Maaz
Haz 10 2018

Rize: Erdoğan’ın hemşehrileri 'her şeye' rağmen ‘Reis’ diyor

Direğe asılmış bir afiş görüyorum. Afişte Recep Tayyip Erdoğan… Bir afiş daha ve yine Erdoğan derken bir afiş daha gene Erdoğan. On dakika içinde yaklaşık otuz kadar afiş görüyorum. Hepsinde Erdoğan bana bakıyor.

Sonra dört yanım afiş oluyor ve dört yanımda Erdoğan var. Neredeyim demiyorum. Tabi ki Recep Tayyip Erdoğan'ın memleketi Rize'deyim. Minibüsün ön koltuğunda oturuyorum.

Araba dakikalardır hareket edemiyor. Şoför, “Rize'nin trafik sorununu bir türlü çözemediler." diye bağırıyor. Kimler diye soruyorum. "Başta belediye olmak üzere Rize'deki tüm sorumlular!” diyor.

Arabadan iniyorum. Rize'nin en işlek caddesine doğru yürüyorum. Pazarın yanında yol çalışması var. Beni karşılamaya gelen Rizeli arkadaşım, "Bu caddede Osmanlı'dan kalma bir cami vardı. Onu yıktılar ve şimdi bir köprü yapacaklar. Proje ne aşamada bilmiyorum." diyor.

Rize'nin fiziki koşullarını görünce Evliya Çelebi'nin "bir fincan koyacak kadar düz bir yer bulmak zor…" sözünü hatırlıyorum. Bunu düşüne düşüne Rize'nin seçim nabzını tutmak için çarşının, pazarın, parkların ve kıraathanelerin yolunu tutuyorum.

Şarküteri sahibi Mehmet Ali Başeğen isimli esnafın dükkanına giriyorum. Et ve süt ürünlerinden başlıyoruz konuşmaya. Başeğen, "Ben 18 seneden beri bu Çarşı’nın içerisinde çalışıyorum. Şu anda desen ki abi dükkanındaki raflarda gördüğüm ürünlerin hangisi Rize’nin ürünü, kavurma hariç hiçbir şey yok!

rize

Mehmet Ali Başeğen

Çünkü Rize’de artık gerçekten hayvancılık yok. Hayvancılık olmayınca et de pahalı oluyor haliyle." diyor. Kendisinin Reisçi olduğunu ve bu seçimde de Erdoğan'a oy vereceğini söyleyen Başeğen, düşüncesini öyle ifade ediyor:

"Rize, Mesut Yılmaz zamanından beri Başbakan çıkartmış, Cumhurbaşkanı çıkartmış, Allah nasip ederse bu sefer Başkan çıkartacağız. Ben Recep Tayyip Erdoğan zamanı hariç hiçbir zaman AK Partiye oy vermiş bir insan değilim ama bu seçimde de vereceğim.

Ben oyumu AK Partiye Tayyip Erdoğan’dan dolayı vermiştim, bak şu anda şu Rize’yi dolaş burada oy verenlerin en az % 50 si Recep Tayyip Erdoğan için partiye oy vermiştir. Hepimiz için bu böyledir.

Benim aşağıda yazıhanem var, orda Atatürk’ün resmi bir yerdedir, Recep Tayyip Erdoğan’ın resmi bir yerdedir. Burdan sonra dolaş bak şu anda şu esnafın % 80 inde bu durum aynıdır. İnşallah bu senede en az % 80 oyu ona veririz ve vereceğiz diye düşünüyorum. Rize'de 3 vekilimiz var. İnşallah üçte üç yaparız." 

İktidara yönelik eleştirilerini de sıralayan Başeğen, Rize milletvekillerinin ve belediyesinin halktan kopuk olduğunu ancak seçimden seçime kendilerini gördüklerini vurguluyor.

Bununla beraber sabah arkadaşımın bahsettiği yıkılan camii örneğini veriyor, yapılan bu gibi çalışmalarda bir yetkilinin gelip onlara şu tarihte burda böyle bir çalışma yapılacak, hazırlığınızı ona göre yapın demesini beklediklerini ama hiçbir zaman böyle olmadığını ilave ediyor.

Botanik çay bahçesinde sohbet eden 10 kadar kadını bulup seçim tercihlerini soruyorum. İçlerinden biri "Konuşamayız ama artık AKP'nin gitmesini istiyoruz." diyor. Neden diye soruyorum. "Eee bıktık daaa. Hadi güle güle!" diyor.

Biraz ileride Risale-i Nur Külliyatından Lemalar isimli kitabı okuyup sohbet eden dört kişiye yanaşıyorum. Konuşmayı kabul ediyorlar ancak resimlerinin ve soyadlarının yazılmaması koşuluyla… Bu dörtlü Erdoğan'ın kusurlarını ve eksikliklerini bile hoş görüyor. Hastane ve benzin kuyruklarının artık bittiğini ve refahın geldiğini söylüyorlar. Erdoğan'ın Müslüman olduğunu, yedi düvele karşı mücadele ettiğini ancak muhalefetin yeteri kadar ona destek olmadığını belirtiyorlar.

 

Engellilere ve emeklilere Erdoğan'ın sahip çıktığını vurgulamaktan geri durmuyorlar. Millet Kıraathanesi fikrini sonuna kadar desteklediklerini belirtiyorlar. İktidarın İstanbul'daki Haliç'i temizlediğini, metrobüs ve köprüler yaptığını söylüyorlar. Konuyu Rize'ye getirmeye çalışsam da onlar memleket genelinde AKP'nin yaptığı icraatları bana anlatıyor. Botanik Çay Bahçesi'nden ayrılıp Rize'nin çarşısına iniyorum.

