'Yeniden savaş tehdidi ile mi karşı karşıyayız?'

Birinci Dünya Savaşı, geride 16 milyon ölü, parçalanmış devletler bıraktı ve İkinci Dünya Savaşı'na da yol açarak yeni bir felaketin kapısını araladı.

Savaşın bitiminin üzerinden tam bir asır geçti. Ancak etkileri hala devam ediyor. ABD'yi bir süper güç olarak dünyaya hakim kılan bu savaşın 100. yılında, yeni bir savaşın kapıda olduğunu düşünenlerin sayısı hiç de az değil. 

Dünya Gazetesi yazarı Osman Ulagay, yeni bir savaşın dünyayı beklediği düşüncesine sahip olanların sayısının hiç de az olmadığını belirttiği yazısında, Fransa lideri Macron'un da bu düşünceye yakın isimlerden biri olduğunu ifade etti ve Macron'un şu sözlerine atıfta bulundu:

"Bugün burada çektireceğimiz grup fotoğrafı acaba kalıcı bir barışın sembolü mü olacak? Yoksa dünyanın büyük bir kargaşaya sürüklenmesinden hemen önce çekilmiş olan, son birlik ve beraberlik fotoğrafı mı? Bu sorunun cevabını bizler vereceğiz."

Macron'un konuşmasında, 'şeytani güçler ve bencil milliyetçilik'ten bahsettiğine değinen Ulagay, "Popülizmin ve bencil milliyetçiliğin yükseldiği ortamda ülkelerini dünyaya kafa tutan ‘tek adam’ rejimleriyle yönetmek isteyen liderlerin Macron’un uluslararası işbirliği ve dayanışmayı vurgulayan konuşmasından fazla hoşlanmamış olması hiç de şaşırtıcı değildi" yorumunu yaptı.

Fransa'daki Paris Barış Forumu'nun, bir küresel düzen yokluğuna dikkat çektiğini kaydeden Ulagay, bu olumsuz durumu sonlandırmak için de uluslararası işbirliğinin amaçlandığını ifade etti.

Dünyada bir küresel  düzen boşluğu olduğu tezini dillendiren Ulagay, yazısını şöyle sürdürdü:

"Soğuk savaş sonrasında ivme kazanan küreselleşme süreci ve dijital devrim dünyada büyük bir dönüşüme yol açtı. Küresel şirketlerin ulusal sınırları aşarak kurduğu arz zincirleri Çin ve Hindistan başta olmak üzere pek çok ülkede benzeri görülmemiş bir sanayileşme atılımına ve toplumsal dönüşüme yol açtı. Teknoloji atılımı ise son 20 yılda dünya nüfusunun neredeyse tamamının cebine giren ve yaşamını değiştiren mobil telefonları yarattı.

Küresel güç dengelerini ve servet dağılımını değiştiren ve toplumsal yapıyı derinden etkileyen bu çok boyutlu ve kapsayıcı dönüşüm yaşanırken dönüşüm öncesinde kullanılan devlet yönetimi modelleri ve siyasi yapılar bu büyük dönüşüme ayak uyduracak bir dönüşüme uğramadı. Bu uyumsuzluğun giderek sorunlara yol açması ve kazananlarla kaybedenler arasında çelişkiler yaratması kaçınılmazdı. Bu çelişkilerin çatışmalara ve savaşlara dönüşmeden çözümlenebilmesi için yeni küresel kuralların ve bunları uygulayacak kurumların geliştirilmesi gerekiyor. Paris Barış Forumu bu yolda atılmış bir adım olarak önem taşıyor."

Yazının tamamını buradan okuyabilirsiniz