Konya seçmeni: Korkudan Erdoğan derler de…

24 Haziran genel ve cumhurbaşkanlığı seçimlerine sekiz gün kala ‘Seçimin Nabzı’ için yedinci durağımız Konya oldu. 

Konya’da Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) lideri Devlet Bahçeli ve Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP)’nin cumhurbaşkanı adayı ve cumhurbaşkanı Erdoğan dışında hiçbir parti adayının billboardlarda fotoğrafını görmek mümkün değil.

Cumhur İttifakı ile Cumhur İttifakı arasında bir propaganda yarışı var desek abartmış olmayız. Buna rağmen halk ekonomiden şikâyetçi ve şikayet edenlerin birçoğu İYİ Parti'nin adayı Meral Akşener ile Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) adayı Muharrem İnce arasında gidip geliyor. Tahminleri ise, “Yine de Erdoğan kazanacak” oluyor.

Konya’da 24 Haziran öncesi durum ne? Esnaf, kadınlar, gençler, emekliler hangi istek ve endişelerle sandığa gidiyor?

İşte ‘Seçimin nabzı’:

“Ay doğmuyorsa yüzüne, güneş vurmuyorsa pencerene, kabahati ne güneşte ne de ayda ara. Gözlerindeki perdeyi arala” diyen Mevlânâ Celâlledin-i Rumi’nin kenti Konya’dayız.

Hoşgörünün yüceliğini dile getiren Mevlânâ’nın kentinde insanlar huzursuz, korku çok yaygın. Konuşanların hemen hepsi, ekonomiden, Suriyelilerin Türkiye’de oluşundan ve sokaklardaki gerginlikten şikâyetçi.

seçim

Bir kafede işçi emeklisi olarak çalışan 55 yaşındaki Ayten Bakırcı, Suriyelilerden şikayetçi olanlardan, oğlunun ortak olduğu kafede işlerine yardımcı olan 49 yaşındaki Dilek Can’ın beklentisi ise af:

Ayten Bakırcı:

“Bizim çalışacağımız işlerde çalışıyorlar, kiralarımız yükseldi. Ben emekliyim ama taksitlerim var, çalışmak zorundayım. Bize üç ay, beş ay dedi, ama kaç yıl oldu… Kiralar arttı hep onların yüzünden. Dileniyorlar, çalışıyorlar, zaten maaş da veriliyor onlara. Gitsinler artık.”

seçim

Dilek Can giriyor söze:

“Benim tek derdim af. Geçen gün cezaevine oğluma ziyarete gittim, eğer af çıkmazsa bütün cezaevlerinde isyan çıkacakmış. Yazık değil mi? İnsanlar ümitlendirildi, şimdi yok deniyor. Ben bugüne kadar hep Erdoğan’a oy verdim. Yine de veririm, ama Bahçeli’nin çıkışından sonra Erdoğan istemediği için ona artık vermemeyi düşünüyorum.”

seçim

Hamallıkla geçimini sağlayan 50 yaşındaki Ahmet Güler de, “Erdoğan kazanır” diyenlerden. Ekonomiden şikâyet edenlere ise; “Ayağını yorganına göre uzatırsan ekonomiden şikayetçi olmazsın” diyor ve ekliyor:

“Erdoğan ceketini assın, o bile yeter bana ya. O olsun yeter. Ben oyumu AKP’ye vereceğim.”

Zafer Meydanı’na doğru yürüyorum. Bir taksi durağında bankta oturmuş sohbet halindeki taksicilerin yanına gidiyorum. Gündem seçim, hemen hepsi Erdoğan taraftarı, hemen hepsi kazanacaklarından emin.

