‘Saray’da ikinci Zarrab vakasını tetikleyen adam korkusu’

ABD’deki Utah Federal Savcılığı'nın, mahkemeye başvurarak tüm mal varlıklarının ABD tarafından geri alınmasını talep ettiği iş insanı Sezgin Baran Korkmaz'ın tüm mal varlıklarına Türkiye tarafından el konulmasının yankıları devam ediyor. “Kara para aklama” iddiasıyla tüm mal varlığına el konulmasıyla gündeme gelen Sezgin Baran Korkmaz’ı köşesine taşıyan gazeteci Cansu Çamlıbel, Korkmaz’ın “ikinci Zarrab vakası korkusunu tetikleyen adam” olduğuna dikkat çekiyor.

Sezgin Baran Korkmaz’ın uzun zamandır rüşvet verdiği bir savcı aracılığıyla hakkında verilen karar için “yürütmeyi durdurma çıkartmaya çalıştığını” söyleyen Çamlıbel, “Ancak ‘yukarıdan’ talimatla SBK’nın (Sezgin Baran Korkmaz) bu girişiminin son anda engellendiğini öğrendim. Dahası, söz konusu savcı apar topar görevden alınmıştı” diyor.

Korkmaz’ın mal varlığına el konulmasından daha kritik önemde olan hususun hakkında yurtdışına çıkış yasağı getirilmiş olduğuna dikkat çeken Çamlıbel, şu ifadeleri kullanıyor:

“Zira edindiğim bilgilere göre Beştepe’de Sezgin Baran Korkmaz’ın ikinci bir Zarrab vakasına dönüşmesinden ciddi anlamda kaygı duyuluyordu. Korkmaz’ın kendini kurtarmak için bir noktada ABD’ye giderek elindeki fotoğraf albümünü üzerinden ‘hikâye üreteceğinden’ korkan Ankara, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hamlesiyle kendince bir taşla iki kuş vurdu. Hem ABD Adalet Bakanlığı’nın talebine olumlu yanıt verilmiş oldu, hem de Korkmaz’ın esrarengiz biçimde ortadan kaybolması engellendi. Lakin Kars’tan Utah’a uzanan bu hikâyenin henüz gün yüzü görmemiş birkaç skandalı daha kaldıracak yeri var gibi duruyor.”

Sezgin Baran Korkmaz hakkında detaylı bilgiler veren Çamlıbel, şunlara dikkat çekiyor:

“Aslında SBK’nın ismini bundan altı yedi yıl öncesine kadar hükümet mahfilerinde bilen kimse yoktu. Sezgin Baran’ın Özbulcum olan soyadını 1993 yılında değiştirip Korkmaz yaptığını bilmiyorlardı o tarihte mesela. SBK, TÜSİAD çevresi tarafından ciddiye alınmayarak mağdur edildiği söylemi üzerinden hükümet içinde kendisine çeşitli bağlantılar kurmayı başardığında yurt dışında Türkiye’nin lobisini yapmak için önemli kaynaklara sahip olduğunu söyleyecekti. Sonrası çorap söküğü gibi geldi. Erdoğan çevresinden önemli bir ismin telkiniyle kahramanımız DEİK bünyesinde faaliyet gösteren Türkiye-ABD İş Konseyi’ne (TAİK) paslandı… Yurtdışı faaliyetlerin finansmanına katkısı olabileceği notuyla.

Hemen sonrasında SBK, Cumhurbaşkanlığı bünyesindeki Yatırım Ofisi’nin o zamanki Başkanı Arda Elmut’un yanında görüntü vermeye başladı. Arşivlerde yer alan 10 Ekim 2016 tarihli bir habere göre ‘Washakie Yenilenebilir Enerji Grup’ Türkiye’de sağlık ve finans sektörlerinde yeni yatırımlar için yaklaşık 1 milyar dolarlık bir fon oluşturmuştu. Washakie’nin yatırımlardan sorumlu üst yöneticisi ise Sezgin Baran Korkmaz’ın ta kendisiydi. Yatırım Ofisi’nde düzenlenen imza töreninde Korkmaz, 15 Temmuz’daki darbe girişimi akşamında Beylerbeyi’nde bir restoranda şirketin Amerikalı bir yöneticisiyle yemekte olduklarını anlatıyor ve ekliyordu: ‘Darbeyi burada yaşamaları ve ertesi gün her şeyin normale dönmesi, yatırımın gelmesini sağladı.’

Yatırım Ofisi’ndeki imza töreninden yaklaşık üç ay sonra ise Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) ABD’de yaşayan iş insanı Yalçın Ayaslı tarafından kurulan Borajet’in tüm hisselerinin Korkmaz’a ait SBK Holding’e geçtiğini duyurdu. Satış sonrasında Korkmaz ve Ayaslı arasında başlayan hukuk savaşı bugün hala sürüyor.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan geçtiğimiz günlerde Sezgin Baran Korkmaz’la olan bütün fotoğraflarını mahkeme kararıyla sildirmişti.

 

Yazının tamamına buradan ulaşabilirsiniz