Ekrem Onaran
Ağu 08 2019

Sayıştay raporlarında eş dost kadrolaşması ve çürüyen sistem!

Son günlerde en çok tartışılan konulardan biri, belediyelerdeki torpilli atamalar. Her gün yeni bir örnekle karşılaşıyoruz. Başkanların oğluna, kızına, yeğenine, kardeşine ya da bir başka yakınına kadro vermesi artık sıradan bir haber. Kamuoyuna yansımayan nice benzer örneğin olduğu da biliniyor.

AKP, CHP veya bir başka parti fark etmiyor. Eş-dost, akraba kayırmacılığının bulaşmadığı kurum ya da parti yok. Bazı başkanların hızını alamayıp, neredeyse tüm sülalesine belediyede kadro verdiği görülüyor. 

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’ndaki düzenlemeye göre ‘istisnai memurluklara’, istenen kişinin atanması mümkün. En düşük memuriyete girerken aranan eğitim, sınav ve benzeri şartlar istisnai memurluklarda aranmıyor. Dolayısıyla özel kalem müdürlüğü başta olmak üzere istisnai kadrolar, memuriyete sınavsız girişin ve akraba kadrolaşmasının en kestirme yolu. 

Pek çok kurumdaki uzman, uzman yardımcısı, danışman ve basın halkla ilişkiler müşavirlikleri de istisnai kadro. Yaygın olduğu için en çok özel kalem müdürlüğü tercih ediliyor. 

Sayıştay’ın en son yayınlanan denetim raporlarına göre özel kalem müdürlükleri, ‘doldur boşalt’ yöntemiyle torpilli isimlerin memuriyete atanmasında kullanılıyor. Sistem şöyle işliyor: Özel kalem müdürü yapılan kişiler, kısa süre sonra başka bir kamu kurumuna naklen atanıyor. Yerine yenisi alınıyor. O da aynı yöntemle özlük hakları açısından daha iyi olan bir kuruma geçiyor. Çark bu şekilde dönmeye devam ediyor. 

Sayıştay’ın 2017 yılı denetim raporlarında istisnai kadrolaşmaya ilişkin şu tespite yer verildi:

“Son yıllarda özel kalem müdürlüğü kadroları amacı dışında kullanılmakta, genel olarak boş tutulan bu kadrolar, bazı şahıslara memuriyet statüsü kazandırılmak veya ilgili idarecinin izniyle diğer kurumlara naklen atamalarını sağlamak amacıyla kullanılmaktadır.” 

Sayıştay raporlarında, özel kalem müdürlüğü kadrosunun nasıl istismar edildiğine ilişkin pek çok somut örneğe yer veriliyor. Örneğin Arnavutköy Belediyesi’nde özel kalem müdürlüğü kadrosuna 10 farklı atama yapıldı. Daha sonra her biri ayrı kurumlara memur olarak geçti. 

Sayıştay denetçileri, İstanbul Beşiktaş Belediyesi’nde yedi kişinin özel kalem müdürlüğü kadrosuna atandıktan sonra çeşitli görevlere naklen geçişlerinin yapıldığını belirledi.

İstanbul Fatih Belediyesi’nde ise sekiz defa özel kalem müdürlüğü kadrosuna açıktan atama yapıldığı, açıktan atanan personelin kısa bir süre sonra başka kurumlara memur olarak gittiği görülüyor. Ankara Sincan Belediyesi’nde de altı kişi özel kalem müdürlüğü kadrosuna atandıktan kısa bir süre sonra EPDK, Diyanet, RTÜK, Çevre Bakanlığı ile Et ve Süt Kurumu’na nakil oldu.

Sayıştay’ın Afyonkarahisar Belediyesi’nde yaptığı denetimlerde, özel kalem müdürlüğü kadrosuna yedi kez atama yapıldığı, bu kişilerin kısa bir süre sonra diğer kurumlara naklen atandığı tespit edildi. Bu kişilerin belediyede dokuz gün gibi kısa sürelerde çalıştıktan sonra bakanlıklara ve çeşitli kurumlara geçtiği belirlendi. 

Güngören, Kartal, Bahçelievler, Adana Ceyhan ve Erzurum Büyükşehir Belediyesi de Sayıştay tarafından istisnai kadrolaşmanın tespit edildiği belediyelerden bazıları. 

Sayıştay raporlarında benzer pek çok başka örneğe de yer veriliyor. Sayıştay, açıktan yapılan atamaların memuriyete sınavsız girişin bir yolu olarak kullanıldığını, bu kişilerin bir süre sonra memur olarak başka bir kadroya geçirildiğini, bazılarının ise naklen başka bir kuruma tayin olduğunu tespit etti.

Sayıştay raporlarında; ülke genelinde KPSS sınavlarına girmiş ve başarılı olmuş yüzbinlerce kişi atamayı beklerken, bazı isimlerin bu sınavlara girmeden istisnai kadrolar kullanılarak diğer memur kadrolarına atanmasının hakkaniyeti zedelediği vurgulanıyor. Özel kalem müdürlüklerinin, memuriyete sınavsız giriş için atlama tahtası olarak kullanıldığına dikkat çekiliyor.  

Dolayısıyla bugünlerde hararetle tartışılan eş dost kadrolaşması, yıllardan beri Sayıştay raporlarında dikkat çekilen bir husus. Torpille işe yerleşme, belediyelere has bir durum değil. Valilik ve kaymakamlıklardaki özel kalem müdürlükleri de bu amaçla kullanılıyor. Milletvekili çocuklarının veya diğer yakınlarının, bu özel kalem kadrolarından memur yapılıp yüksek maaşlı kurumlara atandığı biliniyor.

Torpilli alımlarda belediye şirketleri ise son derece elverişli bir alan. Bütün yetki belediye başkanlarında olduğu için eş, dost ve partililer bu şirketlere dolduruluyor. 

Görüldüğü gibi işsizlik, dayısı amcası ya da partili yakını olmayanlar için geçerli. Torpili olan, bir şekilde kapağı devlete atıyor. 

Üniversite mezunu yüzbinlerce kişinin işsiz gezdiği, lisans mezunu işsiz sayısının bir yılda yüzde 112 artarak 664 bin kişiye ulaştığı bir ülkede bu tablo, sistemin çürümüşlüğünü açıkça ortaya koyuyor. Tartışma ise kişiler üzerinden yürütülüyor. Elbet de etik davranmayan, kendisine verilen yetkiyi suiistimal eden ya da kanunların dışına çıkan isimlerin ifşa edilmesi önemli. 

Kanaatimce esas yapılması gereken ise bu çarpıklığa imkân veren sistemin tartışılması. Yıllardan beri zaman zaman gündeme gelen eş dost kadrolaşmasının önüne geçmek adına hiçbir adım atılmıyor. Çünkü iktidar, muhalefet ayrımı olmaksızın bütün partiler bu sistemden besleniyor.

Oysa istenilmesi halinde, yapılacak birkaç maddelik yasal düzenlemeyle bu sorunun önüne geçilebilmesi mümkün. Ancak Türkiye’de bataklık yerine sinekleri tartıştığımızdan, bir süre sonra gündem değişiyor ve çark aynı şekilde dönmeye devam ediyor. 


© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.