Abdüllatif Şener’in ise Konya’dan CHP adayı olmasını doğru bulmuyor, 'kazanamaz' diyorlar ve HDP’nin barajı aşamayacağından da eminler.

seçim

Abdullah Yıldırım:

"Erken seçim ekonomik durumdan dolayı insanların daha çabuk önünü görmesi için iyi oldu. Tayyip babayı kimse geçemez, geçemiyor. Diğerleri yok, şunu yıkacağız, yok apolet sökeceğiz diye saçmalıyorlar. Böyle siyaset mi yapılır kardeşim. İlla kötülemek zorunda değiller. Dışarıdan bize kimlerin saldırdığı belli, bu durumda hükümeti eleştirmek olmaz. Avrupa ülkeleri bizim güçlenmemizi istemiyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başbakanlığının ilk yıllarındaki Avrupa Birliği reformlarını, o zaman ki ilişkilerini hatırlatıyorum. O zaman güçlenmemizi istiyorlardı da şimdi neden istemesinler diyorum, Abdullah Yıldırım: “Erdoğan o zaman onları kullanıyordu. O, PKK’yı da, HDP’yi de, FETÖ’yü de kullandı. Bunlar kullanılması gereken şeylerdi. Ülkenin çıkarı için yapılır.”

HDP’nin cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş’ın cezaevinde olmasıyla ilgiliyse; “Demirtaş’ın aday olmasına izin verildiyse çıkartılması lazım. AKP seçmeni olarak onun cezaevinde olmasını kabul etmiyorum” yorumunu yapıyor.

seçim

32 yaşındaki mesai arkadaşı Ahmet Şah söze giriyor:

“Demirtaş’mış, İnce’ymiş, bunların hiçbirinde devlet yönetecek vasıf yok. Senelerdir AK Parti’ye oy veriyorum. Yine öyle olacak ve Erdoğan kazanacak. Yap işlet devret modeliyle yapılan köprüler hep bu ülke için yapılıyor. Bunları yıkacaklarmış. Yapılan iyi şeyleri görmemezlikten gelmesinler bari en azından bunu isteriz. Şu an adil yürüyor her şey. OHAL’i de yaşamıyoruz, hani neye yansıyor? Tutuklanan herkes de vatana ihanet edendir. Hepsi idamla yargılansın.”

Vatana ihanetin ölçüsünün ne olduğunu soruyorum, “Devlete hiçbir şekilde baş kaldırılamaz” diyor. Bu başkaldırı silahlı olursa suçtur, gazetecilerin silahları, tankları mı vardı da cezaevindeler diye tekrar soruyorum: “Sürekli bir Erdoğan düşmanlığı yapılıyor. Sınırında yapsınlar” diye cevaplıyor. Peki, eleştirmek düşmanlık mıdır diyorum; “Bizi sürekli yurt dışına şikâyet ediyorlar, etmesinler. Öyle gazeteci olunur mu?” yanıtını veriyor.

seçim

Bir başka taksici ise, “Ben Ak Partili değilim, Erdoğanlıyım. Beni yarın ölmeye gideceksin diye çağırsın, giderim” diyerek giriyor söze:

“Eğer ki 15 Temmuz’a darbe miydi değil miydi diye düşünen varsa ben onlarla bu ülkede yaşamak istemiyorum. Erdoğan yüzde 57’yle yine kazanacak, HDP barajı aşamayacak. Aşmasını isterdim.” 

Zafer Meydanı’na ulaşıyorum. İYİP ve Saadet Partisi (SP)’nin stantları dışında başka bir partinin standı yok. İYİP standında görevli 54 yaşındaki Naciye Bilici; “İnsanlar gelip açık açık söylemese bile uzaktan göz kırparak, gülümseyerek, el işaretleriyle desteklerini ifade ediyorlar. Çekindikleri için gelip söyleyemiyorlar. Biz çok memnunuz bu destekten” diyor. 

İYİP Gençlik Kolları Başkanı 23 yaşındaki Mehmet Deveci ekliyor:

“Halkla birebir görüşmelerden, ilçe gezilerimizden edindiğim izlenim AKP’nin kalesini aldığımız yönünde. Sözlü saldırılar oluyor ama sağduyumuzu kaybetmiyoruz.”

