May 11 2018

KONDA: Seçim ikinci tura kalacak, muhalefet avantajı yakaladı

Türkiye, 24 Haziran’da bir baskın seçime gidiyor. İktidar, ekonomik darboğazın da etkisiyle seçimi erkene çekerken ana muhalefet partisi bu kez oyun kurucu pozisyonuna soyundu. 

Önce İYİ Parti’nin seçime katılmama ihtimalini 15 milletvekili transferi ile ortadan kaldıran CHP, ardından Abdullah Gül hamlesi ile Ankara’yı salladı ancak geniş mutabakat sağlanamaması nedeniyle Muharrem İnce aday olarak açıklandı.

Muhalefet kanadı ‘Cumhur İttifakı’na karşı CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi ve Demokrat Parti ortaklığında ‘Millet İttifakı’nı kurdu. HDP ise saf dışı bırakıldı. 

“Türkiye’de yüzde 45 dilimindeki seçmen kitlesinde değişim özlemi oduğunu” ortaya koyan KONDA’nın genel müdürü Bekir Ağırdır, son değerlendirmelerini paylaştı.

Cumhuriyet’ten Seyhan Avşar’a konuşan Ağırdır’a göre, HDP’nin ittifak dışında bırakılması Kürt seçmeni kırdı. 

Ağırdır, ilk turda olağan dışı şeyler olmaması durumunda HDP’nin barajı geçeceğini söylüyor ve “HDP’nin matematiği seçim sonucunu etkileyecek” diyor.

Bekir Ağırdır

Ağırdır, CHP’nin adayı Muharrem İnce’nin ise 2. tura kalacağını düşündüğünü aktarıyor.

Seçime iki aydan az bir süre kalırken seçim vaatleri de ardı ardına sıralanmaya başladı.

AKP, ekonomide teşvik paketleri açıklarken kangren haline gelen döviz kurlarına etkili bir operasyon çekemiyor. Müdahaleler yetersiz kalıyor.

“Ekonomik müdahaleler yapılmasına rağmen dolar düşmüyorsa, devletin, kamunun müdahalelleri de ekonomik krizi durduramıyorsa bu durum toplumda, gerçekten bir ekonomik kriz geliyor düşüncesine yol açıyor” diyor Ağırdır ve ekliyor:

“Bütün bunlar iktidarın aleyhine durumlar. Ama bunun muhalefetin lehine olup olmayacağını, muhalefetin yapacakları belirleyecek.”

Referandumda çıkan yüzde yüzde 50, yüzde 50 tabloyu hatırlatan KONDA Genel Müdürü, “Yine OHAL şartlarında, yine tek taraflı kampanyaların yapılabildiği, yine medyada tek taraflı söylemin hakim olduğu ya da ‘Hayır’ kampanyalarının medyada konuşulmadığı gerekçelendirilemediği bir ortamda bu tablo ortaya çıktı” diyor ve muhalefetin bunun da üzerine çıkabileceğini şu notla anatıyor:

“Demek ki muhalefet daha doğru hamleler, daha anlamlı stratejiler geliştirebilirse bu yüzde 50’yi 55’e 60’a çıkarma ihtimali var demektir. Baktığımızda muhalefet şöyle bir avantajı yakalamış durumda.”

28 Şubat süreci, Marmara depremi, Susurluk olayı, 2000 ve 2001 krizi dönemlerinin toplumun devlete olan güveninin sarsıldığı dönemler olduğunu söyleyen Ağırdır, o dönem AKP’nin yeni bir parti olarak toplumun karşısına çıktığını ancak bugünkü ekonomik kriz döneminde ise aktörlerin hepsinin eski olduğunun altını çiziyor ve şöyle devam ediyor:

CHP’si, Saadet Partisi, HDP’si hepsi eski. Hatta İyi Parti bile eski. İsmi yeni olsa bile aktörlerine ve söylemlerine baktığımızda eski. Toplumun büyük bir huzursuzluğu var. Ülkede yaşanan kutuplaşmadan dolayı, ülkedeki siyaset kültürünün kullandığı dil, medyadan her gün duyduklarından dolayı ülkenin üçte ikisi geleceğe karamsar bakıyor. Eğitim sistemindeki bunca alt üst edilmelerden ve bunca keyfi niçin değiştirdiğini anlamadığımız halinden dolayı ülkenin yüzde 80’i fırsatım olsa da çocuğumu yurt dışına yollasam’ söyler hale gelmiş, ükenin yüzde 60’ı hiçbir yargı kararına güvenmez halde. Mesele sadece ekonomik değil. Dolayısıyla toplum karamsar, tedirgin ve huzursuz. Dindarlar afallamış durumda çünkü görüyorlarki sadece günah korkusu değil hukukta lazımmış. Ama ortak yaşam konusunda ellerinde bir proje yok. Çünkü liderlerine baktıkları zaman gördükleri şey herkesle, aydınlarla Kürtlerle, solcularla kavga eden bir parti. Beyaz Türkler ise hayat tarzı ve özgürlük alanları konusunda son derece kaygılı. Kürtler ise son derece kırgın ve üzgün.

http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/siyaset/972369/_ikinci_tura_ince_cikar_.html