Esra Tüzün
Haz 21 2019

Uçuk deyip geçmeyin, Alzheimer’a kadar yolu var

Özellikle yüz bölgesinde ortaya çıkan ve önemsenmeyen uçuklar, zona ve suçiçeği gibi virüsler iyi tedavi edilmediğinde Alzheimer nedeni olabiliyor. Anti viral ilaçlar ve ozon terapi ile Alzheimer’in tedavisi konusunda yeni araştırmalar yapılıyor.

Alzheimer hastalığının şifreleri çözülmeye başlandı. Dr. Nilgün Eröztürk, bu hastalık konusundaki son araştırmaları Ahval için derledi.  

Tıp dünyası Alzheimer hastalarının Alzheimer hastalığına neden olabileceği ileri sürülmeye başladı. 2007’de uçuk virüsünün beyinde Alzheimer hastalığına özgü beta amiloid ve TAU proteinleri birikimine yol açtığı tespit edildi. 2017 ve 2018 yıllarında yayınlanan, Tayvan’dan iki ayrı araştırma toplumda şiddetli uçuk geçiren kişilerin Alzheimer hastalığına yakalanma riskinin uçuk geçirmeyenlere oranla belirgin bir şekilde yüksek olduğunu göstererek önceki araştırma sonuçlarına en büyük desteği sağladı.

Önceleri Alzheimer hastalığının sebebinin beyindeki zararlı protein birikimleri olduğu düşünülürdü. Şimdi ise virüslerin beyin hücrelerine girmesiyle beyin savunma sisteminin uyarıldığı ve bu protein birikimlerinin virüs bulaşmış hücrelerin çevresine örülen bir çeşit duvar olduğu anlaşılıyor. Protein birikimleri sinir iletiminde kesintilere yol açarak zihinsel gerileme belirtilerini başlatıyor.

Konu yakın zamanda New England Journal of Medicine dergisinde yer alan geniş kapsamlı bir makaleye konu edilerek bilim dünyasında bir çeşit güvenoyu aldı. Çok sayıda araştırma sonucu birbirini destekliyor. Örneğin son araştırmaların birinde elde edilen virüs yükü düzeyleri hastaların içinde bulunduğu zihinsel bozulma düzeyi ile de bağlantılı bulundu. Bütün herpes virüsler sinir hücrelerine ve dolayısıyla beyin dokusuna özel yönelim gösteren virüslerdir. Alzheimer hastalığından ölen kişilerin beyinlerinde yüksek düzeylerde viral DNA ve RNA bulundu. Bu bulgular aktif enfeksiyon işareti.

Virologlar tarafından 12 yıldan bu yana her iki yılda bir düzenlenen HHV-6 (herpesvirüs-6) derneği konferanslarının her birinde 100’e yakın bildiri sunulduğunu, geçen yıllar boyunca biriken bulguların virologları getirdiği noktada artık Alzheimer hastalık etkeninin başta HHV-6 ve uçuk virüsü olmak üzere herpes virüsler olduğunun, beyinde meydana gelen yapısal bozulmaların da viral enfeksiyondan kaynaklandığının düşünülüyor.

Konferansları ilk senesinden beri takip ediyorum. İlgimin sebebi, Alzheimer hastalığı konusunun mesleki uğraş alanıma girmesi. 20 yıldan beri yaşlanmaya karşı tedaviler alanında çalışıyorum. Tedavilerimin temelini ozon terapi oluşturur. Bu nedenle kliniğime başvurular genelde yaşlanma ile ortaya çıkan yakınmalar ve hastalıklar yüzünden olur. Ozon terapinin Alzheimer hastalığı üzerindeki etkisi beni bu konuyu araştırmaya itti. Ozon çok güçlü bir antiviral, antifungal ve antibakteriyel ajandır.

Tabii kılcal dolaşımı da iyileştirir ama Alzheimer hastalığına beyin kan dolaşımı bozukluğunun sebep olmadığını biliyoruz. Bu yüzden ozon tedavisinin Alzheimer hastalığında antiviral etkileri sayesinde etkili olduğunu düşündüren vakalarım oldu.