SP’nin standına geçiyorum. 19 yaşındaki Abdulkadir Tosun, partilerine olan ilgiden memnun:

“Bıkkınlıktan ya da gerçekten sempati duyduklarından halk bize çok ilgi gösteriyor. Gençlerden değil orta yaş grubundan ilgi var. İYİ parti ve Saadet’e orta yaş grubu, CHP’ye gençler ilgi gösteriyor. Sözlü taciz oluyor, bozkurt ve rabia işaretleriyle açıkça küfür ediyorlar ama fiziki bir saldırı yok, inşallah olmaz.”

HDP’nin seçim standının açılmasına Konya’da izin verilmemiş. HDP Konya Milletvekili adayı Bülent Kılıç, çalışmalarına getirilen engelleme ile ilgili; “Sadece şunu söylemek isterim; Demokratik bir Türkiye talebi olan HDP’ye Konya’da stant açmasına izin verilmezken Kürdistan devleti kurmak isteyen HÜDA-PAR’a şehrin en işlek caddesinde stant açtırıldı” diyor.

Meydanın ortasındaki restoranlar iftar için dolmaya başlıyor. Biri emekli 54 yaşındaki Bahri Küçük ile eşi 50 yaşındaki ev hanımı Nuriye Küçük’ün masasına konuk oluyorum. Üç çocuklarının üçünün de İnce’ci olduklarını anlatıyorlar gülerek.

Bahri Bey, Erdoğan’ı eleştiren ama MHP’li olduğu için oy vereceklerden, Nuriye Hanım ise, “Bir kızgınlığıma bakar, geçen sefer gibi oy vermem” diyor.

Ekliyor Nuriye Hanım:

“Herkes korkudan Erdoğan’a oy vereceğim der ama perdenin arkasında kime oy verdiğini yalnız kendisi bilir kızım.”

Evin patronu Nuriye Hanım olduğu için söz daha çok onda:

Nuriye Küçük:

“Yerli tohumu niye kaldırdı? Niye insanlar ekip biçemiyor? Bize niye yabancı ülkeler kötü malzeme gönderiyorlar da biz onlara iyisini gönderiyoruz? Bizim Erdoğan gözü açık görünüyor ama bu konularda gözü hiç açık değil. Sevmeyen çoğaldı, bilemiyorum sonuç ne olur. Eskisi gibi değil artık.  Ben şimdi Erdoğan’a oy vereceğim diyorum da o perdenin arkasına geçince ne yapacağım belli olmaz. Kendi halkını ezikliyor, dışarıdan geleni el üstünde tutuyor. İstemiyorum. Bizim çocuklarımıza da yazık.”

Abdüllatif Şener’in seçim çalışmasında gönüllü olarak Sinop’tan gelip de çalışan 60 yaşındaki Hüseyin Cömert yan masada, bana Şener’in fotoğrafının olduğu şapkasını gösteriyor, çalışmaları soruyorum:

“200 bin civarında oy bekliyor. Selçuklu’da çalışma yaptık. Eskiye göre büyük bir fark olduğunu söylüyor oralı arkadaşlar. 500 broşür dağıttıysak belki 20 kişi almak istemedi. Burada kiraz tarlalarına hep satılık ilanları asılmış. İnsanlar ekonomi nedeniyle isyan ediyor. Bunu sürekli yaşıyoruz.”

Bir başka yerde eski Milli Görüşçü olduğunu söyleyen ve SP üyesi olan 44 yaşındaki İsmail Çayır ve eşi Hande Çayır ile konuşuyoruz. İkisi de Erdoğan taraftarı ve kazanacağından emin.

İsmail Çayır:

"Şu an ülkede düzen olarak bir tek AK Parti var. Ben SP’de de Refah Partisi’nde de bundaki düzeni göremedim. Onlar mesela 15 Temmuz’u atlatamazlardı. Başta reyiz olduğu için atlattık. Ben OHAL’le, KHK ile üniversitede kadrolu oldum. Bu durumdan memnunum yani. Üç günlük asker olan akrabam 15 Temmuz’dan hapiste şu an. Müebbet hapis aldı. Üç günlük asker düşün. Ama yapacak bir şey yok. Varsa suçu çekecek.”

