Haz 28 2018

Devlet’in isteği, ordunun alkışı ve Erdoğan’ı bağımlı kılan zafer

Gazeteci Burhan Ekinci WDR için kaleme aldığı yazıda seçim sonuçlarını değerlendirdi. Ekinci'nin yazısı:

MHP lideri Devlet Bahçeli erken seçim istedi, 2. Ordu Komutanı muhalif aday Muharrem İnce’ye karşı Erdoğan’ı alkışladı ve Erdoğan seçimlerden zaferle çıktı ama bu zafer onu oldukça bağımlı yaptı.

Türk devletinde çok köklü bir gelenek var: “Derin devlet.” 

Ülkede kime sorsanız bu tanımlamayı bilir ancak bu “derin”i kimlerin organize ettiğini kimse bilmez. 

Bir fiziki yapısı yok ama yine de büyük çoğunluk, “derin devlet”in istediğini yaptırdığı düşüncesinde. 

AKP/Erdoğan’ın kurduğu Ak Saray devletiyle “derin devlet” zaman içinde neredeyse unutuldu. 

Oysa Türkiye’de hala aktif olduğuyla ilgili bu seçimlerde birçok emare gördük. 

Türkiye’yi, 24 Haziran erken seçimlerine MHP lideri Devlet Bahçeli götürdü. 

Seçim boyunca tek bir miting yapmadı, kendini yormadı. 

Bir iki defa yaptığı açıklamada da adli mahkumlar için af istedi. 

En önemli ziyaretini organize suç örgütü lideri Alaattin Çakıcı’ya yaptı. 

Bu kadar. 

Ama 24 Haziran seçimlerinin asıl kazanını o oldu. 

Partisi MHP, yüzde 10.90 oy aldı. Böylece barajı aşmak için Cumhur İttifakı kurduğu Erdoğan ile AKP’ye muhtaç olmadığını kanıtladı. 

Kendisini Erdoğan’a değil, Erdoğan’ı kendine bağımlı ve muhtaç hale getirdi.

Zira AKP Meclis’te tek başına yasa yapma çoğunluğunu kaybetti. 

Muhtemelen bundan sonra MHP’nin her istediği talep, zaman içinde yerine getirilecek. Çünkü Devlet Bahçeli’nin sesi, “derin devleti”n sesinin ta kendisi. 

Biz muhalifler bunu okuyamadık. AKP ile MHP ortaklığının geçici bir ittifak olduğunu iddia ettik. 

Muhalefet partilerinin seçimler boyunca dile getirdiği gibi bu ittifak sadece oy amaçlı düşünülmüş geçici bir birliktelik değil. 

Bu faşist ittifakın kökeni çok “derin”de. Ve bu beş yıl bizi çok daha karanlık ve kötü günler bekliyor olabilir. 

Bu yüzden muhalefet bir an önce üzerindeki şoku atlatmalı ve bugünden itibaren faşist ittifaka karşı uzun soluklu mücadeleye başlamalı. 

YSK’nın açıkladığı sonuçlara göre, AKP tek başına yüzde 41.85 oy aldı, 1 Kasım seçimlerinde bu oran yüzde 49.90’dı. 

MHP, içinden doğan bir başka parti olmasına rağmen yüzde 10.90 oy aldı. 

MHP’den ayrılanların kurduğu İYİ Parti ise yüzde 9.89’da kalarak baraj altında kaldı. 

Aynı tabandan beslendiği bilinen bu iki partinin bu sonuçlara göre toplam oy oranı yüzde 20’yi geçiyor. Oysa MHP, İYİ Parti yöneticilerinin daha istifa etmediği dönemde bu oya hiç sahip olamadı. 

1 Kasım seçimlerinde de yüzde 11.90 oranında oy almıştı. İYİ Parti’ye ve ayrılıklara rağmen partideki kayıp sadece yüzde 1. 

Nasıl oldu da bu bölünmüşlüğe rağmen MHP barajı aştı?

16 Nisan referandumunda MHP’li seçmenin yüzde 70’inin “Hayır” oyu kullandığı araştırmalara yansımıştı. 

Bu seçimde Erdoğan’ın kendi partisinin dışında yüzde 10.53 oy aldığı görülüyor. 

Bu oy, MHP’nin aldığı oyun birazcık altında. 

MHP’lilerin bu seçimde sadece 0.37 puana denk gelecek bir kesiminin Erdoğan’dan yana tavır sergilemedikleri anlaşılıyor. 

Dikkat çekici bir sonuç da, Kürt bölgesindeki MHP oylarında beklenmeyen artış. 

Ya “derin devlet” bu bölgede blok oy kullanarak mesaj verdi, ya da ciddi bir oy MHP’nin hanesine yazdırıldı. 

Kürtler, MHP’yi yeni keşfetmiş olamayacağına göre, yüzde 200’lere varan oy artışı ciddi şüpheleri beraberinde getiriyor.

Bir yılda MHP’li seçmendeki dönüşüm oldukça düşündürücü değil mi? 

Seçim sonuçları bize gösteriyor ki, AKP ile MHP ittifakı, geçici değil, sağlam temellerle kurulan ve pekişmesi istenen bir ittifak. 

Bunun, Erdoğan liderliğindeki “Ak Saray devleti” ile Devlet Bahçeli’nin şimdilik temsilci olarak atandığı “derin devlet”in ittifakı olduğu kanaatindeyim. 

Bu, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin de tam desteğini alan bir oluşum. Devlet yeni rejimde, yeniden eski kodlarına geri dönüyor. 

Erdoğan’ın haziran başında Malatya’da iftar yemeğinde Muharrem İnce’yi eleştirdiği anda, 2. Ordu Komutanı İsmail Metin Temel’in Erdoğan’ı alkışlamasıyla aslında devlet kesin kararını vermişti: “Erdoğan’dan vazgeçmedik. O’nunla işimiz bitmedi. Herkes haddini bilsin.”

Mesaj açıktı, alkış sıradan, alkışlayan kişi de basit biri değildi. Ülkenin 2. Ordusu’nun başkomutanı. Alkışının anlamı “derin”di. 

O alkışla, Erdoğan’ın kesin kazanacağını seçim öncesi yakın dost çevremle sohbetlerimde dile getirdim. 

Ve Erdoğan, Devlet’in isteği ve Ordu’nun alkışı ile seçimleri kazandı. Ama artık tek başına değil ve şimdilik “tek adam olma” düşü yine yarıda kaldı. 

Ak Saray devletinin yeni ortağı “derin devlet.” Erdoğan da, Devlet Bahçeli’ye bağımlı hale geldi. 

Nitekim “derin”den sesler yükselmeye başladı. 

Bahçeli’nin “kardeşim” dediği Alaattin Çakıcı cezaevinden mesaj gönderdi,

Erdoğan’a "Devletin sahibi sen değilsin" dedi, ardından devam etti: 

“Sokak çocuğu, sokak çetesi olmadığımı da o beyninin derinliklerine sok.” 

Suç örgütü lideri, Cumhurbaşkanı’nı bir de tehdit ederek uyardı, “Unutma! Sen yolcusun” dedi. 

Öyle anlaşılıyor ki Erdoğan’ı kendine bağlayan “Derin devlet”ten daha çok ses duyacağız.