kapımız da var’ mesajı verilmek için alındığına dikkat çekildi.

Hatay’ın Samandağ ilçesinde düzenlenen Evvel Temmuz Festivali kapsamında Samandağ’a gelen Enis Nakkaş ile Türkiye ve Ortadoğu gündemine dair bir görüşme gerçekleştirdik. Türkiye’nin, S400’den önce Patriotların Türkiye’de üretilmesini istediğini belirten Nakkaş:

“Türkiye, karadan karaya füze için Çin’le anlaşma yapmak üzereyken Amerika bu projeye karşı çıktı. Eğer Amerika Patriotları satmış ve üretimine izin vermiş olsaydı Çin’le böyle bir süreç yaşanmayacaktı. ‘Türkiye neden böyle bir sürece girdi’ derseniz; kendi deyimleriyle silah üretiminde bağımsız yani ‘yerli ve milli’ olmak istiyor. Türkiye’nin Akdeniz’de gaz konusunda Kıbrıs’la girdiği gerilimin ikili arasında daha da derinleşeceğini düşünüyorum. Derinleşen bu gerilim ve çatışmada Amerika’nın tarafı şimdiden belli.”

Türkiye’nin Suriye’de yolun sonuna geldiğinin altını çizen Nakkaş, “Türkiye Suriye’de bazı silahlı grupları desteklemesi bölgesel olarak ciddi problemlere neden oldu. Türkiye’nin biraz geri çekilip, bölgedeki konumuna bakması gerekiyor. Büyük bir çatışma hali beklemiyorum. Ama Suriye’de çatışmalar küçük küçük devam edecek” değerlendirmesini yaptı. 

 S-400’lerin ne Türkiye’nin ne de Türkiye halklarının bir ihtiyacı olmadığını belirten gazeteci-yazar Bereket Kar ise şöyle konuştu:

“Bugünkü silahlanma yarışında ve bölge genelindeki silahlanma kışkırtıcılığı devam ettiği sürece sistemler kendilerini koruma güdüsüyle hareket edecekler. Ancak S400 Türkiye için çıtanın yükseltildiği andır. S-400’ler her yerde, her kargaşada kullanılabilecek bir silah değildir. Türkiye bu silahı alarak müttefiklerine ‘Siz bizi sürekli sıkıştırıyorsunuz, siz bizi dikkate almıyorsunuz, bize yüklediğiniz bölgesel misyonu çok görüyorsunuz ama biz bu misyonu oynamaya hazırız.

Siz gerekli desteği sunmuyorsunuz’ mesaj vermek istiyor. F-35’ler istendiği vakit bunlar zamana bağlanınca Obama döneminde engeller çıkartılınca bu defa Türkiye tehditkâr biçimde ‘evet siz dostumsunuz NATO’da kalmaya devam edeceğim ama biz kendi güvenliğimizi Rusya’dan sağlamaya çalışacağız’ dedi.” 

Türkiye’nin başına buyruk davranmasından Amerika ve Avrupa ülkelerinin de rahatsız olduğunun altını çizen Kar, “Emperyalist ülkeler şu an Türkiye’ye ‘biz sizi destekledik. Müttefikimizsiniz ama bizim dediğimizden çıkamazsın dediler ama Türkiye aldı. Şimdi ABD ortak bir koordinasyon oluşturmanın peşinde. Yani herhangi bir sıkıntı olduğunda bizim koordinemizde kullanılsın. Özcesi Türkiye ABD’nin izni olmadan S400’leri kullanamaz” şeklinde konuştu. 

Türkiye’ye karşı şu an Ortadoğu’dan gelen bir tehdit olmadığına dikkat çeken Kar, “Ne Suriye ne Irak ne de İran’ın tehdidi altında değildir Türkiye. Tehdit meselesi Türkiye’nin kendine gerekçe bulma çabasıdır. Suriye’den hiçbir zaman Türkiye’ye bir tehdit gelmedi. Suriye’nin kimseyle savaş derdi yoktur. Temel derdi işgal edilmiş topraklarını geri almadır. İran derseniz İran kuşatılmış haldedir, hedeftedir. İsrail derseniz İsrail Türkiye’nin müttefikidir. Ve ABD’nin şemsiyesi altında kardeştirler. Dolayısıyla silahların kullanımı için şu an bir tehditle karşı karşıya değildir” dedi.

