Ara 30 2017

"Erdoğan seçimle gitmez, demek teslim olmak mıdır?"

“Erdoğan seçimle gitmez, demek teslim olmak mı?”Genel seçim için takvim 2019'u gösterse de, yakın zamanda bir erken seçimin olacağı yolunda bir beklenti var siyaset kulislerinde.

Muhalefet partileri de bunu sıkça dile getiriyor ve hazırlıklarını da buna göre yaptıklarını beyan ediyor. Son dönemde art arda gelen kamoyu araştırmaları da bunun işaretçisi olarak yorumlanıyor.

İktidar partisi ise her fırsatta bu iddiayı yalanlıyor. Ancak son çıkan ve büyük tepkilere yol açan KHK ile birlikte bazı kesimlerde “Erdoğan seçimi kaybetse de gitmez” şeklinde bir görüş ağırlık kazanmış durumda. Tüm bu hazırlıkların bunun için olduğu öne sürülüyor hatta.

Aralarında Levent Gültekin’in bulunduğu bazı yazarlar da, bu görüşlerin "yapılanları çaresizce sineye çekmeye itiyor toplumu" diyerek Erdoğan'ın işine yaradığını savunuyor.

Artı Gerçek yazarı İnci Hekimoğlu ise konuya farklı bir açıdan bakıyor. Ekranlarda algı operasyonlarıyla bilinçli olarak zeminin hazırlandığını söylüyor ve YSK’daki müşahit sayısını sınırlama ve sandık başkanlarının kamu görevlisi olma şartının değiştirildiğini hatırlatıyor.

22 ilde 7 bin üyeye ulaşan Halk Özel Harekât (HÖH) örgütlenmesi ile sandık sayımlarını fiilen de halka kapatma hazırlığı yapıldığını savunuyor Hekimoğlu ve “Erdoğan’ın seçimle gitmeyeceği” yoılundaki yorumları şöyle açıyor:

“Erdoğan kaybedeceği seçime girmez!”

Ve sonra “Bu durumda ne yapmak lazım” sorusuna cevap arıyor.

Levent Gültekin’in son yazısındaki “’Erdoğan seçimle gitmez, diyenler bize tam olarak ne öneriyorlar? ...Teslim mi olalım?” sözlerini alıntılayan İnci Hekimoğlu, “Bütün engeller, bütün zorluklar, bütün antidemokratik’ koşullara rağmen seçimi kabul etmektir, ‘boyun eğmek ve teslim olmak” görüşünü dile getiriyor ve ekliyor:

“Asıl tehlike asla eşit, özgür koşullarda iradesini seçime yansıtması mümkün olmayan bir kitleyi, sonucunda, ağır bir hayal kırıklığı ve yenilgi duygusuyla tamamen teslim alınacak hale getirmektir.”

Hekimoğlu, kamuoyuna boş umutlar pompalamak yerine, muhalefetin acilen “OHAL’in kalkması, YSK’nın yeniden yapılandırılması ve seçim barajının kaldırılması” taleplerinde birleşerek, gündemi belirlemesi ve yönetmesinin doğru olacağını söylüyor. Muhalefet yapmanın ağır baskı koşullarında seçime gitmeye razı olmak yerine, alternatifini düşünmeyi gerektirdiği görüşünü savunuyor.

YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYIN