Enes Kanter: Şahsıma yönelen sansüre değil ancak basketbolseverler adına üzüldüm

Amerikan Basketbol Ligi'nin (NBA) maçlarını yayınlama haklarını elinde bulunduran S Sport, Enes Kanter'ın takımı Portland Trail Blazers'ın maçlarını yayınlamayacağını duyurdu ve NBA Batı Konferansı Finali'nde, Blazers - Golden State Warriors maçının ilkini ekranlara getirmedi.

Kanter'in takımının maçlarını neden yayınlamayacağına dair Ahval'in sorularına S Sport'tan bir yanıt gelmezken, Kanter, "Kendi adıma üzüldüğümü söyleyemem çünkü şahsıma uygulanan sansür senelerdir devam ettiğinden dolayı, alıştım diyebilirim; ancak basketbolseverler adına çok üzüldüm" dedi.

Ahval'in sorularına yazılı olarak yanıtlayan Kanter, sansür uygulayan firmanın NBA markasını zedelediğini belirtti.

S Sport, Fenerbahçe eski yöneticisi Saadetin Saran'ın Yönetim Kurulu Başkanı olduğu Saran Group'a ait.

Türkiye tarafından kırmızı bültenle aranan Kanter, 'silahlı terör örgütüne üyelik' suçlaması ile aranıyor.

Kanter'in Ahval'in sorularına verdiği yanıtlar şöyle:

Türkiye’de NBA maçlarının yayın haklarını elinde bulunduran S Sport, NBA Batı Konferansı Finali’nde karşı karşıya gelecek olan ve takımınız Portland Trail Blazers ile Golden State Warriors’ın karşılaşmasını yayınlayamayacağını açıkladı. Bu sansürle ilgili neler söylemek istersiniz?

Öncelikle ifade etmem gerekir ki, basın yayın özgürlüğü adına bu yaşanan bir faciadır. Kendi adıma üzüldüğümü söyleyemem çünkü şahsıma uygulanan sansür senelerdir devam ettiğinden dolayı, alıştım diyebilirim; ancak basketbol severler adına çok üzüldüm. Onlar tarafından kabul edilmemesi gerekiyor böylesi bir yasağın, ikincisi sansürü uygulamaya karar veren firma, NBA markasının zedelenmesini de sağlamıştır bu yüzden NBA tarafından bu yasağı uygulamaya koyan firmanın lisanslarının iptal edilmesi gerektiğine inanıyorum.

Genel olarak takımınızın maçlarına yönelik bir sansür ve ambargo var.

Siyasi tartışmaların spora sirayet etmesini nasıl yorumluyorsunuz?

Türkiye’yi, Avrupa’ya entegre olmak üzere gelişmekte olan, NATO üyesi, Amerika müttefiki, G-20 üyesi bir ülke olarak tanımıştı dünya. Bunların bazıları realite olarak devam etse de, ülkenin kendi içinde yaşadığı politik kokuşma ve körlüğünden dolayı, dünyanın Türkiye’yi tanımlaması tamamen değişti. Erdoğan rejiminin baskısını, seçimlerdeki demokrasinin üstünlüğünü kabul edemeyişlerini, hukuk-yargı ve basın baskısını, iş dünyasının güvensizliğini konuşmaya başladı dünya. Bilemiyorum, Türkiye’nin kendi içinde kurdukları tiyatroda halk bunları görmüyor olabilir, aldatılıyor olabilir, ancak realite bu.

Tüm bu baskıcı uygulamaların sonuna bir de spor girdi. O kadar çok üzülüyorum ki bu saçmalığa anlatamam. Spor, kimlikler üstü bir faaliyettir. Sporun hiçbir zaman ayrıştırıcı kimliği yoktur, aksine spor toplumu birleştiren bir şeydir. Sporun kendi içinde rekabet ruhu bile ayrıştırıcı değil, yeteneklerin savaşı ve galibiyet-mağlubiyet üzerine kurulmuş ama aktörleri arasında centilmen bir havası olan müthiş bir ortamdır. Bu kadar güzel bir platformu halkımızı birleştirme adına kullanmak yerine, daha da ayrıştırma aracı olarak kullanmaları gerçekten çok üzücü.

Takımınızda ve NBA'de bu sansürle ilgili nasıl bir yaklaşım ve tartışma sürüyor, biraz anlatır mısınız?

İşin açıkçası etrafımdaki hiç kimse olup bitenlere anlam veremiyor. Öncelikle bana karşı olan bu kadar düşmanlığı ve benim gibi hem Türkiye’de hem Amerika’da en ufak bir kanunu çiğnememiş, trafik cezası bile olmayan birisinin “terörist” ilan edilmesine anlam veremiyorlar. Beni tanıdıkları için de karşı tarafın niyetini anında okuyabiliyorlar ve notlarını veriyorlar.

Ayrıca, bu tarz sansür olaylarını saçma ve anlamsız bulmakla beraber, beni “terörist” ilan edebilecek miyoplukta ve seviyesizlikte olan bir rejimin, bu seviyesizliği de yapabileceğini önden anlamış oluyorlar. Günün sonunda Erdoğan rejiminin saçma ve anlamsız hareketleri işliyor bu insanların zihinlerine, demokrasi ve insanlık adına kaybeden onlar oluyor!

Bir gün Türkiye'ye dönüp Türk basketbolu için çalışma gibi hayalleriniz var mı?

Ülkeme her zaman hizmet etmeye hazırım. Bir gün baskıcı rejimler değişir ve toplumun ayrılmışlığı ve bugüne kadar uygulanan tahribat tamir edilirse, benim geri dönmeme uygun bir zemin olursa, neden olmasın!

© Ahval Türkçe