‘Salda’nın Dipsiz Göl olmasına müsaade etmeyin’

Burdur’un Yeşilova ilçesinde bulunan ve Türkiye’nin Maldivleri olarak bilinen Salda Gölü, bir süredir yapılaşma ve yok olma tehlikesi ile karşı karşıya. Çevreciler ve yöre halkının gölü korumak için el ele vererek kurduğu Salda Gölü Yaşatma Derneği, göl ve çevresine yönelik ciddi tehditlerle mücadele etmeye çalışıyor. Dernek üyelerinden Dostcan Şakar, Mavi-Yeşil’e konuk olarak gölün özelliklerini ve göle yönelik tehditlere karşı dernek faaliyetlerini anlattı.

“Salga Gölü milyonlarca yıl önceden günümüze gelen en önemli jeolojik miraslardan biri, bu gölü korumak herşeyden önce insanlığa olan borcumuz” diyerek başlıyor Şakar sözlerine.

“3.9 milyar yıl önce oluşmaya başlayan stromatolitlerin (bakterilerin oluşturduğu jeolojik yapılar) bir türü, Salda Gölü’nde oluşmaya ve yaşamaya devam ediyor. Bu stromatolitler 7 gün 24 saat oksijen üreten oksijen pınarlarıdır.”

Kuşları, yırtıcıları, kara ve su bitkilerinin yanı sıra endemik türlere de ev sahipliği yapan göl, Salda dişli sazancığı ve yeni keşfedilen yağbalığı veya çiçek balığı denilen türlerin de yaşam alanı.

Ancak birçok özelliği içinde barındıran göl ve Salda yöresi, kuraklaşma, madencilik faaliyetleri ve taşocakları nedeniyle kirlenme, turizme açılma baskısı ve yapılaşma gibi tehditlerle karşı karşıya.

Şakar’a göre, göl ekosisteminin yarattığı zenginlik düşünüldüğünde madencilik ve yapılaşma faaliyetleri yerine kamu yararına olabilecek projelerin hayata geçirilmesi mümkün. Bunlardan biri, solunum yolu ve akciğer rahatsızlıkları olanlar ve verem hastaları için yöreye kurulacak bir senatoryum yapımı olabilir, çünkü stromatolitlerin ürettiği oksijen zenginliği benzerine az rastlanır türden.

Şakar, Salga Gölü’nün bir başka özelliğine daha değinerek, gölün bilim insanları için bir laboratuvar niteliği taşıdığını ifade ediyor.

“Göldeki hidromanyezit stromatolitlerin oluşumunun her aşaması gözlemlenebildiğinden, dünya dışı yaşamın nasıl olabileceği öngörüsüne katkı sunabilecek bir bölgedir Salda Gölü.”

Salda Gölü, ne yazık ki geçtiğimiz günlerde iş makineleriyle kumlarının taşınması ile gündeme gelmişti. Göl kenarına yapılmak istenen ‘Millet Bahçesi’ projesi kapsamında, üstelik pandemi nedeniyle ziyarete kapandığı süreçte, hafriyata açıldı. Bu süreci şu sözlerle anlatıyor Şakar:

“Salda kasabası plajından 30 kamyondan fazla kumsal içeriğini belediye plajı olarak bilinen plaja taşıdılar. Bilimsel verilere göre, 3.9 milyar yıllık bir geçmişi olan biyolojik bir kumsal içeriği taşındı aslında, canlı bir kumsal içeriğinden bahsediyoruz. Kumu aldıkları yere bir zarar, kumu taşıdıkları yere ayrı bir zarar verdiler. Götürdükleri yerin doğal yapısını bozmuş oldular. Bu kumsal içeriğinden yürüyüş yolu yapılacağı söylendi. Bu içerik üzerine basıldığı zaman toz oluşturuyor ve bu tozu soluyanların akciğerlerinde tıkanmaya sebebiyet veriyor. Bu tozu soluyanlar ciddi sağlık sorunları ile karşılaşacaktı.”

Sosyal medyada oluşan kamuoyu tepkisi nedeniyle bu kumun küreklerle geri taşındığını söyleyen Şakar, göl plajına verilen zararın telafi edilemeyeceğini belirtiyor.

Aynı zamanda Devlet Su İşleri tarafından Salda Gölü’nün su toplama havzasına inşa edilen Kayadibi Barajı’nın, yörede yaşayanların başlattığı yasal sürecin sonuçlanması beklenmeden yapıldığını şu sözlerle aktarıyor Şakar:

“Kayadibi Barajı mahkeme süreci devam ederken yapıldı. Mahkemeden barajın yapılmaması yönünde karar çıktı ama baraj çoktan yapılmıştı. Bu baraj, doğaya ve ekosisteme büyük zarar verdi. İki tane kuru derenin önüne baraj yaptılar, baraj su tutmuyor. Tamamen gereksiz bir harcama.”

Derneğin, gölün korunması için bazı somut talepleri de var ve Şakar bu taleplere sahip çıkmaya çağırıyor tüm doğa ve yaşam savunucularını.

Kimyasal zararlıları içeren atık suların gölden uzak tutulması, göle yakın çevrede zehirli tarım ilaçlarının kullanımına son verilmesi, göle girilmemesi, gölü besleyen akarsuların önüne yapılan bütün göletlerin kapaklarının açılması ve bu durumdan zarar görecek çiftçilerin zararlarının karşılanması, göl kenarına hiçbir yapının inşa edilmemesi bu talepler arasında.

Hala yürülükte olan Millet Bahçesi projesinin iptali için yörede yaşayanlardan tarafından dava açıldığını da aktarıyor Şakar.

“Yasal süreç devam ediyor. Yörede yapılmak istenen ve mahkemelik olan başka faaliyetler de var. Geçen yıl 1.4 milyon ziyaretçinin göle geldiği söyleniyor. Şu anda yapılmak istenen Millet Bahçesi ile birlikte 1.5 milyon ziyaretçinin daha gelmesi planlanıyor. Bu kadar insanın gelişi büyük kirliliğe neden olacak. Göle girenlerin teri, kullanılan şampuan gibi kimyasalların yaratacağı kirlilik söz konusu. Zaten yörenin kanalizasyon sistemi yetersiz. Kapalı bir ekosistem olduğu için de bu kirlilik gölün içinde birikecek. Göl, çeşitli nedenlerle gittikçe küçülüyor ve böyle giderse Salda’nın kaderi Dipsiz Göl gibi, Uzun Göl gibi olacak.”

Çocukluğunun bu yörede geçtiğini söyleyen Şakar, gölün jeolojik mirasının yanı sıra yöre halkı için özel bir anlamı daha olduğunu ve kaybolup giderse buradaki yaşanmışlıkları, anıları da beraber götüreceğini ekliyor.

“Salda Gölü’nün düşmemesini istiyorum. Salda Gölü Koruma Derneği, gölü ve yöreyi sahiplenen herkesi doğal üyesi kabul ediyor, Salda’nın Dipsiz Göl olmasına müsaade etmeyelim, tüm doğa ve yaşam savunucularından derneğe destek olmasını bekliyoruz.”