Kas 18 2017

‘AKP’nin oyları eriyor ama kimseye de yar olmuyor'

 

İSTANBUL- Konda Genel Müdürü Bekir Ağırdır, AKP'nin oylarının eridiğini ancak AKP tabanından kopanların mevcut siyasi partilerden hiçbirisine meyletmediğini söyledi.

2019 Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde siyasi arenada kartlar yeniden karılırken, AKP adayı olan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın yüzde 51 oy alıp alamayacağı, partisinin genel ve yerel seçimlerden zaferle çıkıp çıkmayacağı en çok tartışılan konu.

Ağırdır'a göre, AKP'nin son üç yıldır benimsediği aşırı milliyetçi dil ve söylem, ABD ve Almanya ile yaşanan krizler, PKK, PYD konusunda yaşanan gerilim, şovenist tutum AKP tabanında rahatsızlık kaynağı. 

T24'e konuşan Ağırdır, MHP ve İYİ Parti'nin yeni bir milliyetçilik yorumu getiremediğini belirtiyor ve bu engelde takılmaları halinde de barajın altında kalabilecekleri uyarısında bulunuyor. 

AK Parti’nin çekirdek oyunda ve tabanında ciddi bir erime var ve ciddi eleştirel bir pozisyon var. İki, buna rağmen AK Parti’den çözülen insanlar ne İyi Parti, ne CHP, ne MHP. Yeni bir partiye de meyletmiş değiller.

AKP'nin Atatürk'e sahip çıkmak ya da Atatürkçü olmak gibi bir derdi olmadığının altını çizen Ağırdır, ülkenin yüzde 60'ının önümüzdeki birkaç ay içinde ciddi bir ekonomik kriz beklediğini, yüzde 70'inin ise eğitim sisteminden umudunu kestiğini belirtiyor.

"Türkiye insanının ortak yaşama iradesi zayıflıyor ve giderek siyaset marifetiyle bunu çözebileceğimize olan umut ve inanç zayıflıyor. Ortak yaşam iradesini zayıflatan şey de bu umudun ve inancın azalıyor olması. Lümpenleşme çoğalıyor. Şabanlar Recep İvedikleşiyor." 

Açık bir şekilde Atatürk'ün AKP tarafından seçim kampanyasının bir unsuru olarak kullanıldığını belirten Ağırdır, kamuoyunun tepkisini ölçmek için bu adımının atıldığı görüşünde. Vitrin değiştirme, Melih Gökçek, Kadir Topbaş ve diğer belediye başkanlarının istifaya zorlanması, girişimine değinen Ağırdır, Erdoğan'ın 2019 öncesi yoldaki riskleri ayıklamaya çalıştığı kanaatinde. 

AKP'nin halihazırdaki oy oranıyla ilgili de Ağırdır şunları söylüyor:

KONDA araştırmaları üzerinden söyleyeyim, AK Parti’nin potansiyel oyundan eksi olmuş 16 Nisan’da 3-4 puan mertebesinde. Sadece bu olamaz diyorum. Ama hangisi için yolsuzluk tartışmasıydı, hangisi için FETÖ’yle ilişkisiydi, hangisi için yorgunluk meselesiydi onu bilmiyorum ama şunu düşünüyorum. Eğer diyelim seçimler yaklaştıkça Gökçek’le ilgili çok fazla yolsuzluk dosyaları ortaya çıkacaksa bu hem yerel seçim, hem cumhurbaşkanlığı seçiminde AK Parti için olası bir risk alanıdır. Bu anlamda bir mıntıka temizliği yapmak da olabilir.

Bir yandan daha güçlü, temiz yüzleri ortaya çıkarmak. Ama öyle bakınca da yeni atananların güçlü olup olmadığı tartışmalı. İsimlerini ben bile bilmiyorum mesela. Demek ki güçlü isim meselesi değil. Ama bir yandan da kadroların yanı sıra asıl söylemde değişiklik var. Nedir o? Kentlerle ilgili öz eleştiri. “Bu büyük kuleleri biz yaptırdık” gibi. Her ne kadar onları bile CHP’ye atan, 25 yıl öncesine atıfta bulunan cümleleri duyuyor olsak da… Sonuçta bir yerde özeleştiri de denebilir. Nitekim peşinden Tayyip Bey onu söyledikten sonra Çevre Bakanı veya İçişleri Bakanı “kentlere ihanet ettik” demesi vesaire.

Atatürkçülük çıkışının, Atatürkçü kesimleri değil AKP'nin kendi tabanını yeniden kazanma amaçlı olduğuna değinen Ağırdır, bu tabandan partiye yönelik eleştirilerin önünün alınmak istendiği tezini dillendiriyor. 

AKP'nin Atatürkçülük söylemi konusunda Ağırdır'ın görüşü net:

Bizim ülkemizde böyle bir laf var ya “bu ülkeye komünizm gelecekse biz getiririz” demek. Onu söyleyen adam Marksizm’in ya da komünizmin ne olduğunu bildiği için söylemiyor ama başka bir şey kastediyor. Burada da bahsedilen başka bir şey. Tartışma yanlış bir yerden yürüyor. Yoksa AK Parti’nin yeniden Atatürkçülüğü keşfetmesi, Atatürkçü olması söz konusu değil.

AKP'nin siyasetteki zig zaglarına dair de konuşan Ağırdır, AKP'nin hemen her seçimde farklı bir kimlikle seçmenin karşısına çıktığını anlatıyor. Ona göre, AKP oradan oraya savrulan, her türlü soruna tek tipçi yaklaşan, keyfiyetçi ve hükümran bir parti. Kürt meselesindeki bakış açısı da bu nedenle başka türlü okunamıyor. AKP'ye göre, Kürt meselesi yok ancak Kürt vatandaşların sorunları var ve bunu beş yıldır böyle tanımlıyor. Yargıda da aynı sorun var çünkü AKP ülkede bir yargı sorunu olduğunu kabul etmiyor sadece "kripto yargıçlar" nedeniyle işini düzgün yapmayan hakimler olduğunu iddia ediyor.

Ağırdır'ın altını çizdiği husus ise, AKP'nin 2019'a kadar bu şekilde yol alacağı gerçeği.

Türkiye'de toplumda bir üçe bölünmüşlük tarifi yapan Ağırdır'a göre, ilk grupta 16 Nisan referandumunda “hayır” oylarının ağırlıklı olarak çıktığı seküler hayat tarzına sahip kitleler var. İkincisinde metropolleşmiş hayatın geçerli olduğu coğrafyadaki biz tahayyülüne sahip kitleler ve son olarak da ortada olan AK Parti çekirdeği bile denebilecek bir coğrafyadaki ya da muhafazakâr, mütedeyyin kesim. Üçünün de gelecek tahayyülü farklı. 

Bir de kendini yandaş ya da karşıt diye konumlandırmayan üçte birlik bir kesim var. Kalan üçte iki kendini ya AKP yanında ya da karşısında tanımlıyor. Ağırdır'a göre tüm hikayeyi belirleyecek olan bu üçte birlik aklı selim kesimin ne yönde tavır alacağı.

Ancak Ağırdır'ın gözlemleri pek iç açıcı sayılmaz:

Türkiye insanının ortak yaşama iradesi zayıflıyor ve giderek siyaset marifetiyle bunu çözebileceğimize olan umut ve inanç zayıflıyor. Ortak yaşam iradesini zayıflatan şey de bu umudun ve inancın azalıyor olması.

AKP'nin gençler tarafından eskimiş, otoriter bir parti olarak görüldüğüne dikkat çeken Ağırdır, siyasal İslam gelenekten gelenlerin bile bugün daha çoğulcu bir ortam istediklerini belirtiyor.

Yani gençlerle AKP arasında bir yarılma var. Türkiye genelinde AK Parti 100 alıyorsa gençlerde bu oran 50’ye kadar düşüyor. O insanlar aynı zamanda Wikipedia yasağını da anlamıyor. 

Son olarak Ağırdır AKP'nin çekirdek kadrosunda ciddi bir erime olduğunun altını çiziyor ve ekliyor:

Bir AK Parti’nin çekirdek oyunda ve tabanında ciddi bir erime var ve ciddi eleştirel bir pozisyon var. İki, buna rağmen AK Parti’den çözülen insanlar ne İyi Parti, ne CHP, ne MHP. Yeni bir partiye de meyletmiş değiller.

Eğer bu tablo böyle devam ederse, yani o siyasetten umudunu kesme sözünü söylememin bir sebebi var. Bu böyle devam ederse rol dağılımında yani birinci parti, ikinci parti, üçüncü parti diye sıralamada çok önemli değişiklikler gösterecek bir emare yok. O emniyet şeridine arabayı çeken insanlar ki ülkenin üçte biri, şu anda en büyük parti. AK Parti’den çözülme var ama başka bir partiye de gidiyor değil.