Patricia Alonso
Şub 11 2018

Turizmde yeni umut organ nakli: Böbrek 35, karaciğer 90 bin dolar

İstanbul- Gururlu bir şekilde “İstediğim kadar harcayabilirim” diyor Emin Çakmak, Türk Sağlık Turizmini Geliştirme Konseyi (Turkish Healthcare Travel Council (THTC)) Kurucu Başkanı, 1990’da kurduğu küçük seyahat acentesi Hello Travel’daki masasında otururken. 

Çakmak, Türk Hükümeti tarafından sağlık turizmi sektörünün yurtdışında tanıtılması için tahsis edilen bütçeden bahsediyordu.

“Evet, bir bütçe var” diye konuya açıklık getiriyor. “Ama o kadar büyük ki çok para harcıyorum ve asla bitmiyor. Her yıl ne planlarsam yaptım ve hala kalan para var“ diyor Çakmak. “Bütçeyi verimli bir şekilde kullandık” diye de sözlerine ilave ediyor.

Diğer ülkelerde sağlık turizmi için bunun gibi bir hükümet desteği yok. “Pazarlama açısından düşündüğünüz her şeye sahibiz: Televizyon reklamları, dergiler, fuarlar, konferanslar, çalıştaylar, uluslararası sağlık turizmi faaliyetleri” diyor Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği (TÜRSAB) başkanlığına aday acente sahibi.

Birçoğunun inandığının aksine, yabancı hastalar Türkiye’ye sadece saç ektirmek için gelmiyor. “Hastalarımızın büyük kısmı, toplam vakaların yaklaşık % 32’si, onkoloji tedavisi için geliyor” diyor Çakmak. 

“Son 40 yıldır, komşu ülkeler savaşlardan ve Çernobil gibi kimyasal patlamalardan muzdarip ve bunlardan ağır bir şekilde etkilenmekte. Çok sayıda Rus ve Iraklı onkoloji tedavisi için geliyor” diye sözlerine ilave ediyor.

THTC Başkanı “Kimyasal saldırıların olmadığı söyleseler bile, tüm bu silahların toprağı, en sonunda da insan hayatını etkilediğine” inanıyor.

Çakmak, Türkiye'nin sağlık sisteminin organ naklinin yanı sıra çocuk hastalıklarının tedavisinde de iyi tanındığını iddia ediyor. Sistemin sonraki uygun organı kimin alacağını belirlemek için bir listeyi takip ettiği dikkate alındığında çok hassas bir konu. 

THTC'ye göre, prosedür Türk Hükümeti’nin sıkı kontrolü altında. Çakmak 15 yıl önce ” bazı şeylerin olduğunu” belirtmekle birlikte, “son 15 yılda Hükümet ve Sağlık Bakanlığı’nın tüm organ nakillerini yüzde yüz- % 99 değil, % 100- kontrol edebildiğinin" garantisini veriyor.

Bir etik kurul organı kimin alacağını belirliyor. Çakmak “Kendi donörlerini getirmezlerse yabancı hastalara kesinlikle organ nakli yapmadıklarını” iddia ediyor. 

Bu kural, Türkiye’deki yabancı hasta vakaları için sadece böbrek ve karaciğer naklinin mümkün olacağı anlamına geliyor. “Kendi donörlerini, en fazla dördüncü dereceden akraba olmalı, getirmeleri ve herhangi bir baskının veya arada paranın bulunmadığı etik kurulunu ikna etmeleri gerekiyor.” diye sözlerine devam ediyor.

Özel hastanelerde, yabancılar böbrek transferi için 30.000-35.000 $ arasında ödeme yaparken, karaciğer transferi için ücret 90.000$’a kadar çıkabiliyor. 

"Türk Tabipleri Birliği tarafından belirlenen asgari sabit bir oran var. Üniversite hastaneleri bu oranın üç katına kadar ücret alabilirken, özel hastaneler on kat daha fazla alabilir" diye açıklama yapıyor Çakmak.

Ödemeye ilişkin olarak hastanın iki seçeneği var: Özel sigorta ya da bireysel ödeme. “Çoğunlukla, geliyorlar ve nakit ödüyorlar” diyor Çakmak. Ayrıca, bu hastaların sosyo-ekonomik profillerini de belirliyor. 

Çakmak “Her ülkeden geliyorlar ve farklı yaşları var, ancak tabi ki herkesin maddi gücü yetmiyor” diye itirafta bulunuyor. Başkana göre, Türkiye gelen yabancı hastalar orta-yüksek ekonomik profile sahip. Bununla birlikte, THTC 2019’a kadar 1 milyon, 2023’e kadar ise 2 milyon hastaya ulaşmayı bekliyor.

THTC, 2016'da Türkiye’nin 144 ülkeden 750.000'den fazla uluslararası hastaya ev sahipliği yaptığını ve bunun da Türk ekonomisine 5,8 milyar doların üzerinde doğrudan gelir sağladığını iddia ediyor.

International Medical Assistance firmasının sahibi olan ve sağlık turizmi sektöründe on yıldan fazla deneyimi bulunan Levent Uyanıker THTC'nin istatistik tutmadığını belirtiyor.

