Oca 28 2018

SADAT'ın kurucusu: İslam ülkeleri­nin birlik olmasını istiyoruz, bu bizim “kızıl elma”mız

Uluslararası Savunma Danışmanlık Şirketi'nin (SADAT) kurucusu ve aynı zamanda Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Adnan Tanrıverdi, SADAT hakkında ortaya atılan iddialara yanıt verdi.

Tanrıverdi, Habertürk'e verdiği söyleşisinde milis gücü oldukları iddiasını yalanlıyor.  Hedeflerinin ise İslam ülkelerinin resmi ordularına ABD'li şirketlerin yaptığı gibi askeri danışmanlık hizmeti sunmak olduğunu söylüyor. Tanrıverdi, şuan sadece bir ülkede 7 personelle hizmet verdiklerini Türkiye'de ise hiçbir faaliyetlerinin olmadığını savunuyor.

Ancak personel sayılarıyla ilgili olarak ise bir başka soruya, "bu soruyu ticari şirketlere sorulan yanlış bir soru olarak değerlendiriyorum. Bir proje neyi gerektiriyorsa onun için kadro oluşturuluyor ve o kadroyla çalışma devam ediyor. Bunlar savunma ve güvenlik alanında danışmanlık yapabilecek sayı, rütbe ve yetenekteler. Ancak hiçbir şekilde ne içeride ne de dışarıda paralı asker tipi bir organizasyon ve hizmetimiz yok" yanıtını veriyor.

AKP ile gönül bağı olduğundan söz ediyor. TSK'den atılana kadar bir cemaate bağlı olmadığını iddia eden Tanrıverdi, Nakşibendi tarikatına da gönül bağı olduğunu paylaşıyor:

"Gönül bağı var. Emekli oluncaya kadar herhangi bir tarikatla, cemaatle ilişkim yoktu. Babam imamdı, Birinci Dünya Savaşı sırasında Uşak’ta medresede okumuş. Aileden dindar bir insanım."

15 Temmuz'da SADAT'ın rolüne ilişkin olarak ise "15 Temmuz 2016 gecesi, bir vatandaş olarak darbeye karşı münferit tepki koymanın dışında ve “ne yapılması gerektiğini” soran eş-dost-yakınlara, “Cumhurbaşkanımızın çağrısına uyun demenin” dışında her hangi bir eylemimiz ve söylemimiz olmadı. SADAT’a üye olanlardan hiçbirisi silahlı bir şekilde meydanlara çıkmadı." diyor.

Tanrıverdi, "gücünüzü biraz abartıyorlar mı yani?" sorusuna ise şu yanıtı veriyor:

"Abartıyorlar! Ben de şaşırıyorum hatta “Biz neler yapabilirmişiz meğer” diyorum! Gülüyorum açı­cası... Böyle bir şey mümkün değil. Çok saf, temiz duygularla İslam ülkelerine, Silahlı Kuvvetler’imi­zin tecrübelerini nakletmek istedik. Hepsi bu... Ayrıca İslam ülkeleri­nin birlik olmasını istiyoruz, bu bizim “kızıl elma”mız."