Çiğ köftecilik yapan Murat Ali Caner ve Sevgi Caner ile konuşuyoruz:

Murat Ali Caner:

“Maddi kaygılar nedeniyle insanlar öfke dolu. Kime çatsam diye dolaşıyorlar. Liderlerden biri diyor ülke batıyor, diğeri çok iyi diyor. Esnaf olarak bakıyorum ve ülkenin halini hiç iyi görmüyorum. Battı diyen doğru söylüyor, ama nasıl çıkaracak onu da söylemiyor. İnsanlar birbirlerinden korkuyor. Demirtaş’ın durumu bile yeterli. Hapisten aday ve bu dünyadan nasıl görünüyor çok merak ediyorum. Ben bu seçimleri Erdoğan’ın kazanmak istemediğini düşünüyorum.

Eskiden daha coşkulu, bu işi bitirdim havasındaydı ama şimdi öyle değil. Ya da şöyle düşünüyor; seçilen aday kim olursa olsun beceremeyeceklerini düşünüyor ve gördünüz mü deyip bir sonraki seçimde daha güçlü çıkmayı düşünüyor. Bence de, bu ülkeyi kim yönetirse yönetsin kolay kolay toparlayamaz. Çok kutuplaştı bu millet ve bundan sonra toparlamak çok zor.”

Sevgi Caner:

“Bütün liseler imam hatip lisesine dönüştü. Eskisi gibi kaliteli liseler kalmadı. Bütün adaylar bir şeyleri değiştireceğim diyor ama bilemiyorum. Aynı kişilerle devam edersek aynı kalacak görünüyor. Bir değişiklik olması gerekiyor. Adaylar somut ve net olmalı, Akşener ve İnce’de bu var.”

Mevlânâ Müzesi’nin yakınındaki Kadınlar Pazarı’na gidiyorum. Kadınlar Pazarı’nda yalnızca üç kadın tezgâhı var, geri kalanı yalnızca erkeklerden ibaret. Yanlış yerde miyim diye düşünürken, sorduğum kadınlardan yalnızca biri, o da soyadını vermeden konuşuyor.

Emine:

“Bakın burası kadınlar pazarı ama cesaret gösterip de çalışan iki, üç kadın var. Hep erkekler çalışıyor burada. Kadınlar Pazarı’nı kadınlara bıraksınlar istiyorum.”

Pazarda esnaflık yapan 49 yaşındaki Ayvaz Akkaş ekonomiden isyan ediyor:

“Millet faizlerle tefecilerin elinde telef oldu. Millet yemiyor, içiyor, kısıyor. Biz vekil diye oraya gönderdik, açın halinden anlamıyorlar. Ekonomi bitik durumda. Millet bunu biliyor.”

Bir diğer yerde esnaf Bünyamin Kurucu ise:

“Enflasyon ve doların artması işimizi etkiliyor ama iktidarımıza karşı dışarıdan açılan savaş nedeniyle katlanıyoruz. Yollarımız, köprülerimiz var, eskisi gibi bozuk değil yollar, bunları göz ardı edemeyiz, çok şey kattı ülkeye. Ama gidiş biraz sıkıntılı. Yokluk arttı. Erdoğan kazanırsa düzelir.”

Otogara gitmek için bir dolmuşa biniyorum. Şoför Mehmet Aydemir, kaldırıma park eden araçlar yüzünden müşteri alamamaktan yakınıyor önce; “Oy verilecek diye, Tayyip talimat vermiş kaldırımlara park edenlere ceza verilmiyor” diyor. 

Şoför Mehmet Bey, hükümeti eleştirdikçe yolcularda bir sessizlik oluşuyor. Herkes dinliyor. Kimse itiraz etmiyor. Eleştirilerine hak vererek inenler çoğunlukta ama isim vermiyorlar, “Konya’da isim mi verilir, deli misin” diyorlar. Herkes bıkkın. Adaletsizlik ve ekonomi ortak dertleri olmuş. 

