'AKP baskın seçime gidebilir'

Türkiye son iki yıldır ekonomik krizle boğuşuyor. Dev şirketler konkordato ve iflas ilanında bulunuyor.

Yurttaş ise borç batağında ve hacizlerle boğuşuyor. Kriz etkisini sokakta da hissettirdi. Son yerel seçimlerde iktidar partisi ekonomik kriz nedeniyle büyük bir oy kaybı yaşadı ve büyük şehirleri muhalefete kaptırdı.

Geride kalan iki yıla rağmen ekonomide ciddi bir iyileşme sağlanmadı. Odatv yazarı ve iktisatçı Prof. İzzettin Önder, "Büyük krizlerin büyük savaşlarla atlatıldığı tezi de umalım bu kez kaderimizde yoktur. Aksi halde, savaş sonrasında birbirimize dumanla haberleşip, ancak taş ve sopalarla saldırır hale geliriz" diyor ve ekliyor:

"Türkiye, maalesef, kriz içinde sürüklenirken, aynı zamanda da derinden pis kokular gelen bir yerel çatışma içinden geçiş esnasında yeni yılın bütçesini oluşturma aşamasındadır. Teorik olarak kriz olgusu bir seferlik ekonominin daralması ile anılan bir durum değildir. Böyle bir yazıda malumatfuruşluk yapıp kriz tanısının hangi koşullarda koyulacağının derin analizine girmeyip, neden kriz sözcüğünü kullandığımın kısa açıklamasını yapmak amaca daha uygun gözükmektedir.

Ekonomi olarak küresel sermayeye bel bağlamış olup orta gelir tuzağında patinaj yapan, siyasi olarak da içeride ayrışmış ve oldukça kutuplaşmış yapıdaki bir ülkenin genel tablosu için hiç fazla hassas ayrıntıya girmeden durumu kriz olarak nitelendirmenin akademik hata olmadığı kanısındayım. Hatta kriz salt ekonomi alanında değil, sosyal ve özellikle de siyaset-yönetim alanında de hem de oldukça derin olarak yaşanmaktadır."

Önder, "maalesef muhalefetin de olumladığı çatışma halinin ekonomiye canlılık katma olasılığı fazla yüksek gözükmemekle beraber, oy oranının gerilemede olduğunu algılayan AKP’yi baskın seçime sürükleme olasılığı yüksek görülebilir" diyor.

"Zira aklıselim düşünce ve davranışı nadasa kaldırmış siyasal erk küresel ve ülkesel ekonomik ve siyasi koşulları dikkate aldığında içinden geçilen durumu olumlu algılayabilir. Böyle bir durumun AKP’ye güç katması söz konusu olursa, içine sürükleneceğimiz ekonomik ve sosyal tabloyu tahayyül dahi etmek istemiyorum" diyen Önder, şöyle devam ediyor:

"Tahayyül etmek istemediğim tablodan ülkemizi biraz da olsa uzaklaştırma olasılığı taşıyan iki olgudan biri ve olumlu olanı son yerel seçimlerin ortaya koyduğu tablo, ikincisi ve olumsuzluğunun gücü ile ülkeyi siyaseten görece olumlu kanala sokabilecek oksimoron nitelikli olanı ise yaşanan ekonomik koşullar ve bütçe koşullarıdır.

Son yerel seçimlerin tüm devletsel baskılara rağmen halkın içinde bulunduğu bunalımı perdeleyemediği ortaya koymuş olması baskıcı siyasete karşı halk direnişinin olumlu yansımasıdır. Bu algılama iledir ki, çoğu büyükşehir belediyelerin el değiştirmesi, adeta Türkiye’nin kader değiştirmesinin işareti olarak gerçekleşmiştir. Bu müthiş değişim ülkeye nefes alma olanağı sağladığı kadar, siyasi gücünü rantlar üzerine oturtma itiyadı kazanmış olan iktidar partisini de hırsa kaptırmış olabilir. Bir zamanlar parlamentoda üçüncü parti olma gücünü ele geçirmiş olan HDP’nin dışlanabilmesi için sahnelenen senaryonun benzerinin bu kez de tekrarlanması adına baskın seçim gündeme gelebilir (mi!). Umalım böyle bir vahim senaryo oynanmaz ve ortaya koyabileceği olumsuzluk da yaşanmaz.

Bu vahim olasılığı zayıflatan en ciddi tablo yaşanan ekonomik sıkıntıdır. Bütçe açığı tartışmalarında harcama artışına emekli ve emekçilerin bütçeye yıktığı yükün neden olduğu gibi akıl almaz sava inanan varsa, halkın yaşadığı sıkıntıların yeni seçimle işbaşına gelecek güçlü AKP’nin yeneceği tezi de, hiç çekinilmeden hatta utanılmadan ileri sürülebilir. Dilin kemiği yok ki! Hele de siyasi dilin! Böylesi temelsiz sava tav olan varsa, her şey hak edilmiş demektir. Ben o kadar vahim düşünmüyorum, daha doğrusu düşünmek istemiyorum. Çünkü “mutfak” halkımızı bilinçlendiren en çarpıcı olgudur. En temel gıdaların tedarikinde dahi çok ciddi sıkıntılar yaşayan halkımızın artık “alternatif yok ki” tezine rağbet etmeyecektir."