Ozonun vücuttaki petrokimyasalları, ağır metalleri, karaciğerdeki toksinleri oksitleyerek yıkması çok iyi bilinen etkileridir ve Alzheimer hastalığında bir fark yaratabilmesi bu sayede de olabilir. Zira Alzheimer hastalığında ağır metal birikiminin rolü de çok tartışılmıştır ve hala da gündemden düşmüş değil. Ağır metal ve kimyasal yükü altında savunması bozulan hücrelerin kendilerini virüslerin saldırılarına karşı koruyamıyor olabileceğini düşünen araştırmacılar var.

Önceleri Alzheimer hastalığı konusunda araştırma yapanların arasında çok sayıda genetik bilimci vardı. Artık genetikten pek bahseden yok. Alzheimer hastalığı konusunda birçok araştırma yürütmüş olan, Harvard Tıp Fakültesi'nde öğretim görevlisi Genetik Bilimci Dr. Tanzi “Sonunda tüm hastalıkların ve yaşlanmanın zemininde mikropların yer aldığı anlaşılacak.“ diye bir açıklama yaptı.

ABD Alzheimer Derneği’nin son basın duyuruları son  bir yıl içinde açıklanan bulguların barsak-karaciğer-beyin bağlantısına dikkat çekiyor. Geçtiğimiz yıl Şikago’da yapılan Alzheimer Derneği uluslararası konferansında dört yeni çalışmanın sonuçları açıklandı ve hepsi de barsak ve karaciğer bağlantısına dikkat çekiyordu. Araştırma bulgularına göre günlük beslenmeyi değiştirmek hem barsak florasını değiştiriyor, hem de beyindeki protein birikimlerini azaltıyor. Öte yandan, karaciğer de ayrı bir araştırma alanı. Şimdiden, karaciğeri yoran ilaç kullanımıyla herpes virüslerin aşırı çoğalması arasında bir bağlantı olduğu fark edilmiş durumda.

Aslında zararsız sandığımız ilaçlar da zamanla karaciğerimizi yoruyor olabilir. Alzheimer hastalığının en çok kadınları etkilediğini biliyoruz, her üç Alzheimer hastasından ikisi kadın. İlaçları da en çok kadınların kullandığını biliyoruz, en azından Türkiye’de kadınlar erkeklerden iki kat daha fazla ilaç kullanıyor. O halde karaciğer bağlantısı gerçekten de önemli olabilir. Yağlı beslenme ile Alzheimer hastalığı arasındaki bağlantı da yine karaciğere işaret ediyor.

2013 yılında Washington’da toplanan Uluslararası Beyin ve Beslenme Konferansı’nda uzmanlar bilimsel bulguların ışığında, Alzheimer hastalığını önlemede başvurulacak bir kanıta dayalı beslenme rehberi hazırladılar, ben de o günden beri hastalarıma bu listeye dayanarak beslenme önerileri veriyorum.

  1. Doymuş yağ ve trans yağ tüketiminizi olabildiğince azaltın. Doymuş yağlar etlerde ve peynir yoğurt gibi süt ürünlerinde bulunur. Trans veya hidrojenize yağlar ise işlenmiş gıdalarda bulunur.

  2. Sebzeler, bakliyat, meyveler ve tam tahıllar beslenmenin temel ögeleri olarak et ve süt ürünlerinin yerini almalıdır.

  3. E vitamini takviyelerden ziyade yiyeceklerden temin edilmelidir. E vitamininin sağlıklı kaynakları yeşillikler, tohumlar, fındık-fıstık ve tam tahıllardır.

  4. İyi bir B12 takviyesi beslenmenizin bir parçası olmalıdır.

  5. Eğer multivitamin karışımları kullanıyorsanız demirli ve bakırlı olmayanları seçin ve demiri sadece doktorunuz reçete ettiği takdirde kullanın.

  6. Alüminyumun Alzheimer hastalığındaki rolü net olmamakla birlikte, alüminyum tencere, antasid, kabartma tozu ve Alüminyum içeren başka ürünleri kullanmaktan kaçının.

  7. Günlük rutininizde haftada en az 3 gün 40 dakika tempolu yürümeye eşdeğer aerobik egzersizler olsun.


*Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.

© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.