Sirwan Kajjo
Oca 18 2018

SDG Sözcüsü Ahval'e Konuştu: Türkiye Afrin'e saldırırsa karşılık verilir

 

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bu hafta, Suriye-Türkiye sınırının çoğunu kontrol altında tutan Suriyeli Kürt güçlerine yönelik saldırı başlatacağına ilişkin tehditlerini arttırdı.

Erdoğan, haftalık Meclis konuşmasında ABD'nin Suriye'deki IŞİD'e karşı savaşta desteklediği Halk Koruma Birlikleri'ni (YPG) kastederek “kısa zamanda Afrin ve Menbiç'ten başlayarak terör yuvalarından bir bir kurtulacağız” dedi.

Erdoğan'ın gittikçe artan öfkeli tavrı, Afrin'in yakınında bir askeri takviye ile ikiye katlanarak Rpjava'ya olası bir saldırının eli kulağında olduğunun sinyalini verdi. Ve Türk topçularının Afrin sınır köylerine aralıklı bombardımanı tüm hafta boyunca sürdü.

Ankara'nın Suriyeli Kürtlere saldırı tehdidi Washington'ın sınırda yeni bir muhafız gücü yaratma planlarınıyla tetiklendi. 30 bin askerlik Suriye gücü, ağırlıklı olarak Kürtlerin domine ettiği Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) deneyimli savaşçılarından oluşacak.

Takip eden günlerde Ankara'nın öfkeli tepkilerine karşı, Çarşamba günü, Pentagon “muhafız gücü” projesinden geri adım atma izlenimi vererek Ahval'e yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“ABD Suriye'deki yerel güvenlik güçlerini eğitmeye devam edecek. Eğitimler, yıkıma uğramış toplumlarına geri dönen mülteciler için güvenliği artırmak üzere tasarlandı. Ayrıca, (bu eğitimler) IŞİD'in özgürleştirilmiş ve yönetimsiz bölgelerde yeniden ortaya çıkamaması için gerekli.” Pantogan sözcüsü Eric Pohen şunları ekledi: “Bu yeni bir 'ordu' ya da konvansiyonel 'sınır muhafızı' gücü değil.”

Yine de Suriyeli Kürt yetkililer Türkiye'nin iç siyasetinin Erdoğan'ın tehditkar sözlerinde rolü olduğuna dikkat çekti.

Afrin kantonunun dış ilişkiler departmanı başkanı Süleyman Cafer Ahval'e verdiği demeçte “Erdoğan'ın Afrin'i işgal tehditleri Türkiye'nin iç siyasetini etkilemeye yönelik. Son politikaları yurtiçindeki konumunu kötüleştirdi”, dedi ve şunu ekledi: “Bu nedenle Türk halkını meşgul edecek sınır dışında bir mesele arıyor”.

Buna karşın, Kürt yetkili “Erdoğan'ın tehditlerini ciddiye alıyoruz çünkü bu noktada her şeyi yapabilir” dedi.

Bu Türk hükümetinin Suriyeli Kürtlere karşı askeri harekat düzenlemeye ilişkin ilk tehdidi değil. Aslında, Suriye'deki kriz süresince, Türk ordusu Suriye'de Kürtlerin kontrolünde bulunan yerlere, özellikle de Afrin'e küçük çaplı saldırılar düzenledi. Ama Türklerin desteklediği Suriyeli isyancılar da Kürtleri taciz etmeleri için devreye sokulduğundan dolayı bu seferki diğer tehditlerden daha farklı.

Ankara, YPG ile Kürdistan İşçi Partisi (PKK) arasında fark görmüyor. Uzun süredir PKK'nin öncülük ettiği kendi Kürt meselesiyle uğraşan Türkiye Suriye'de Kürtlerin elde edeceği herhangi bir gücün PKK'yi güçlendirmesinden korkuyor. Suriyeli Kürtler kendi siyasi ve askeri güçlerinin komşuları Türkiye için bir tehdit oluşturmadığını söylemeye devam ediyor.

Kürt yetkili Jaafer “Kendi bölgelerimizde kontrolü sağladığımız son altı yılda Türkiye'ye doğru tek bir kurşun atmadık” dedi.