 “ABD Türkiye’ye ‘madem siz bunları aldınız başka tavizler vermek zorundasınız’ diyecek. Şunu dayatacak: Madem bizi dinlemediniz bunları aldınız şimdi benim çizdiğim çerçevede hareket edeceksiniz. Rojava’ya saldırı tehdidinden vazgeçmesini isteyecek. Madem siz İdlib’te, Afrin’de, Cerablus’ta operasyon düzenlediniz ve ordasınız o zaman siz NATO’yla hareket edeceksiniz denilecek. Önümüzdeki süreçte göreceğiz. Türkiye ikili görüşmelerde ciddi tavizler verecek. Bölgede, Ortadoğu coğrafyasında siyasal bir süreç başlayacak. Türkiye bu süreçte bu pastadan pay almak istiyor. Ama ABD, Türkiye’nin bölgedeki hareketlerini kısıtlayacak. Türkiye’nin pazar açısından da hegemonya açısından hareket alanı kalmamıştır” diye konuşan Kar, S-400’lerin en büyük zararının da ağır vergilerle Türkiye halklarına olacağını altını çizdi.

Gazeteci Kar, İdlib meselesini de şu şekilde aktardı:

“Tüm taraflar İdlib’i koz olarak kullanıyor. Türkiye, kendi müdafaa hatları ve Afrin’i uzun süreli korumak için İdlib’i müdafaa hattı görüyor. Ya da orada yaşayan Türkiye vatandaşları, Uygur, Çeçen, Türki Cumhuriyetlerden gelmiş ve oraya konumlanmış ama esas olarak Türkiye’de mülteci olan ve buradan İdlib’e intikal ettirilen güçlerin yeniden Türkiye’ye dönmesini engellemek için ve İdlib’i Rojava’da kurulacak özerkliğe karşı bir pazarlık olarak kullanma hedefiyle İdlib’te kalmaya devam ediyor. Bu da ancak Rusya’nın izin verdiği çerçevede yapıyor.

Fakat Amerika ve Avrupa güçlerine ihtiyaç duyacaktır. Her ne kadar bugün Rusya ile Türkiye arasında ilişkiler olsa da bugün NATO’dan tamamıyla ayrılıp Rusya ve Çin’in bloğuna katılması bu kadar basit değildir. Türkiye ekonomisi Avrupa ülkelerine bağlıdır. Türkiye ekonomisi,  sanayisi, askeri sanayisi batılı güçlerle kurulmuş ve öyle devam ediyor. Yani Türkiye Avrupa’dan vazgeçemez.” 

Türkiye’nin İdlib’te mültecileri koz kullanmasının batı nezdinde artık tutmadığının altını çizen Kar, “İdlib’ten beni çıkarırsanız ben de mülteci kartımı oynarım söylemi artık tutmuyor. Her sorunda bu konuyu öne sürmesi batının canını sıkıyor. Batılı güçlere Türkiye’nin daha fazla ihtiyacı var. Onlar ne kadar Türkiye’ye yaptırım yapsalar da Türkiye’yi tamamen oyundan çıkaramazlar. Ama bu ilelebet sürmez. Cenevre’de siyasal sürecin başlaması ve Suriye Demokratik Güçleri’nin bu sürece katılmasıyla Türkiye’den yavaş yavaş bu topraklardan geri çekilmesi istenecek” diye konuştu.

Hatay’ın Nusra, El Kaide gibi örgütlerin hedefinde bir yer olduğunu belirten gazeteci Bereket Kar; Hatay, Antep, Kilis’ten Urfa’ya uzanan hattın Suriye’deki selefi örgütler için atlama tahtası olarak kullanıldığını vurguladı. Hatay’ın Reyhanlı ilçesinin askeri bölge konumuna gelmesinin Türkiye’nin işine geldiğinin altını çizen Kar, devamla şunları aktardı:

“Türkiye çıkmaza girdiği için İdlib’teki çeteleri korumak zorunda kalıyor. Çeteler diyor ki Türkiye’ye: ‘Biz sizi Suriye’nin tüm nimetlerinden faydalandırdık. Petrolünü verdik. Sen de bize her türlü lojistik desteği vereceksin. Bizi koruyacaksın’ diyor. Reyhanlı’da yaşanan patlamalar gözleri tekrar bu bölgeye çevirdi. Ama ben önümüzdeki süreçte Hatay, Reyhanlı’da büyük bir patlama, ya da çatışma beklemiyorum.

