Mar 07 2018

Gıda raporu: Et yiyenler sigara içenler gibi vergi ödemeli

Hem çok fazla et tüketmek hem de sigara kullanmak çevresel ve sağlık nedenleriyle genel olarak tüm toplumu etkileyen sonuçlar doğuruyor. Et üretimi sera gazı emisyonlarına yol açarak ve elde edilen her bir birim protein için kullanılan toprak ve su oranındaki orantısızlık nedeniyle çevreye zarar verirken, sigara kullanımı inanılmaz  büyüklükte kamusal sağlık harcamalarına yol açıyor.

Et endüstrisini yatırım yönünden analiz eden yeni bir rapor, bu endüstrinin etkilerinin maliyetinin, sigara kullananların durumunda olduğu gibi, et tüketiminden doğrudan sorumlu olan kişilere yansıtılmasını öneriyor. 

Çifttik Hayvanları Yatırım Risk ve Getirileri (FAIRR) inisiyatifinden yatırımcı işleri sorumlusu Rosie Wardle “Et tüketimi hem çevre hem sağlık konularının kesiştiği bir diğer endüstri.”

“Herkesin sağlıklı ve dengeli bir diyete erişim hakkı olduğuna inanıyoruz ve bu da ideal olarak daha sağlıklı ve gezegen için daha iyi olacak şekilde sebzelerden gelen  proteinin daha çok tüketilmesine yönelik bir değişime yol açmalı.”

Kuruluşun yayımladığı analiz hükümetler tarafından zararlı gıda veya ürünlere uygulanan vergi düzenlerini inceleyip, etin de bu alanlara dahil edilip edilmemesi gerektiğini sorguluyor. Dünyada 180’den fazla ülke tütün ürünlerine  ek vergi getirirken, 60 ülkede karbon vergisi ve 25 ülkede şeker için özel vergiler bulunuyor. 

Waller’a göre yeni bir et vergisi sağlık bütçesine yönlendirilecek kaynak yaratabilir. 

Dünyada aşırı et tüketiminin üretebileceği sorunları ilk tespit eden ülkeler Danimarka ve ve İsveç gibi İskandinav ülkeleri. 2016 yılında Danimarka Etik Konseyi iklim üzerinde olan etkisi yüzünden kırmızı ete vergi getirmeyi teklif etmişti. 

Oxford Üniversitesi’nin Veriler arasında Dünyamız (Our World Data) projesine göre 1961’den bu yana küresel et tüketimi beş kat artmış durumda. 

Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) direktör yardımcısı Josef Schmidhuber “Tüketiciler fiyat değişikliklerine farklı şekillerde cevap verir. Bazıları hemen yeme davranışlarını yeni fiyata göre belirlerken, diğerleri eski alışkanlıklarını sürdürür.”

Schmidhuber’e göre ete getirilen bir vergide etten mahrum bırakılan ilk grup dar gelirliler olacak ve zaten pahalı eti alabilecek olan grubun harcayacak fazladan parası olduğu için, bu tür bir vergi tüketim boyutunu değiştirmeyecek. 

Bu konuda 2017’de  Nobel ekonomi ödülü Richard Thaler daha yumuşak bir yaklaşım öneriyor. Thaler’in önerisine göre insanları yanlış seçimlerinden dolayı cezalandırmak yerine, doğru seçimi yapmalarını daha kolay hale getirebiliriz. 

Et endüstrisi için bu yaklaşım, insanların pişmanlık duymadan eti bırakıp hayvan ürünlerine benzeyen başka muadillerini sunarak yapılabilir.  Dokuların ve hücrelerin canlının dışında kullanılarak yetiştirilmesi anlamına gelen doku kültürü sayesinde bu çok yakında mümkün olabilir.  Soya-bazlı yemekler zaten çoktandır market raflarında yerini aldı ve vizyoner üreticiler ete çok benzeyen sebzeler geliştirmeye çalışıyor.