Haz 16 2019

Renklerin diliyle S-400'ler: Maviden sarıya geçiş, ya kırmızı?

Türkiye'nin, Rusya'dan satın alınan S-400'ler konusunda NATO ve müttefiki ABD ile arasında oluşan çatlak, tarafların karşılıklı açıklamaları ile daha da derinleşiyor.

Kimi uzmanlar, S-400 inadının Türkiye açısından paradigma ya da eksen değişikliği anlamına geleceği uyarısında bulunurken, kimileri de hem NATO hem de Rus sistemlerinin bir arada 'huzurlu' bir şekilde kullanılabileceği iddiasında bulunuyor.

Gazeteduvar yazarı Aydın Selcen'e göre de, S-400'ler Batı'dan keskin bir sapmanın göstergesi ve S-400'lerin alınmasındaki mantıki zemin zayıf zira, S-400'ün tehdit algılamasının kim, kimler ya da neresi olacağı kocaman bir soru işareti olarak Türkiye'nin önünde duruyor.

Selcen, Prof. Serhat Güvenç'in S-400'lerle ilgili, "Türkiye’nin ABD ve NATO nezdinde 'mavi kuvvetten kırmızıya olmasa da, sarıya geçtiği' benzetmesine dikkat çekti ve kendisinin de S-400'lerin alımının yanı sıra Suriye politikasının da Türkiye için tarihi bir öneme sahip olduğunu belirtiyor.

"Teknik açıdan S-400 alırsak neler olacak? Hava kuvvetlerimizin belkemiği olan F-16’lar yavaş yavaş uçamaz duruma düşecek. NATO’ya entegre hava savunma ve erken uyarı sistemimiz işlemez hale gelecek" diye yazan Selcen, görüşlerini şu satırlarla ifade ediyor:

"CAATSA yaptırımları zaten had safhada kırılganlaşmış ulusal ekonomimizi doğrudan yıkım aşamasına hızla yaklaştıracak. Özellikle hava ve deniz kuvvetlerimizde peyderpey ama mutlaka ve artan ivmeyle ortaya çıkacak zafiyetin önünü almak için Rusya’dan SU-57 uçakları ve daha fazla sayıda S-400 sipariş etmemiz gerekecek. Bunların bakımı, mühimmatı, eğitimi için de Rusya’ya bağımlı hale geleceğiz.

Siyasal açıdan, tüm bunlar, aslen profesyonel istihbaratçı Putin’in tek bir hamleyle, NATO üyesi, NATO’nun kanat ülkesi Türkiye’ye iki S-400 bataryası iteleyerek belki 2007’den bu yana Rusya’nın Batı’ya karşı başlattığı yeni sürüm “melez savaşın” ilk zaferini getirmiş olacak. İslâmcılar, solcular, milliyetçiler, ulusalcılar aynı cephede saf tutmuş, Türkiye’nin onlara göre nihayet işin özünde “bağlantısızlığa” adım attığını sanarlar ve kamuoyuna S-400 alımını o yönde pazarlarken, Ankara hamaset şırıngasına abanıp 'altın vuruşu” yapmış olacak."

Selcen, S-400 alımının Türkiye Cumhuriyeti’ne zoraki eksen değiştirteceğine değiniyor ve Batı hattından ayrılmaya yol açacağını savunuyor.

S-400'lerden vazgeçilmesi halinde bedelin İdlib olabileceğine işaret eden Selcen, "Nitekim alım süreci işlerken dahi bir TSK gözlem noktası 35 adet havan mermisiyle hedef alındı, Suriye ordusunun harekatı da sürüyor. İki milyona yakın sivil Suriyelinin sınırımıza doğru süpürülmesi gündemde. Başka? Moskova için, liman imtiyazıyla birlikte Akkuyu, Türk Akımı doğal gaz petrol hattı zaten cepte. İlave bedel, ikili ticaret ilişkilerinde gelebilir. Öyleyse, vazgeçmeme ısrarı Rusya’nın ödettireceği bedelden değil, ABD’nin istenilenleri yapmamasından kaynaklanıyor. Nerede? Doğu Akdeniz ve Fırat’ın doğusu ilk akla gelenler" diye de ekliyor.

Yazının tamamına buradan ulaşabilirsiniz

 

https://www.gazeteduvar.com.tr/yazarlar/2019/06/16/altin-vurus-olarak-s-400-alimi/