Ankara, Ağustos 2016'da Fırat Kalkanı Harekatı'nı başlattığında, Fırat'ın batısında yer alan hem IŞİD hem de YPG bölgelerini yok etmeyi amaçladığını açıkça dile getirmişti. Operasyon beş ay sürdü ve Afrin'i Kürtlerin elinde bulunan diğer bölgelerden ayırma amacına ulaştı ve böylece Suriyeli Kürtlerin, Türkiye sınırı boyunca bitişik bir varlık oluşturmasını engelledi.

Ama ABD ve Rusya'nın bölgedeki varlıkları, IŞİD ve diğer aşırılıkçı gruplarla mücadelede gösterdikleri çabalarla birbirine daha da yakınlaştıkça, Afrin Rusya'nın kontrolündeki bölgede yer alırken, diğer iki Kürt anklavı [ç.n. Siyasi coğrafyada, tamamen başka bir siyasi bölgenin sınırları dahilinde yer alan siyasi bölge] olan Kobane ve Cezire Amerikan üssü haline geldi. ABD'nin Fırat'ın barısındaki bölgelere müdahale etmemesi ve Rusya'nın nehrin doğusundan uzak durması yönünde bir uzlaşıya varıldı.

Ama ağırlıklı olarak Fırat'ın doğusunda etkin olan SDG'nin Afrin'e bir Türk saldırısında nötr kalmak gibi bir niyeti yok.

SDG sözcüsü Mustafa Bali, Ahval News'e “Eğer Afrin'deki yurttaşlarımız Türk ordusu tarafından saldırıya uğrarsa boş boş oturmayacağız” dedi.

Kürt yetkililer, bu durumun ABD liderliğindeki koalisyon için de geçerli olduğunu, Afrin'e ya da Kürt Suriyesi'nde başka herhangi bir yere bir Türk işgalinin parçalanmış ülkedeki terörle mücadele çabasını potansiyel olarak engelleyeceğini savunuyor.

Bali “Suriye'ye yönelik herhangi bir Türk saldırısı SDG'yi Afrin'i savunmak için IŞİD'den kurtarılmış bölgeleri bırakmaya zorlayacak” diyerek şunu ekledi: “Bu durum, aşırılıkçı grupların yeniden su yüzüne çıkmasına neden olacağı için [ABD liderliğindeki] koalisyon açısından durumu karıştıracak. Bu nedenle Türkiye'den gelebilecek böylesi bir hareketi engellemek koalisyonun çıkarına.”

Buna rağmen, ABD askeri yetkilileri IŞİD karşıtı koalisyonun YPG ve Afrin bölgesine dahil olmadığını söyledi.

ABD liderliğindeki koalisyonun sözcüsü Albay Ryan Dillon “Biz Afrin'de faaliyet göstermiyoruz” dedi, “Orta Fırat Vadisi'nde kalan IŞİD kalıntılarını yok etmek konusunda ortaklarımıza destek sağlıyoruz”. Bir diğer Pentagon Sözcüsü Binbaşı Adrian Rankine-Galloway de Ahval'e “Koalisyon'un Afrin ile ilgili operasyonları bulunmuyor çünkü IŞİD karşıtı harekatlara odaklanmış durumda”. Binbaşı bununla birlikte SDG'nin “IŞİD ile mücadelede ayrılmak ortakları” olduğunu ekledi.

Türkiye, IŞİD'in başkent ilan ettiği Rakka'ya yönelik Kürtlerin liderliğindeki SDG saldırısını ABD'nin silahlandırmasına sert bir şekilde itiraz etmişti. Tüm itirazlarına rağmen, ABD planına uygun davrandı ve Rakka Ekim 2017'de IŞİD'den kurtarıldı.

Türkiye, Rakka savaşının ardından ABD'nin Suriyeli Kürt savaşçılara desteğini gittikçe azaltacağını umarak bir süre boyunca Suriyeli Kürtlere yönelik tehditlerini azalttı. Ancak hayal kırıklığı, ABD askeri yetkililerinin Amerikan birliklerinin bölgedeki tehdit sürdüğü sürece Suriye'de kalacağını açıklamasının ardından arttı.

SDG sözcüsü Bali “Türk hükümeti, Suriye'deki herhangi bir demokratik projenin hayata geçirilmesinden her zaman korkacak çünkü bu ülkeye kendisininki gibi bir yönetimi empoze etmek istiyor” dedi.