Mehmet Aydemir: İşlerimiz çok kötü. Ne bereket var, ne kazanç. Benim eşim 26 sene sigorta parası yatırdı, Tayyip baba, 745 lira maaş bağladı. Suriyelilere 850 TL veriyor. Kızan kızsın, darılan darılsın. Eşim, gidip Denizbank’tan parasını çekmiyor, “Biraz daha biriksin de Emine Erdoğan’a göndereyim, bir mücevher yüzük daha alsın” diyor.

Eski kötü yönetimler bunlardan bin kat iyiydi. Vatandaşını ötelemiyorlardı. Millet can çekişiyor, gırtlağımıza dayanmış bıçak, kurbanlık koyun gibiyiz. Eskiden yüzde 1’inin kafası kırıktı, şimdi yüz kişiden 99’unun kafası kırık, kendi kendine konuşuyor. Hırsızlık, yalancılık bitecek ablacım, Müslümanlığı insan gibi yaşayacağız, zor bir şey değil.

Tahir Akyürek’in bir şeyi yoktu, Belediye başkanı oldu çuvalla parası oldu. Tayyip cumhurbaşkanı oldu, şimdi onun mal varlığına güç yetmez. Ben 59 yaşındayım, yıllardır çalışıyorum. Hiç bir şeyim yok. Niye benim olmuyor? Çok uyanık adam, Bahçeli olmayaydı silinirdi. Hani adam değildi Bahçeli, şimdi niye elini ayağını öpen ya?

FETÖ’cü diye ne yuvalar yıkıldı. Aldatılmaksa herkes aldatıldı o zaman. Kurdeleleri sen kestin, Zaman gazetelerini sen açtırdın, dağıttırdın. O yıkılan yuvalardakiler senin kardeşin, benim kızım olabilir, akrabam olabilir. Tek taraflı düşünmemek gerekir yani. Çok ateşliyim çok. Çok kızıyorum yapılanlara. Daha hâlâ reyiz reyiz diyorlar ya! Huzurumuz var diyen yalan söylüyor. Kimsenin huzuru yok.”

Bir başka yolcu: “Türkiye’de adalet yok, yargı yok, asker yok. Türkiye güllük gülistanlık diyorlar, o ancak onlara. Diktatörlüğe giden insanların sonu iyi olmaz. Neymiş, yol köprü yapmış. Tarım önemli tarım. 16 senedir bir şey yapmamış şimdi neyi yapacağım diye konuşuyor. Şu an 2001’deki gibi durum var ama Ecevit’teki gibi kimse sokağa çıkamıyor. O zaman insanlar hemen sokağa çıkabiliyordu da şimdi niye olmuyor? İşi sağlama alıyor OHAL’le. Kendisine güveniyorsa OHAL’i kaldırsın.”

Bir kadın yolcu: “Bende, ailem de Tayyipçiyiz. Ben eşimden ayrıyım, çocuklarım için Tayyip’ten yardım alıyoruz. Kadınlara çok hak kazandırdı. Arkadaşımın eşi, boğazını kesene kadar geliyordu, yerlerde sürüyorlardı kadınları, hiç kimse bir şey yapmıyordu. Şimdi polis hemen geliyor. Kadın cinayetleri önceden de vardı ama kimse meydana çıkartmıyordu. Şimdi kadın hakları var diye meydana çıkıyor olanlar.”

Konya’nın 2015 yılından referanduma seçim tercihleri:

7 Haziran seçimlerinde AKP; yüzde 65,45, MHP; yüzde 16,42, CHP; yüzde 9,74, HDP; yüzde 4,16, SP; yüzde 2,98 oy verilmiş. 1 Kasım seçimlerinde ise oyunu yükselten tek parti yüzde 74,4 ile AKP olmuş. Diğer partilerin oyları MHP; yüzde 11,4, CHP; yüzde 9,2, HDP; yüzde 2,7 ve SP; yüzde 0,9 oranlarına düşmüş.
Konya, 16 Nisan referandumuna ise yüzde 72,88 oranıyla ‘Evet’, yüzde 27,12 oranıyla ‘Hayır’ demiş.

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar