Kadınları kazanan, seçimleri de kazanır…

Ankara- AK Parti - MHP ittifakı, birlikte hazırladıkları teklifi, virgülüne bile dokundurtmadan Anayasa Komisyonu’ndan geçirdi. 12 Mart Pazartesi gününden itibaren Genel Kurul’da görüşmeler başlayacak.

CHP, Genel Kurul’da ne yapabilir? HDP, Genel Kurul salonunda bile fiziki saldırılara maruz kalırken, nasıl karşı durabilir, göreceğiz. Ancak, içtüzük değişikliklerinden sonra alanı daraltılan, tüzük çerçevesinde engelleme olanakları törpülenen, mikrofon süresi 5 dakikaya düşürülen muhalefet partileri için fazla seçenek görünmüyor.

Bu açıdan, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü vesilesiyle açıklanan, ancak ayrıntıları gözden kaçan iki ayrı çalışma, anlayana ve seçim kazanmayı kafasına koyana, dolambaçlı yasa değişikliklerini, sandıkları teslim alma stratejilerini açığa düşürecek çok hayati ipuçları ve işaretler veriyor.

Sonda söylenecek olanı en başta söylemek gerekirse, “dipten gelen dalgayı, kadınların gücünü fark eden” yani kadınları kazanan, seçimleri de kazanır.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) “İstatistiklerle Kadın 2017” araştırması, daha çok kadınların istihdam, işsizlik, eğitim vb. konumlarına odaklanan veriler sunuyor.

Artık verilerinin güvenilirliği sıkça sorgulanan TÜİK bile ne kadar uğraşsa bazı gerçekleri örtbas edemiyor. Öncelikle, eğitimde cinsiyet eşitsizliği tablosu, ilköğretimden sonraki eğitim süreçlerinde, kadınlar için çok vahim.

Okuryazar olmayan kadınların, hâlâ aynı durumdaki erkeklerin (%1,6) beş katından fazla ve %8,5 düzeyinde olması, 15 yaş üzerindeki kadınların sadece %28’inin çalışıyor durumda, %72’sinin ise istihdam dışı kalması, kadınların ekonomik ve sosyal yaşamdan uzaklaştırıldığının göstergesi.

Çalışma çağındaki kadınların sadece üçte birinin (%32,5) işgücüne katılması, genç işsiz kadın oranının %23 ile erkeklerin 7 puan üzerinde olması, TÜİK’in bile gizleyemediği kadın gerçekleri.

Çalışabilecek çağdaki kadınların sadece üçte birinin işgücüne katıldığı, %72’sinin istihdam dışında ve iş arayanlar arasında yer almadığı göz önünde tutulduğunda, bu kadınların, istihdam piyasasına girmesi, iş araması halinde işsizlik oranının %10,3 değil, %20-30’ları bulabileceği, ayrı bir gerçek.

Diğer yandan 2019’daki üç kritik seçim için, başta muhalefet partileri olmak üzere, adeta rehber niteliğinde yol gösteren “yaz bunları bir kenara, yap bunları kadınlara, bak bakalım seçimi kazanıyor musun, kazanmıyor musun?” diye bağıran araştırma ise Kadir Has Üniversitesi’nden (KHAS) geldi.

Her yıl düzenli olarak yapılan “Türkiye’de Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Algısı Araştırması”nın 2018 sonuçları, kadınların siyasi yönelimleri, eğilimleri, tercihleri ve yaklaşımları açısından, genel kanının aksine oldukça çarpıcı bulgular sergiliyor.

TÜİK 1 Şubat’ta Türkiye’nin nüfusunu 40 milyon 535 bini erkek (%50,2), 40 milyon 275 bini kadın (%49,8) olmak üzere, 80 milyon 810 bin olarak açıkladı. Türkiye nüfusunun %92’si kentlerde ve tek başına %18,6’sı İstanbul’da yaşıyor. 18-35 yaş arası nüfusun oranı %48,9.

16 Nisan 2017’deki Anayasa referandumunda, kayıtlı seçmen sayısı 55 milyondu. 2019’daki seçimlerde 18 yaşını dolduracak 4 milyon 800 bin gencin katılmasıyla, seçmen sayısı 60 milyona yaklaşacak. Oransal açıdan, bu seçmenlerin yaklaşık 30 milyonu kadın seçmen.

Yüzde 0,5-1’lik oy oranının bile hayati önemde olacağı Cumhurbaşkanlığı seçiminde, 5 milyona yakın yeni genç seçmeni ve 30 milyon dolayındaki kadın seçmeni kazanmak, Cumhur İttifakı’nı kurgulayanlardan daha çok, muhalefet için yaşamsal önemde.

KHAS Üniversitesi’nin 2018 araştırma sonuçlarına bakıldığında, kadınların yaşam memnuniyeti 2017’ye göre %25’ten 15’e düşmüş. Öncelikli üç sorun şiddet, işsizlik, eğitimsizlik. Askere güven %76’dan 70’e, polise güven %72’den 66’ya, akademisyenlere güven %56’dan 48’e inmiş.

Kadınların %64’ü, erkeklerin %52’si hükümetin getirdiği imam ve müftülere nikâh yetkisine tepkili. Kendisini Cumhuriyetçi olarak tanımlayan kadınların oranı %20’den 21’e, Milliyetçi diye tanımlayanlar %11’den 16’ya yükselirken, dindar diye tanımlayanlar %20,4’ten 13’e, muhafazakâr diye tanımlayanlar %21’den 20’ye gerilemiş. Kendisini ideoloji ile tanımlayanlarda ise en yüksek oran %6 ile ‘sosyal demokratım’ diyenlerde.

Kadınların siyasette daha aktif olması gerektiğini düşünenler %80!

Kendi görüşlerine yakın görüşleri savunan bir kadın parti liderine oy verebileceğini söyleyen kadınların oranı %85.

Bir kadın ve erkek adayın yarışacağı Cumhurbaşkanlığı seçiminde, kadın adaya oy vereceğini söyleyen kadınların oranı 2017’de %63 iken, 2018’de yüzde 70’e yükselmiş. Erkelerde ise %36’dan 30’a inmiş.

Bu veriler, 2019’daki üç seçimde de kadın seçmenlerin çok kritik bir rol oynayacağını gösteriyor.

Hele hele %0,1’lik farkın bile kazananı tayin edeceği Cumhurbaşkanlığı seçiminde.

Bugünden adaylığını ilan eden İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener açısından bu veriler ciddi şans vaat ediyor. Cumhurbaşkanlığı seçiminde aday çıkartacaklarını açıklayan HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan da bu verilerden umutlanacaktır. Şayet HDP kadın aday gösterirse, ilk turda azımsanmayacak bir oy alması sürpriz olmaz.

Partisinde “Kadın Kolları” kurmayı reddeden Akşener’in, “Bugün ülkemizde, ihtiras ağına düşmüş Cumhurbaşkanı’nı şikayet edecek, kontrol edebilecek tek bir yer kalmıştır, o da Emine Erdoğan Hanımefendinin kendisidir.” sözleri yankı yarattı.

Akşener’in Emine Erdoğan’a yaptığı “Sizden istirham ediyoruz, eşiniz beyefendiye söyleyin biraz sussun, biraz evde otursun” çağrısı, “tek adama bile söz geçirecek kişinin bir kadın olduğu” mesajı, kadınlara “gücünüzün farkında olun” uyarısıydı.

Akşener’in “Erdoğan tekrar seçilirse nefes bile alamayacaksınız” diye seslendiği kadınlara yönelik şu sözleri dikkat çekiciydi:

“Sayın Erdoğan’la ilgili tespitim var ve üzerinde ısrarla duruyorum ki kendisini bu ülkenin babası hissediyor. Baba otoritesi olarak çocuklarına isterse sevgi ve adalet dağıtan, bazı çocuklarını haşarı oldukları için evin dışında gören, bazı çocuklarını sevgiye boğan, bazı çocuklarından nefret eden bir baba tipi ile karşı karşıyayız. Patolojik bir vakadır.

Dolayısıyla o babanın kendi kafasına göre adalet dağıttığı bir evin içinde kız çocukları, kadınlar olarak yaşamanızın mümkün olmadığını tarihe bir not olarak sizinle paylaşmak istedim. Mümkün değil yaşayamayacaksınız. Nefes alamayacaksınız. Çünkü Sayın Erdoğan’ın bu baba olma haline çok inandığına inanıyorum ve sadece biat edilmesini istemiyor, evlatlarını yerde süründürmek istiyor.”

CHP tüzük derdine düşmüş halde, kadınları düşünecek durumda değil. MHP’de kadının adı yok. AK Parti’de Erdoğan “Hanımların kapı kapı gezmesini” istiyor. HDP “kadın ittifakını” bugünden ilan ederek çalışmaya koyuldu.

Siyaseti, toplumun nabzını tutma önceliğiyle yürüterek strateji arayanlar içinse 2019’a giderken mesaj çok açık:
Dipten gelen dalgayı fark edip, kadınları kazanan, seçimleri de kazanır.

Bu blok bozuk ya da eksik. Eksik içeriğe sahip olabilir ya da orijinal modülü etkinleştirmeniz gerekebilir.