Migren doktorları bile kandıran bir hastalık

Migren konusunda ezberlerimiz bozuluyor, bu hastalık tıp dünyasını kandırıyor. Beyin Cerrahı Bilgehan Bilge, her üç hastadan birinin başka hastalıklar nedeniyle ağrı atakları yaşadığını savunurken, migrenin on dakikada görülebileceğini iddia ediyor.

Dünyanın en eski hastalıklarından biri olan migren konusunda özel teşhis ve tedavi yöntemleri uygulayan Beyin ve Sinir Cerrahı Yardımcı Doçent Bilgehan Bilge sorularımızı yanıtladı.

 

Sizin uyguladığınız yöntemlerden birini öğrendim ‘beyin ölümü’ tanısında kullanılan cihaz, hatalı migren teşhislerini gerçekten önleyebiliyor mu?

Migren 2 bin 500 yıllık bir hastalık olduğu halde tıp dünyası; ‘migren görüntülenemez, başka bir neden bulunamıyorsa hastanın şikâyetleri migreni gösteriyorsa öyle teşhis konur’ fikrine inanıyordu. Oysa migren sırasında beyin damarları daralır ve genişler, atakları önlemek için de beyin damarlarının genişlemesini engelleyen ilaçlar üretilmiştir. Günümüzde beyin damarlarının genişleyip daraldığını görüntüleyebiliyoruz. Beyin anjiyosu bunu sağlar, ancak bu bir müdahaledir. Bir cihaz daha var ki adı ‘transkraniyal doppler’ kafatası kemiğini geçerek beynin içindeki bütün damarlar hakkında bize bilgi verebilir. Beyin damarlarının içindeki tıkanmayı, kanamayı, mikro embolileri bile gösterir. İnsan vücuduna bir zararı da yoktur. ‘Transkraniyal dopler’ hastanın o sırada gerçekte migren atağı geçirip geçirmediğini gösterir. Hasta o sırada migren atağı geçirmiyorsa vereceğiniz tedavi hiçbir işe yaramayacaktır. Bu cihaz migreni görüntüler ve yanlış teşhisten hastayı korur.   

Migreni teşhis etmek neden zor olsun, migreni taklit eden başka hastalıklar mı var?

Migrenle ilgili 2 bin 700’e yakın ilaç bir o kadar da tedavi yöntemi var, geleneksel tıp bile bunun içinde. Hacamat, sülük derken karşınıza binlerce uygulama çıkar. Herhangi bir hastalığın tedavisi için binlerce tedavi iddiası varsa, bilin ki tedavisi bulunmamıştır.  Migreni teşhis etmek, görüntülemek önemlidir çünkü migren teşhisi konulmuş hastaların üçte biri aslında migren değil. Migreni taklit eden pek çok hastalık var; mesela boyun fıtığı… Migren teşhisi konulmuş hastaların yüzde 84’ünde aslında migren olmadığını altta başka bir hastalık özellikle boyun fıtığı, boyun lenf bezlerinde şişme, boyun laçkalığı gibi hastalıklar gözlüyorum ve bunlar düzelince migren atakları geçiyor.

Tıp dünyası ile bu yöntemi tartıştınız mı, onların yorumu ne oldu?

Bu konuyla ilgili deneyimlerini ulusal ve uluslararası kongrelerde anlattım. Ama meslektaşlarım ilgi göstermediler. Migrenin teşhisi görüntülemez tabusunun yıkılması gerektiğini düşünüyorum. Bu cihazların Türkiye’de çok az büyük bir kısmı atıl ve kullanılmıyor, nasıl kardiyologların EKG cihazları var, baş ağrısı ile uğraşan hekimlerin kliniklerinde mutlaka bulunmalı. 

Bu cihazla migreni görüntülemek zahmetli bir iş mi?

Ben hastalarıma migren ağrıları başladığı zaman gelmelerini tavsiye ediyorum. Aynı kalp ritim bozukluğu gibi. Her zaman kalbin ritmi bozulmaz. Ritim bozukluğu başladığı zaman EKG çekilmesi gerekir. Bu da aynı şekilde, migren atağı sırasında çekilmeli. 10 dakika ile yarım saat arasında değişir, damardaki anormal davranışı teşhis edebilirsiniz. Hiç teşhis edemeyebilirsiniz çünkü hasta migren atağı yaşamıyordur. Aynen holter cihazına benzer, uzun bir süre kalp ritminizi kaydeder. Bunun uzun süreli çekim yapabilecek donanımları da vardır. Hastanın baş kısmına ter bandı gibi yerleştirilir ve kayıt alınır. Bu migrenin tartışmasız teşhisidir.

Migren aşısı etkili bir tedavi yöntemi mi?

Migren aşısı büyük çalışma örnekleriyle geldi, ilk lanse edildiğinde büyük umut olarak yorumlandı. Ancak daha sonra çalışmalar arttıkça yararının yüzde 30 düzeyinde kaldığı görüldü. Maliyeti inanılmaz şekilde yüksek, dehşet bir bütçeye sahip olan hastalara hitap ediyor ve her ay yaptırılması gerektiğinden abonelik gibi. Gerçi diğer migren ilaçlarının başarısı da bundan fazla değil.  

Migren ameliyatı yararlı mı, migreni tamamen tedavi edilebiliyor mu, ameliyat olan hastaların ömür boyu migren ataklarından kurtulması mümkün mü?

Migren cerrahisi ile cilt altından ilerleyen sinir liftlerini gevşetip etrafındaki dokulardan ayırarak ir müdahale yapıyoruz. Sinirler tahrip olduğu için ağrı hissedilmiyor. Bir nevi kanal tedavisi ya da botoksla aynı işlevi görüyor. Biz migreni tamamen vücuttan atamıyoruz, ağrı miktarını azaltıp atak sayısını düşürüyoruz. Bazen de kendiliğinden geçiyor.

Migren gerçekten beyne hasar verir mi, öldürür mü, yoksa gelip geçici bir ağrı mı?

Migren ağrısı tüm organları ve özellikle kalp dolaşım sistemini ciddi strese sokar. Oluşabilecek komplikasyon nedeniyle bir kalp krizi geçirilebilir. 

Çocuklukta migren görülür mü? Bu görüntüleme yöntemi çocuklarda kullanılır mı?

Bu doppler çocuklarda da kullanılır çünkü bence çocukluk dönemi migrenleri zannedildiği gibi fazla değildir. Mesela kıl kurdu çocuklarda migren atağına benzer baş ağrılarına neden olabilir. Üstelik bu çocuklarda büyük abdest, gayta örneğinde kıl kurdu çıkmayabilir. Ancak kıl kurdu, yüzlerinde küçücük beyaz lekeler yapar. Buna dikkat etmek gerekir. Kıl kurdu tedavisi yapıldığında baş ağrıları da ortadan kalkar.  

Okul dönemi de çocuklarda migren atağına neden oluyor mu?

Çocukların kafatası ağırlıkları narin boyun kemiklerine göre çok fazladır. Bu nedenle okula başladığında aniden baş ağrıları ortaya çıkabilir. Sırada oturmaya başladığında boynu öne eğik işler yaptığında boyun omurlarında laçkalık varsa, kronik baş ağrıları başlar. Ailede migren varsa doktorlar migren teşhisi koyar. Üstelik ilaç bu çocuklarda hiçbir işe yaramaz çünkü gerçek sorun migren değildir. 


© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.