ABD Türkiye'ye yaptırım uygulamadığı için S-400'lerin potansiyel müşterileri artıyor

Türkiye, Rusya’dan tedarik ettiği S-400 füze sistemlerini Nisan ayında faaliyete geçirme konusunda kararlı görünüyor. Rus medyası Pazartesi günü, 120 adet karadan havaya fırlatılan füzenin teslim edildiğini yazdı. Ankara’nın geçtiğimiz yıl Temmuz ayından itibaren füze sistemlerini teslim almaya başlaması ile savunma anlaşması ABD ile Türkiye arasında önemli bir gerilim kaynağı olmaya başladı. 

Rusya’dan S-400 gibi büyük çaplı sistemleri alan ülkeler ABD’nin Düşmanlarla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Yasası (CAATSA) ile karşı karşıya gelme riskine maruz kalabilirler, fakat Türkiye’nin şu ana kadar herhangi bir yaptırıma maruz kalmaması, ABD’nin diğer müttefiklerini Rus S-400’lerinden almalarını potansiyel olarak cesaretlendirdi. 

Demokrasileri Savunma Vakfı Türkiye programı direktörü Aykan Erdemir Ahval’e yaptığı açıklamada, “ABD Kongresi’nden gelen güçlü baskı göz önüne alındığında, Beyaz Saray’ın Erdoğan hükümetini yaptırımlardan korumak için siper olma çabalarına bakılmaksızın CAATSA bu yılsonunda menüde olacak” diyor ve ekliyor: 

“Ancak bu durum Türkiye’nin atacağı adımlara bağlı olduğu gibi Amerikan siyasi takvimiyle de ilgili.”

Aralarında Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Katar ve Mısır’ın da olduğu bir dizi Ortadoğu ülkesi yakın zamanda gelişmiş Rus hava savunma sistemlerine olan ilgilerini dile getirdiler -ki ABD tüm bu ülkelerle güvenlik ilişkilerine sahip. 

ABD’nin Asya Pasifik’te kritik önemdeki bir ortağı olarak değerlendirdiği Hindistan da Kasım ayında beş S-400 taburu için 800 milyon dolarlık peşin ödeme yaptı. 

Yeni Amerikan Güvenliği Merkezi’nden ekonomik devlet idaresi uzmanı Peter Harell Ahval’e yaptığı açıklamada şunları söylüyor:

“ABD, özellikle Türkiye’nin S-400 satın alma gibi kamuya açık bir konuda, kitapta yazılı olduğu şekliyle yaptırımları uygulamaması, diğer ülkelere de yaptırım uygulamayacağı yönünde mesaj olarak algılanıyor ve bu ülkelerin daha az endişelenmeleri konusunda cesaretlendiriyor. 

ABD, S-400 sistemlerinin gelişmiş radara yakalanmama teknolojisine sahip uçaklar hakkında kritik bilgi toplayacağı yönündeki endişelerden dolayı Türkiye’yi F-35 üretim ve operasyon programından çıkardı. Ancak her ne kadar Kongre’nin her iki kanadı önemli ölçüde kızgın da olsa Başkan Trump, CAATSA kapsamındaki yaptırımları uygulamadı.”

ABD Dışişleri Bakanlığı’nda uluslararası yaptırımların geliştirilmesinde önemli bir oynayan Hell, “Eğer ABD yaptırım uygulamayacaksa, Türkiye’ye resmi bir feragat beyanı verilmeli ve bu şekilde ne zaman ve nasıl yaptırım uygulanacağı konusunda açık ve tek bir standart geliştirilmeli” diyor. Hell, “Özellikle kamuoyu önünde yaptırım uygulayacağını açıkladıktan sonra bunu uygulamamak ABD’nin güvenilirliğini önemli ölçüde azaltmaktadır” ifadelerini de kullanıyor. 

Kararın uygulanmamasından dolayı hayal kırıklığı yaşayan ABD Kongresi, yıllık Ulusal Savunma Yetkisi Yasası’na Trump Yönetimi’ne CAATSA’da belirtildiği şekliyle Türkiye’ye yaptırım uygulanacağını söyleyen bir dil ekledi. 

