Şub 25 2018

Muhalefet partileri: Tek adama karşı demokraside birleşelim

2019 yaklaşırken erken seçim veya bir baskın seçim olacağı yönünde iddialar ortaya atılmaya başladı. Hükümet cephesinde seçim odaklı çalışmalar da devam ediyor bu süreçte. İlk olarak MHP ile masaya oturuldu ve bir ittifak üzerinde anlaşıldı. İttifakın isminin ise 'Cumhur ittifakı' olması kararlaştırıldı.

Son olarak hükümet, seçim yasasında değişiklik öngören kanun teklifini masaya yatırdı. İttifaka, Büyük Birlik Partisi de desteğini açıkladı ve MHP'den aksi yönde açıklamalar gelse de BBP'nin de ittifaka katılması seçenekler arasında. Saadet Partisi'nin de ittifaka katılabileceği söyleniyordu. Saray'da Saadet Partisi lideri Temel Karamollaoğlu ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan bir araya geldi. Ancak Karamollaoğlu, ittifak içerisinde yer almayacaklarını belirterek, cumhurbaşkanlığı seçiminde kendi adayları olacağını söyledi.

Muhalefet partileri de tüm bu tartışmaların gölgesinde 'Türkiye siyaseti geleceğini arıyor' panelinde bir araya geldi. HDP, CHP, İYİ Parti ve Saadet Partisi temsilcileri panelde, 'Tek adama karşı demokraside birleşme' ortak bir görüşte.

Moderatörlüğünü Prof. Dr. Cihangir İslam’ın yaptığı panelde, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kars Milletvekili Ayhan Bilgen, İyi Parti Genel Başkan Yardımcısı Ayfer Yılmaz, Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Birol Aydın ve ANAP eski Genel Başkanı Nesrin Nas, konuşmacı olarak yer aldı. 

Anavatan Partisi eski Genel Başkanı ve Ahval yazarı Nesrin Nas, 7 Haziran seçimleri ellerinden alındığında ses çıkartmadıklarını belirterek, “Ankara katliamı sonrası dönemin Başbakan’ı televizyonlara çıkıp ‘Oyumuzu arttırdık’ dedi, hepimiz sustuk. Bugün de ‘Afrin operasyonu oylarımızı arttırıyor’ dediklerinde ‘Aman ses çıkartmayalım yoksa vatan haini ilan ediliriz’ diyoruz” dedi.

Nas, konuşmasında özetle şunları söyledi:

“Parlamentonun neredeyse işlevi kalmadı. Meclis’in 3’üncü büyük partisinin vekilleri tutuklu, bazılarının milletvekillikleri düşürüldü. Bir ana muhalefetin vekili de tutuklu ve sanki her şey normal düzeninde işliyormuşçasına zamana bırakmaya devam ediyoruz. AKP-MHP ortağı dışındaki tüm partiler kriminalize edildi. 3 aydan kısa sürede kaldıracakları OHAL, 19 aydır devam ediyor. Anayasa askıda, dolayısıyla hepimiz boşluktayız. Bugün toplumu ikiye ayıran bir Cumhur ittifakı bize dayatılıyor. KHK’yle savunma sanayisi de Cumhurbaşkanı’na bağlanmış. Böyle bir yapı savaşsız yaşayamaz. Cumhur ittifakının karşısına adalet, demokrasi ittifakı koyarak durumu tersine çevirebiliriz.” 

Nas'tan sonra söz alan Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Birol Aydın ise "bizim birlikte yaşamaya ihtiyacımız var. Bizim huzur ve mutluluğumuzun Diyarbakır’dan geçtiğini, Edirne’nin huzuru Muğla’dan, Muğla’nın huzurunun Mardin’den geçtiğini, Türk’ün huzurunun Kürt’ün huzurundan geçtiğini, AKP’nin huzurunun da CHP’nin huzurundan geçtiğini bilmemiz lazım. Bizler hak, adalet ve özgürlüklerde buluşacağız” dedi.

İyi Parti Genel Başkan Yardımcısı Ayfer Yılmaz, korkutma, baskı ve bunun yanında anketlerle “Günü nasıl kurtarırım” diyen bir iktidarın olduğunu söyleyerek, “Birinin sarayda kalması diğerinin de baraj altında kalmaması için ittifak yaptılar. Oy hırsızlığına yol açmak için seçim yasasını değiştirdiler. Tek adama karşı demokraside birleşmek lazım. Özgürlüklerin olduğu bir ülkede bugünkü bazı sorunlarımızdan da konuşmayız” sözlerini kullandı.

HDP Sözcüsü Ayhan Bilgen ise OHAL'e değinerek, "savaş koşullarına seçim olur mu olmaz mı? Bu konuda tüm muhalefet partileri netleşmek zorundadır. Bu asla sandığı önemsiz görmek, seçimi hafife almak değildir. Son derece gerçekçi olmaktır. Sandıkla ilgili her düzenlemeyi KHK ile yapabilir. Yarın bir partiyi kapatma kararı alabilir" dedi.

CHP İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu da, toplumun kimlikler üzerinden bölünmüş durumda olduğunu belirterek, "Erdoğan ve küçük ortağı 2019’u kendisinin var olma yok olma sorunu olarak görüyor. Eğer 2019 çevrilemezse herkesin çok ağır bedeller ödeyeceği süreç başlıyor. Hukuk, seçim yasası, savaş vb. her şeyi yapıyor ve topluma ‘Susun, bu beka sorunudur’ diyor. Eğer demokrasiyi tekrardan ayağa kaldıramasak, toplum olarak kimlik siyasetinin içinde boğulacağız" şeklinde konuştu.