S-400’ler geldi, iktidar ve muhalefet farklı bakıyor

Türkiye ile ABD arasında gerilimi tırmandıran konuların başında gelen Rusya’dan S-400 hava savunma sistemi alımı, Rus nakliye uçaklarının Ankara’ya sevkiyata başlamasıyla farklı bir aşamaya geçti.

Türkiye’nin yaklaşık 3 milyar dolara aldığı sistem için Rusya Türkiye’ye 2 milyar dolar açtı. Milli Savunma Bakanlığı, Savunma Sanayii Başkanlığı ve Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamalarda, sistemin sevkiyatına başlandığı, malzemelerin Mürted Hava Üssü’ne getirildiği, nakliye işlemlerinin devam edeceği açıklandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 28 Haziran’da Osaka’daki G-20 zirvesinde bir araya geldiği ABD Başkanı Trump’ın yaptırımlardan söz etmediğini açıklamıştı. Ancak bu görüşmenin ardından ABD yönetiminden, Beyaz Saray’dan görüşmeye ilişkin gelen açıklamalarda, gerek Pentagon gerekse ABD Dışişleri Bakanlığı açıklamalarında, S-400’lerin Türkiye’de konuşlandırılması durumunda daha önce açıklanan tavırda bir değişiklik olmadığı, CAATSA (ABD’nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Yasası)  yaptırımlarının devrede olduğu duyuruldu.

Dolayısıyla malzeme sevkiyatının fiilen başlaması ile birlikte ABD’nin hangi yaptırımları devreye sokacağı konusundaki tavrı bekleniyor. CAATSA kapsamındaki 12 başlık altındaki yaptırımlar ağırlıkla ekonomi alanında yoğunlaşırken, buna ek olarak TSK’ye yönelik silah, mühimmat vb. askeri ambargoların da devreye gireceği belirtiliyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan S-400’lerin alımına karar verilmesi sürecinde ABD’nin Türkiye’ye Patriot savunma sistemlerinin satışına onay vermediği için bu yola mecbur kalındığını ifade ediyor.

ABD ise gelinen aşamada S-400’den vazgeçilmesi halinde, Patriot satışının devreye girebileceği mesajını veriyor. Erdoğan Türkiye’nin gerekirse S-400’lerin yanında Patriot da alabileceğini açıklamıştı.

Ankara’da ise iktidar ve muhalefet arasında S-400’ler ve buna endeksli olarak Türkiye’nin de içinde yer aldığı yeni nesil F-35 savaş uçakları üretim programından dışlanması konusunda farklı yaklaşımlar söz konusu. Muhalefet sözcüleri Erdoğan’ın Trump ile Putin arasında sıkıştığını iki tarafı da memnun edecek bir yol arayışında olduğunu öne sürüyor.

Erdoğan ve partisi AKP ise, muhalefete S-400 konusunda “milli duruş” sergilemediği, ABD’den yana tavır aldığı suçlamalarını yöneltiyor.

Nitekim AKP sözcüsü Ömer Çelik S-400 sevkiyatı başlamadan bir gün önce yaptığı açıklamada “S-400'ler Türkiye'nin milli güvenliği ile ilgili bir ihtiyaçtır. Gönül isterdi ki müttefiklerimiz bir NATO üyesi olan Türkiye'nin ihtiyacını karşılamak için daha etkili olabilselerdi, ancak Türkiye kararını vermiştir” dedikten sonra ana muhalefet partisi CHP’yi eleştirerek şunları söyledi;

“S-400 konusunda CHP'den milli bir duruş göremiyoruz. ABD'nin tezlerini izah etmeye çalışıyorlar.”

AKP’nin bu ithamına ise CHP Sözcüsü Faik Öztrak karşılık verdi.  CHP’nin milli duruşu AKP’den öğrenmeye ihtiyacının olmadığını kaydeden Öztrak iktidarın kapalı kapılar ardında taraflarla pazarlıklar yürüttüğünü, gelişmelerle ilgili muhalefetin bilgilendirilmediğini dile getirdi.