S-400’leri satın almasının yanı sıra, Suriye’nin kuzeyine yönelik tek taraflı gerçekleştirilen askeri eylemden sonra Türkiye’ye yaptırım uygulamak için hazırlanan çok sayıda tasarı Trump’a yaptırımları uygulamasını hızlandırması için Kongre’ye sunuldu. 

Temsilciler Meclisi ekim ayında ezici bir çoğunlukla yaptırım paketini geçirdi, fakat Senato’ya gelen sadece bir tasarıda ilerleme kaydedildi. İki partiden temsilciler Risch-Menendez tasarısı geçtiğimiz ay komiteden geçti ve yakında oylanacak. 

Erdemir, Türkiye ve ABD arasında devam eden S-400 kavgasının, Erdoğan’ın S-400’lerle ilgili yaptığı anlaşmada aslında teknoloji transferinin olmadığı gibi rahatsız edici yönlerinin üzerini örtme fırsatı sunduğunu belirtiyor. Erdoğan Rus savunma sistemlerini ABD ve Avrupalı alternatiflerine tercih etme sebebi olarak teknoloji transferini gösteriyor. 

Her ne kadar ABD, S-400’lerden satın almak isteyen uzun bir müttefikler listesi ile karşı karşıya kalsa da, bu sorunun üstesinden gelmek için illa da Kongre’ye sunulduğu haliyle yeni bir yaptırım rejimleri icat etmek gerekmiyor. 

Harell, “Washington, S-400 almanın ABD-Türkiye ilişkileri için derin bir olumsuzluk oluşturduğuna dair CAATSA yaptırımlarını empoze etmesinin uygun olduğunu” düşünüyor. 

Uygulamanın doğası da büyük bir önem arz ediyor. Harell, “ABD’nin, Türk hükümetine bir bütün olarak yaptırım uygulamak yerine, satın alma işlemlerinde yer alan subaylara ve Türk savunma teşkilatının ilgili kısımlarına CAATSA kapsamında uygun şekilde yaptırım uygulamanın hedefleneceğini” umduğunu belirtiyor. 

Erdemir’e göre de, “Kongre’nin her iki kanadı da düzenlemelerin sadece ABD yaptırımlarını delen siyasi figürler ve kurumlara yönelik daha dar olmasının hem Türk kamuoyunu rencide etmeyeceğini ve hem de ekonomiye büyük bir zarar vermeyeceği” konusunda hemfikir. Erdemir, “Erdoğan’la kişisel ilişkisi göz önüne alındığında Trump’un muhtemelen yaptırımlar menüsündeki daha hafif olanları tercih edeceğini” de belirtiyor. 

ABD tutarlı bir dış politika tasarlamaya çalışırken, Türkiye kaynaklı S-400 konusu etkin bir şekilde çözüm bulması gereken nadir konulardan biri olabilir. 

Dış İlişkiler Konseyi uzmanlarından Steven Cook, Foreign Policy dergisindeki yazısında, “Son aylarda hakaret mesajlarının ABD dış politikasını konuşmayı gittikçe daha da zorlaştırdığını” belirtiyor. Cook, “Dünya ve ABD’deki önceliklerin değiştiği bir dönemde izlenen dış politika Amerikalıları dezavantajlı duruma sokuyor” diyor.  

Ahval’e konuşan Cook, “Türkiye’nin S-400’leri alması ve Suriye’nin kuzeyine operasyon düzenlemesi ‘günümüzdeki kızgınlık kültürüne tabi olmayan bir avuç meseleden’ sadece ikisi. İnsanlar Türkiye’nin eylemlerine kızıyor ancak bu kızgınlık iki taraflı” ifadelerini kullanıyor. 

Cook, “Türkiye ile tüm ilişkilerin artık politize olduğu ve kutuplaştığı konusunda ABD’de bir fikir birliği var” şeklinde konuşuyor. 


© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.