Yaşar Yakış
Haz 28 2018

24 Haziran seçimlerinden sonra Türkiye’nin karşılaşacağı zorluklar​

24 Haziran seçimlerinin ardından Türkiye’deki birçok siyasi parti haklı olarak başarılı olduklarını iddia etti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tartışmasız bir lider olarak ortaya çıktı.

En büyük rakibi Muharrem İnce meydaya yaptığı açıklamada Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin eşit olmayan koşullar altında gerçekleştiğini, seçim ihlalleri olduğunu söyledi ama yenilgiyi kabul etti.

En büyük sürpriz aşırı sağcı Milliyetçi Hareket Partisi’nin (MHP) başarısı oldu, MHP oyların yüzde 11’ini aldı. Birçok analist, büyük oranda desteğin Adalet ve Kalkınma Partisi’nden (AKP) geldiğine inanıyor, çünkü MHP’nin parlamentoda grup oluşturabilmek için yüzde 10’luk rejim barajını aşması gerekiyordu.

Kürt hareketi yanlısı Halkların Demokratik Partisi (HDP) şüphesiz ki en büyük galip. Birçok gözlemci, partinin, Türk parlamentosunda temsil edilebilmek için gerekli olan yüzde 10 seçim barajının altında kalmasından korkarken HDP iyi bir iş başararak yüzde 11.6 oyla Meclis’te 67 koltuk kazandı.

Partiye verilen destek, lider Selahattin Demirtaş'ın cumhurbaşkanlığı yarışında aldığı oyların üzerindeydi ama bunun sebebi ana muhalefet partisinin, yüzde 10’luk barajı aşması için HDP’ye verdiği destekten kaynaklanıyordu. Cumhurbaşkanı seçilmesi olası olmadığı için partinin liderine böylesi bir destek verilmesine gerek yoktu.

CHP destekçilerinin HDP’ye oy vermesinin bir sebebi de eğer HDP seçim barajının altında kalıp parlamentoda temsil edilmeseydi, HDP’nin aldığı oylar Meclis’e girmiş siyasi partiler arasında orantılı olarak dağıtıldığında en büyük payı AKP alacaktı.

AKP şimdi parlamentodaki 600 koltuktan 290’ını kazandı. Eğer HDP başaramasaydı, HDP’nin kazandığı 67 koltuğun 60’ı AKP’ye gidecekti ve AKP parlamentoda kesin çoğunluğa sahip olacaktı. Bu haliyle AKP, bir yasayı geçirmek için en az 10 oya daha ihtiyaç duyacak.

İktidar partisinin oyları azaldı ama bu kayıp, bazı AKP destekçilerinin, yüzde on eşiğine ulaşmasını sağlamak için MHP’ye oy vermesine dayandırılıyor. İktidar partisi yaklaşan parlamenter dönemde üç büyük zorlukla karşı karşıya: ekonomi, MHP ve Kürt sorunu.

Ülke ekonomisindeki kırılganlık büyüyor. Hükümetin, seçim döneminde seçmenlerin ekonomik sorunlarını yatıştırmak için verdiği popülist vaatler ulusal bütçeye ek bir yük olacak. Bu abartılı harcamaların faturasının şimdi ödenmesi gerekiyor.

Bu da yetmezmiş gibi önümüzdeki yıl Mart ayında yerel seçimler yapılacak. Seçim öncesi dönem, yeniden seçmenlerin sorunlarını kısa bir süre için hafifletecek olan popülist kamu harcamalarını gerektirecek, ancak orta vadede ve şimdi başlayacak olan bir sonraki parlamenter dönem boyunca olumsuz sonuçlar doğuracaktır.

İkinci zorluksa hükümet herhangi bir yasayı geçirebilmek için ağır bir şekilde MHP’nin desteğine muhtaç olacak. Direksiyon ve gaz pedalı iktidar partisi tarafından kontrol edilirken, fren de MHP’nin kontrolünde olacak. Bu, iktidar partisini birçok girişimde topal ördek yapacak. MHP'nin en esnek olmadığı konuysa Kürt politikası.

Kürt hareketi yanlısı HDP’ye verilen geniş destek, emanet bir destek. Seçmenler artık HDP’den, terör örgütü PKK ile arasına mesafe koymasını bekliyor. Geçmişte HDP lideri Demirtaş, partisinin tabanıyla PKK terör örgütü arasındaki örtüşen alanlara dikkat çekmede yaşadığı zorlukları anlatmaya çalıştı.

MHP, hükümetten istediğini almadığı sürece, iktidar partisinin Kürt meselesi ele almak için bir an bile taviz vermesine izin vermeyecek. Suriyeli Kürtler meselesinde ABD ile sınırlayıcı bir işbirliği kurulmasıyla birlikte, Kürt sorununda ilerleme kaydedilmesi konusunda Türk parlamentosundaki koltukların bugünkü dağılımı hayra alamet değil.