CHP Sözcüsü olası yaptırımların yaratacağı sıkıntılara işaret ederek şöyle konuştu;

“Bu ülkenin askerleri yüksek savunma sisteme ihtiyacımız var, diyorsa bunlar alınır. Bunları alırsak F-35'leri almamız zorlaşır, buna baktınız mı? Biz bununla ilgili bilgi istiyoruz. Yine bir başka bir şey, S-400'leri almamız halinde Amerikan Parlamentosu’nun aldığı yaptırım kararları var. Dengeler nasıl kuruldu bunu bilmek istiyoruz.”

CHP’nin dış politika konularından sorumlu genel başkan yardımcısı, emekli büyükelçi Ünal Çeviköz de Türkiye’nin S-400 alımından vazgeçmesi görüşünü daha önce sıklıkla dile getirerek NATO ile müzakere ve işbirliğinin öne çıkarılması gerektiğini söylüyor.

Çeviköz “ABD ile Türkiye arasında değil, Türkiye ile NATO arasında bir ortak çalışma komisyonu kurulsun, Bu komisyon çalışmalarını bitirene kadar S-400'lerin konuşlandırılmasının ertelenmesini öneriyoruz” diyor.

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ise Erdoğan’ın Rusya’dan S-400, ABD’den Patriot alma yaklaşımına karşı çıkıyor. Kılıçdaroğlu’na göre birbirine uyumsuz silahların aynı anda alınması olumsuz sonuçlara yol açacak.

S-400’ler konusunda en baştan itibaren Erdoğan ve AKP’nin yanında duran Cumhur İttifakı’nın ortağı MHP, bir yandan da yaptırım tehditleri ve ambargoların gündeme getirilmesinden ötürü Trump’a ve ABD’ye haddinin bildirilmesini savunuyor.       

HDP Eş Genel Başkanlarından Sezai Temelli Erdoğan iktidarının hiçbir soruna çözüm üretemez bir halde olduğu görüşünde. Erdoğan’ın sürekli şekilde, savaş, çatışma ve silahlanmayı gündemde tutarak sorunları örtmeye kaçındığını öne süren Temelli, “Oysa siyaset çözüm üretmektir. Çözüm üretemedikçe bu iktidar Türkiye gündemine sürekli silahlanmayı sokuyor ve kamu kaynaklarını harcıyor. İşte önümüzde S-400 var. Ne işe yarayacağı belli değil. Türkiye'yi bu gerilim hattına mahkûm ederek silahlanmalarla çözümsüzlükten beslenmeye devam etmek istiyor” tezini dile getiriyor.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ise Erdoğan hükümetinin bir yandan Putin’e verdiği sözden geri atmamak için S-400’leri Türkiye’ye getireceğini, ancak ABD yaptırımlarından kurtulmak için de Trump’a bu sistemin kullanılmayacağı sözünün verildiğini iddia ediyor.

Akşener; “Şimdi Rusya'dan S-400'leri alıyorsunuz. Yahu sizin uçaklarınız onları tanımıyor. O füzeleri nerede kullanacaksınız kardeş? Senin F-16'ların onları tanımıyor. O füzeler, F-16'ları düşman uçağı olarak görüyor. Adamlar ‘yaptırım’ diyor. Yani koyacaksın bir depoya çürüyecekler. NATO’dan çıkmak istiyorsan çık ama önce İncirlik’i ve Kürecik’i kapat” dedi.

Muhalefet özellikle iktidarın, milli güvenlik, ulusal savunma, boyun eğmeme, beka meselesi vb. çıkışları nedeniyle S-400’ler konusunda karşıt bir tutum sergilemekten kaçınarak, olası ambargonun ekonomiye çıkartacağı fatura üzerinden Erdoğan’ı eleştiriyor.  ABD’nin S-400 ve AB’nin de Doğu Akdeniz konusunda uygulamaya hazırlandığı olası ekonomik yaptırımların ekonomik göstergeleri daha da kötüleştirmesi, krizi derinleştirmesi kaçınılmaz.

Bu yüzden de Erdoğan-Bahçeli ittifakının, kamuoyunda oluşan ABD-AB karşıtlığını milliyetçilik rüzgârlarıyla oya dönüştürmeyi hedefleyebilecekleri bir erken seçimi gündeme getirmeleri yanında, Erdoğan’ın partisindeki çözülmeyi dizginlemek için de böyle bir çözüme yanaşacağı siyasi kulislerde konuşulmaya başlandı. 

© Ahval Türkçe