Ara 28 2017

"Erdoğan seçimle gitmez' diyenler teslim olmamızı mı istiyor?"

Olağan seçimler 2019'da olsa da beklenti, yakın zamanda bir erken seçimin olacağı. Muhalefetin beklentisi bu yönde. Hükümetin erken seçim kararı alacağını bekliyor 2018'de.

Yapılan açıklamalara da yansıyor bu durum. Muhalefet partisi temsilcileri her açıklamasında erken seçime işaret ediyor. İttifak sesleri de dillendiriliyor. AKP, MHP ile. Muhalefet ise tüm partileri kapsayan bir ittifak arayışı içerisinde.

Partilerde durum böyle. Seçmelerde ise bir kesim, "Erdoğan seçimi kaybetse de gitmez" şeklinde bir anlayış hakim. Diken Yazarı Levent Gültekin, böyle bir görüş olduğunu ifade ediyor.

Ve bu görüşe itirazlarını da sıralıyor. Bu görüşü dile getirmenin, toplumu yılgınlığa, umutsuzluğa ve çaresizliğe sevk etmekten öte bir faydası olmadığını söylüyor. Oysaki toplumun cesaret, umut ve heyecana ihtiyacı olduğunu işaret 

Bu görüşlerin esasında Erdoğan'ın işine yaradığını da savunuyor; "yapılanları çaresizce sineye çekmeye itiyor toplumu" diyerek.

Bu görüşleri dile getirenlere Gültekin, "susup boyun mu eğelim, Erdoğan'a teslim olmamızı mı istiyorlar" diye itirazını da dile getiriyor. Bütün zorluklara rağmen tek çözüm olarak sandığı gösteriyor.

Sonrasında ise seçimle gitmez sözünün yersiz olduğunu açıklıyor. Gültekin'in yazısından öne çıkan satırlar şöyle:

İtirazımın bir başka nedeni ise: ‘Seçimi kaybetse de gitmez’görüşü zaman zaman bende de oluşsa da, gitmemek o kadar da kolay değil. Evet, seçim yenilgisini kolay kolay kabul edeceğe benzemiyorlar. Ama dünyada özellikle bizim gibi ekonomisi yabancı sermayeye bağımlı hiçbir ülkede iktidar toplumsal desteğini kaybettikten sonra hükmünü sürdüremez; yönetemez, ayakta kalamaz. Erdoğan’ın şu anda elindeki tek sermayesi arkasındaki toplumsal destek. Yani aldığı yüzde 40-50 civarındaki oy. Buradaki çoğunluğu kaybettiğinde bu fark edilir.

‘Hiçbir şey değişmez’ psikolojisine teslim olmak kötülüğe, berbat yaşama ve nihayetinde muhtemel bir yıkıma razı olmaktır. Bu kötü gidişatı durdurmak zorundayız. Toplumun farklı kesimleriyle diyalog kurmanın, konuşmanın, uzlaşmanın endişelerimize ortak etmenin yollarını bulmalıyız.

OHAL’de referandum yaptılar. Bütün devlet imkanlarını kullandılar. Oluk oluk para akıttılar. Medyayı bütünüyle teslim aldılar. Bütün ayak oyunlarına rağmen aldıkları sonuç yüzde 51. Üstelik o günden bugüne değişen çok şey var.

Geçtiğimiz günlerde bir anket şirketi yöneticisiyle konuştum. AK Parti’nin Nisan 2017’deki kararsızlar dağıtılmadan önceki oy oranı yüzde 47 iken kasım ayında bu oran yüzde 37’ye düşmüş.

Yani gidişatın vahametinin farkında olan kimi AK Partililer odalarından çıkmış, gidecek bir alternatif görmedikleri için de “Kararsızım” diyerek kapının önünde duruyorlar.

rlukları hesaba katarak bir strateji geliştirmek yerine “Kaybetse de gitmez” demek kötü yaşama teslim olmaktır.

Teslim olamayız, bu berbat yaşama razı olamayız.

Daha iyisini yapabiliriz.

YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYIN