Zülfikar Doğan
Mar 01 2018

Kılıçdaroğlu-Karamollaoğlu, Ecevit-Erbakan olur mu?

Ankara- AK Parti ile MHP’nin ortaklaşa hazırladığı 26 maddelik Seçim Yasası Değişiklik Teklifi, Anayasa Komisyonu’nda alt komisyondan bir günde geçti. Hatta birkaç saatte geçti demek daha doğru olur. Çünkü iki partinin de acelesi var!

Yapılacak değişikliklerin, normal zamanında olursa, 30 Mart 2019’daki Yerel Seçimlerde uygulanabilmesi için, Mart sonuna kalmadan yasalaştırılması şart.  Anayasa uyarınca,  seçim tarihine bir yıl kala yapılan değişiklikler, ancak bir sonraki seçimde uygulanabiliyor.

O nedenle, AK Parti-MHP ortak teklifinin mutlaka 30 Mart 2018’den önce yasalaşması gerekiyor. Teklif, en geç önümüzdeki hafta genel kurula indirilecek ve muhtemelen Genel Kurul’un çalışma süresi uzatılarak, MHP kongresinden önce yasalaşmış olacak.

MHP’nin 18 Mart’ta yapılacak Büyük Kongresi’nde Genel Başkan Adayı olan Devlet Bahçeli’nin en büyük kozu, ittifakı yasalaştırmış, partisini baraj altında kalmaktan kurtarmış lider olarak kürsüye çıkmak olacak.

Milli mutabakat etiketli, “Cumhur” kod adlı ittifakın müttefik sayısını arttırmak için herkese çağrı yapan, hatta “Ey Kılıçdaroğlu sen de katıl, milli ol, gayrı millilerle kol kola girme” diyen Başbakan Binali Yıldırım’ın aksine MHP, ittifakta başkasını istemiyor. Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, sınırsız-koşulsuz destek vadetmesine rağmen, MHP vetosuyla, dışarda kaldı.

MHP Genel Sekreter Yardımcısı Mustafa Kalaycı, Cumhur İttifakı’nın iki partili olması gerektiğini savunarak; “BBP zaten bizden ayrılarak kurulmuş bir parti. İttifakta yer almasını uygun bulmuyoruz. 5-6 partili bir ittifak doğru olmaz. İki parti özelinde kalması bizce daha doğru olur.” açıklamasıyla, BBP’ye kapıyı kapattı.

BBP için bulunan formül ise teklifte yer alan “Bir başka partide üye ya da yönetici olanların, partilerinden istifa etmeksizin, bir başka partinin listesinden milletvekili adayı gösterilmelerine” olanak sağlayan düzenleme.

Destici ve muhtemelen 4-5 BBP’li, AK Parti listelerinden aday gösterilerek milletvekili yapılacak, BBP oyları da seçimlerde Erdoğan’a ve Cumhur İttifakı’na akıtılacak.

Benzer yöntemin, MHP ittifakıyla ciddi anlamda riske giren Güneydoğudaki AK Parti oylarının telafisi için, Hür Dava Partisi’ne de (HÜDA-PAR) önerilmesi gündemde.

Hizbullah olarak da bilinen  Sünni İslamcı Kürtlerin partisi HÜDA-PAR, AK Parti’nin tek başına iktidarı kaybettiği 7 Haziran 2015 seçimlerine bağımsız adaylarla katılmıştı.

1 Kasım 2015 seçimlerine ise katılmayıp, seçmenlerini serbest bırakmıştı. HÜDA-PAR adaylarının en fazla oy aldığı iller, Diyarbakır, Batman, Bitlis ve Van.  2019’daki seçimlerde, AK Parti listelerinde bir kaç vekillik için HÜDA-PAR ile Cumhur İttifakı’na ve Erdoğan’a destek pazarlığının yapılması planlanırken, MHP konusunda nasıl ikna edileceği henüz bilinmiyor.

Son birkaç günden bu yana asıl hareketlenme CHP, İYİ Parti ve Saadet Partisi (SP) cephesinde. Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüşen SP Lideri Temel Karamollaoğlu,  AK Parti’den gelen ittifaka dahil olma tekliflerine “Biz yerimizde iyiyiz” karşılığını verdi.  Yeni bir anayasa üzerinde ittifakı savunan SP, çıkartılacak uyum yasalarının tüm partilerin, sivil toplum örgütleri ve üniversitelerin katılımıyla oluşturulması görüşünde.

SP, önerilerini tüm siyasi partilerle paylaşarak, “İlkeler İttifakı” modelini gündeme taşımıştı.

Bu öneriler arasında; partili Cumhurbaşkanlığı’nın anayasadan çıkarılması, parlamenter sistemin güçlendirilmesi, seçim barajının sıfırlanması,  yargı bağımsızlığının tam ve ödünsüz sağlanması, TBMM’nin iktidar üzerindeki siyasi ve ekonomik denetim gücünün artırılması, TBMM’nin kendi iradesi dışında feshedilememesi, Milli Savunma, Adalet, İçişleri ve Dışişleri Bakanları’nın TBMM’nin onayı ile atanması vb. yer alıyor. AK Parti-MHP ittifak yasası teklifi öncesinde bu girişimi başlatan SP ile CHP ve İYİ Parti arasındaki temaslar, önümüzdeki günlerde hızlanacak görünüyor.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, SP ve İYİ Parti başta olmak üzere,  ilkeler üzerinde oluşacak bir ittifaka olumlu baktığını açıkladı. Kılıçdaroğlu’nun bu açıklamasına İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ve SP’den de olumlu yanıt geldi.  

Akşener, Karamollaoğlu’nun gündeme getirdiği bu yaklaşımın, Kılıçdaroğlu tarafından dillendirilmesinden memnuniyetini belirtti. Bunun, “Partiler arası bir ittifak değil, demokrasinin tam ve kâmil uygulanabilmesi için gerekli kurallar, ilkeler üzerinde uzlaşıyı öngören bir yaklaşım olduğunu, bir uzlaşı arayışı çalışmasından söz edildiğini, elbette buna hayır deme imkânlarının olmadığını”  açıkladı.

Bunun anlamının partiler ittifakı olmadığını vurgulayan Akşener, SP ve Demokrat Parti ile partisel bir ittifakı çok istediğini, bu düşüncesini Temel Karamollaoğlu’na da açtığını, ancak SP’nin kendi Cumhurbaşkanı adayını çıkartmak istediğini kaydetti.

Kendisinin, Cumhurbaşkanlığı için aday olacağını en baştan itibaren ilan ettiklerini hatırlatan Akşener’e göre “Ne kadar çok aday, o kadar çok şenlik olacak”.

CHP’den İlkeler İttifakı için ilk adım, Merkez Yönetim Kurulu (MYK) toplantısında kararlaştırıldı.  Genel Başkan Yardımcıları Bülent Tezcan, Lale Karabıyık, Muharrem Erkek, Grup Başkanvekili Özgür Özel ve İstanbul Milletvekili Mehmet Bekâroğlu’ndan oluşan heyet, yeni bir anayasa yazımı, parlamenter sisteme dönüş, demokratikleşme adımları ve üzerinde uzlaşılacak diğer konularda, “ortak akıl” arayışı için SP, İYİ Parti öncelikli olmak üzere, HDP, AK Parti, MHP’yi ve TBMM dışındaki diğer partileri kapsayan görüşmeler yürütecek.

 

saadet

CHP’nin görüşmelerde gündeme taşıyacağı öncelikli konulardan birisi, seçim ve sandık güvenliği.
YSK’ya tanınan seçim bölgelerini birleştirme, sandıkları taşıma yetkisinin ucunun açık olması, sandık başkanlarının iktidarın emrindeki kamu görevlilerinden oluşmasının öngörülmesi, ciddi endişe kaynağı.  

CHP kulislerinden sızan bilgiler, uzlaşı aranacak yeni anayasa taslağı ve demokratikleşme paketinin ilkeleri üzerindeki bu girişimlerin yanı sıra, Cumhurbaşkanlığı seçimine “tek ve ortak bir aday” ile gidilmesi konusunda da, İYİ Parti ve SP’nin nabzının tutulacağı yönünde.

CHP’nin gündeminde milletvekili seçimlerinde partiler arası ittifak yok. Genel Başkan Kılıçdaroğlu özellikle HDP ile bir seçim ittifakına kapıları kapatmış durumda. Her partinin kendi listeleriyle seçime gireceğini, ancak ittifak yasası teklifindeki baraj düzenlemesinin partiler arasında büyük eşitsizliğe yol açacağını vurguluyor.  

İttifaka dahil olan partiler için öngörülen otomatik baraj muafiyetine karşın, diğer partilerin yüzde 9,90 oranında oy alsalar bile, baraj altında ve TBMM dışında kalacaklarına dikkat çekiyor.

CHP’li Dursun Çiçek, olası ittifakın boyutu konusunda çarpıcı bir ipucu verdi. SP’nin ve İYİ Parti’nin kendi Cumhurbaşkanı adaylarını çıkartabilmeleri için en az 100 bin imza toplamaları gerektiğine dikkat çeken Çiçek, şu ilginç öneriyi gündeme getirdi:

“Özellikle Saadet Partisi, İYİ Parti'de bir sıkıntı olmayacağını düşünüyoruz ama 100 bin imza toplamalarında bir sıkıntı olursa, bir grup 20 milletvekilinin imzası bunun için yeterli.

İhtiyaç olduğunda biz de kurumsal olarak imza verebiliriz. Meclis'te imza verip, 100 bin imza yerine 20 imza ile bu adaylaşmayı kolaylaştırabiliriz. Birinci turda bütün partilerin aday göstermesini tercih ediyoruz.”

İlkeler İttifakı arayışı sürerken, ittifaktan siyasi nema planlayan partiler de var. Demokratik Sol Parti (DSP) Genel Başkanı Önder Aksakal, hangi ittifak daha çok vekillik verirse o ittifakı destekleyeceklerini açıklayınca Genel Başkan Yardımcısı Hikmet Sami Türk,  “ilkesizliğe” tepki olarak istifa etti.

Şu ana kadar ittifak tartışmalarında adeta “siyasi vebalı” muamelesi gören HDP’nin kapısını kimsenin çalmayacağı anlaşılıyor. CHP’de, parti içi Sol Muhalefet-Sol Cesaret’in önde gelen ismi Selin Sayek Böke, sol ilkeler üzerinde ittifakı savunurken, HDP ile de görüşülmesi gerektiği görüşünde.

Kılıçdaroğlu ve CHP üst yönetimi ise partinin isminin HDP ile birlikte anılmasından yana değil. Erdoğan ve MHP’nin bunu kamuoyunda aleyhte kullanacağı endişesini taşıyor.

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, CHP’nin iyi bir demokrasi sınavı veremediğini, öncelikle kendisini düzeltmesi gerektiğini savunuyor. Buldan’a göre 16 Nisan Referandumu’ndaki Hayır cephesindeki tüm siyasi oluşumlar, partiler, güçlü bir şekilde bir araya gelerek, 2019 seçimlerinde birlikte hareket etmeli, AK Parti-MHP ittifakına karşı “Demokrasi Cephesini” oluşturmalı.

Buldan, barış, demokrasi ve özgürlüklerden yana, demokratik kanalların açılmasına katkı verecek tüm kesimlerle ittifaka, kapılarının açık olduğunu özellikle vurguluyor.

Sonar Araştırma Şirketi’nin sahibi Hakan Bayrakçı SP-İYİ Parti birlikteliğinin, 2019 seçimlerinin “altın ittifakı” olacağı görüşünde. SP’nin ziyan olan 5-6 puanlık bir oyu olduğunu, böyle bir ittifakta seçmenin “bu kez oyum ziyan olmayacak” düşüncesiyle, bu 5-6 puanı fazlasıyla geri alacağını söylüyor.

Türkiye siyasetinin yeniden dizayn edileceği 2019 seçimleri öncesinde, AK Parti-MHP birlikteliği bütünleşme yolunda ilerlerken, çok parçalı muhalefeti bir araya getirecek tutkalın formülünü bulma arayışı hız kazandı.

9-10 Mart’ta yapılacak 19. Olağanüstü Tüzük Kurultayı nedeniyle yine enerjisini içe dönük mücadeleye yoğunlaştıran CHP, bu arayışlarda üzerine düşen lokomotifliği yerine getirmekten, öncülük yapmaktan uzak kalınca, SP ve İYİ Parti öne çıkıyor.

SP’nin “özgül ağırlığı” artarken,  siyasi dengelerdeki kilit konumu giderek perçinleniyor.  1974’teki Ecevit - Erbakan’lı CHP - MSP koalisyonunun, “tarihsel uzlaşı misyonu” anımsandığında, bugün bir CHP - SP birlikteliğine “neden olmasın” diyebilmek olanaksız değil. İYİ Parti’nin de dahil olması halinde, AK Parti-MHP ittifakını geriletici etkisi daha da öne çıkabilir.

Asıl tarihsel uzlaşı, bu formüle HDP’nin de dahil edilmesi yollarını zorlamakla mümkün. İki kadın lider Akşener ve Buldan “zor ama imkânsız değili” başarabilirse,  AK Parti-MHP ittifakının ayrıştırma-kamplaştırma-cepheleştirme rüzgârıyla beslenen yelkenlerinin suya inmesi, kendi hazırladıkları ittifak yasasının, bumerang misali kendilerini vurması, hiç de olanaksız görülmemeli.