Burası onların güvenli geçiş bölgesi buradan olmak istemezler. Eğer İdlib’te askeri çözüm dayatılır ve bu insanlardan geldikleri yerlere dönmeleri istenirse işte o zaman politika biter ve silahlar konuşur. Böylesi bir durumda Hatay’ın her yeri savaş ve çatışma bölgesi haline gelir.”

S-400 meselesinin 15 Temmuz’dan daha önceye dayanan bir mevzu olduğunu belirten Gazeteci Mustafa Seyfullah Kılıç’ın değerlendirmeleri ise şöyle:

“Devleti oluşturan güç savaşı var. Önce Ergenekoncular son olarak da Fetullahçılar. S400’ler Ergenekoncu kesimin Türkiye’yi NATO’dan uzaklaştırma isteğiyle ortaya çıktı. S-400 kullanmak amacıyla değil de NATO’ya karşı ‘bizim gidecek kapımız var’ mesajı vermek için alındı. Bu durum tam kopmayı da getirmeyecek. S-400’ün kurulup, hareketli hale getirilmesi, aktif hale getirmez. Ateşleme için 7/24 radarlarını açması gerekir. Bunu da NATO bölgesinde yapamaz.

Türkiye Kıbrıs savaşında ABD teknik kodunu vermediği için kendi silahını kullanamadı. Libya’dan kaçak teknik kod alarak kullanabildi. S400’ü de istediği gibi kullanamaz. İçişleri Basın Sözcülüğü’nden aldığım bir duyuma göre; S-400’leri kurarak halka ‘bak kurduk’ mesajı verilecek ama radarlar hiçbir zaman açılmayacak.”

Ergenekoncu kesimin bitmediğini ve Türkiye’nin NATO’dan çıkarak; Rusya, Çin Doğu Bloku’nda olmasını istediklerine dikkat çeken Kılıç, “Türkiye her ne kadar NATO’ya karşı çıkmış Rusya’dan silah almış olsa da tamamen çıkması söz konusu olamaz. Türkiye NATO’nun sorunlu bir parçası. Şimdi S-400 alarak halka ‘Biz anti-Amerikancıyız, boyun eğmeyiz karşı çıktık’ mesajı verilse de bir bağımlılıktan kurtulup, başka bir bağımlılığa geçmedir bu. Tam bağımlılık da denilmez tabi, Türkiye NATO’yu, Amerika’yı bırakamaz” şeklinde konuştu. Bu olayın Türkiye’ye ufak tefek yaptırımı olacağını ama perde arkasından görüşmelerin devam edeceğini söyleyen Kılıç, “İki türlü siyaset ortaya çıkacak burada. Halka bağımsızlık, anti-Amerikancı mesaj verilecek, Rusya’ya bak kurdum denilecek, Amerika’ya kurdum ama radarları açmadım denilecek” diye konuştu. 

İdlib’in çatışma içine çekilen bir alan olduğunun altını çizen Mustafa Seyfullah Kılıç, “Eski Tahrir-i Şam’ın İdlib’te Kurtuluş adında örgütü var. İdlib’te IŞİD’in Rakka’da yaptığı gibi kurtarılmış bölge yapmaya çalışıyorlar. Bunlar Türkiye’yi İdlib’e davet etmişti. Suriye ve Rusya’nın giremediği İdlib’e Türkiye 500 askerle girdi. Türkiye, Fırat’ın doğusunda yapılacak operasyon kapsamında İdlib’in güvenliği adına çatışmaya girecek. Eğer böyle bir durum olursa çok ağır kayıpları olacak. Çünkü geçen sefer İdlib’e girdiğinde Kürt gruplar çekilmişti. Bu sefer çekilmeyecek. Binleri bulan kayıplar yaşanacak. İleriki süreçte Türkiye’yi İdlib’e davet eden El-Kaide ve Türkiye arasında savaş olacak. Bu Rusya’nın planı” şeklinde konuştu.


© Ahval Türkçe