 "Sağlık Bakanlığı, bu verileri tutma yetkisine sahip tek organizasyon" diyor. Uyanıker ayrıca, “Türkiye’nin diğer ülkelerde yaşayan Türkleri ve Türkiye'de yaşayan geçici göçmenleri “uluslararası hasta” olarak gördüğü” için verilerin çarpıtıldığı konusunda ikazda bulunuyor.   

Türkiye'de tedavi gören yabancı hastaların bir kısmı, Orta Doğu'da veya komşu ülkelerde konuşlu Coca-Cola veya Siemens gibi büyük şirketlerin çalışanları. 

"Türkiye, bu firmalar için ilk tahliye ülkesi. Ortadoğu'daki herhangi bir tıbbi acil vakada, önce hastayı bir ambulans uçakla Türkiye’ye getiriyoruz. Burada tedavi ediyoruz. Sonrasında ise, şirket politikasına göre, ya burada tedaviye devam ediyoruz ya da hastayı stabilize edip kendi ülkesine gönderiyoruz" diye açıklıyor Çakmak.

Bu, THTC'nin 2005 yılında kurulmasından bu yana Türkiye'deki tıbbi tesislerin büyük çaplı gelişmesinden dolayı mümkün. Çakmak, seyahat acentelerinin tıbbi tedavi için Almanya ve ABD'ye gidecek olan “turistlere” yardım ettiğini, ulaşımı, randevuyu ve kalışı ayarladığını öğrendiği bir Kuveyt ziyaretinden sonra bu fikri ortaya attı. "Neden onları Türkiye'ye getirmiyoruz?" diye merak etti.

İstanbul'daki önde gelen hastanelerin, Türkiye’nin bu pazarda yer edinemeyeceğini düşünen genel müdürlerini ikna için birkaç başarısız girişimde bulunduktan sonra, John Hopkins Medicine International Group ile ortaklık anlaşmasıyla açılan bir hastane olan Anadolu Sağlık Merkezi’nin genel direktörü ile görüştü. 

"Bana bir süre ABD'de çalıştıktan ve oraya tedaviye giden yabancı hastaların sayısına gördükten sonra hastaneyi bu amaçla kurduğunu söyledi" diyor Çakmak. 

Anadolu Sağlık Merkezi’nin genel direktörü diğer tıbbi tesislerin de kapısını açtı ve ondan sonra aralarında hastaneler, klinikler, seyahat acenteleri ve otellerin bulunduğu konseyin üye sayısı 2005 yılında 32 iken bugün 365’e ulaştı. 

Çakmak, 2010 yılında projeyi dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'a sunduğunda, Türk sağlık sektörü yıllık yüzde 25 ile 35 arasında büyüyordu. 2015 yılında 7 milyar dolarlık bir gelir vaat ettiler; ancak Türkiye'deki siyasi ve güvenlik durumlarından dolayı bu rakamlara ulaşılamadı.

THTC resmi sağlık turizmi web sitesi Map2heal aracılığıyla, Türkiye’deki sağlık kurumları ile kendisinin dünya çapındaki ofisleri arasındaki iletişimi geliştiriyor. Bu hem yabancı hastaların hem de doktorların, ikinci bir görüş veya tedavi planı için Türk doktorlara danışmalarına izin veriyor. 

Çakmak'a göre birçok durumda, kendi ülkelerinde teknoloji veya tedavi mevcut olmadığında hastalar doğrudan kendi doktorları tarafından sevk edilmekte. 

Yerel doktor hastayı Türk meslektaşlarına sevk ediyor, ancak hastayı takipten sorumlu. "Biz hastayı ücretlendiriyoruz, ama yerel doktorlara da hizmetleri için bir ödeme yapılıyor" diyor Çakmak. Herkesi gemiye bindirmek için akıllıca bir hareket.

Çakmak’ın odak noktasının verilerin güvenliğini sağlamak olduğunda ısrar etmesine rağmen, Ankara'dan 28 mühendis tarafından işletilen internet sitesi, bilgisayar korsanlarının pek çok saldırısına maruz kaldı.

Bölgede bir sağlık turizmi noktası olarak Türkiye’nin artan başarısının farklı açıklamaları var. Bir yandan, yüksek kaliteye sahip tedavisiyle Türkiye 'uygun fiyatlı' bir ülke. 

Nitekim, son on yılda hem kamu hem de özelde yeni hastanelere ve teknolojiye 30 milyar dolardan fazla yatırım yapan hükümetin desteği bunda büyük rol oynuyor. Diğer yandan, son birkaç yılda birçok Ortadoğulu hastanın daha önce tedavi maksadıyla gittiği ABD için vize alması giderek zorlaştı.

Türkiye'de, prosedürler daha erişilebilir. Ekonomi Bakanlığı tarafından hazırlanan yeni bir taslak plana göre, hem hasta hem de yakınlarına "sağlık vizesi" kolaylaştırılacak. Uzun süreli tedavi durumunda ise, ikamet izni verilecek.