Ancak Rize'de konuşabilecek ve fotoğrafının çekilmesine onay verecek insan bulmak çok zor. Bir esnaf beni uyarıyor: "Bu saatte insan bulamazsın. İftardan sonra sahile git o zaman kum gibi insan bulursun." diyor. Meral Akşener mitinginin olduğu alana doğru yürüyorum.

İYİ Parti'ye oy vereceğini söyleyen Kaya Yıldız'la konuşuyorum. İnşaat Mühendisi olan Yıldız, "Rize'deki insanların büyük çoğunluğu Tayyip'e oy verecek. Ancak MHP'den memnun olmayanlar burada İyi Parti ve Millet İttifakı’na oy verir." diyor.

rize

Kaya Yıldız

Yıldız'a göre bu sefer CHP 24 Haziran'da bir vekil çıkaracak. Liderlerin Rize'deki afişlerinde hep bir Rizelilik vurgusu var. “Rizeli Başkan Erdoğan”, “Rize'nin gelini Meral Akşener” ve annesinin Rizeli olduğu söylenen Muharrem İnce… Yıldız'a "Tüm adayların burada Rizeli olma vurgusu yaparak oy istiyor ancak Erdoğan'a oy veriyorlar. Neden?" diye soruyorum. Yıldız: “Birkaç kişiye sorarsan insanlar Rizeli olduğu için ona oy verdiklerini söylemezler. Hemşerisi oldukları için oy verdiklerini söylerler, farkı nedir ben de algılayamadım bunu başkalarına sorarak öğrenirsin.” diyor.

Rize'deki değişim sadece Ramazanla sınırlı değil. Burada insanların gelir kaynağı çay ve fındık olarak gösteriliyor. Fabrika neredeyse yok. Çayın fiyatından insanların önemli bir kısmı memnun değil. Kimse kendi çayını kendi toplamıyor.

Herkes günlük 100-150 TL'yi Gürcü işçilere vererek çayı toplatıyor. Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi'nin kurulması ile sahil tarafı öğrencilerin doldurduğu ve sahurlara kadar okey oynanan kafeteryalarla dolmuş. Yaylaların yanında akan dereler barajların ve HES'lerin kurulmasıyla zarar görmüş. Eskiden oruç zamanı tüm lokantalar kapatılırmış. Ancak son beş yılda gelişen hoşgörü sayesinde oruç tutmayanlar yemek yiyecek açık mekanlar bulabiliyorlarmış.

Hoşgörü konusunu değerlendiren ve Rize'deki sosyal ilişkilerden şikayetçi olan Kevser isimli öğrenci ise şikayetlerini şöyle sıralıyor: "İlk olarak insanlar çok kaba, ben de Rizeliyim ben de bazen yanlış yapabiliyorum yani. Ama burada hoşgörü yok, kimse kimseyi kabullenemiyor, açık giyinene de çarşaf gibi çok kapalı giyinene de bu şekilde hoşgörüden uzak bir yaklaşım var. Rize’de işsizlik yok çünkü herkesin bir çayı var. Tabi çay fiyatı çok düşük. Hiçbir şeyi karşılamıyor. İktidar yatırım yapıyor ama az yapıyor. Yine de herkes yeniden Erdoğan'a oy verecek." diyor.

Akşam iftar sonrası sahile iniyorum. Dendiği gibi hakikaten iğne atsan yere düşmez bir kalabalık var. Etraf Karadeniz müzikleriyle inliyor. Oturacak yer bulabilmek dahi bir hayli zor. Erkeklerin yarısı sahura kadar okey oynuyor.

 Kadınlar daha çok gezip sohbet etmeye çalışıyor. Üniversitede akademisyenlik yapan Asu hanım bizimle konuşmayı kabul ediyor ama resim çekmeyi reddediyor, cevabı hazır "Bir sürü akademisyen işten atılıyor, malum…" diyor.

Asu Hanım, Rize'nin sorunlarını şöyle sıralıyor:

"İşsizlik tabii ki Rize'de var, bu kadar siyasi çıkarmış olan bir memlekette organize sanayinin olmaması belki de sorun. Buradan çıkıp Büyükşehirlerde iş merkezleri, fabrikalar kuran insanlar var ama hiçbirinin Rize’ye bir faydası yok dolayısıyla gençler burada ya sokaklarda ya da kahvehanelerde.  Siyasiler halktan çok kopuk yaşıyorlar yani ancak seçim zamanlarında görebiliyoruz kendilerini, o da kendilerini gösterme amacıyla geliyorlar bizi merak ettiklerinden değil.

Burası Cumhurbaşkanı çıkarmış bir memleket, aynı statüde bir Isparta, bir Malatya örneği var, oralar daha iyi durumdayken Rize’de herhangi bir yatırım yok yollarımız bile berbat. Gerek karayolu gerek yaya yolu berbat durumda. Rize sahili olan bir memleket ama hiçbir yatırım olmadığı için sahilinden de kopuk yaşadığımız bir memleket. Çayı zaten öldürdüler, çaya bir fiyat belirlemenin de bir anlamı da yok çünkü tarımı öldürdüler, tarım artık eskisi gibi değil. Yani Rizelilerin çaydan ziyade tarıma dair koşullarını düzeltmesi gerektiğine kafa yorması gerektiğini düşünüyorum ve bunu da daha farklı şeylere yönelerek yapmaları gerektiğini düşünüyorum."

Kıraathanede oturan Mecit Beyle Rize'nin seçimlerini ve Millet Kıraathaneleri projesini konuşmaya başlıyorum. Kendisi emekli ve Erdoğan'a oy veriyor. Mecit Bey, "Rize’nin ekonomisi çaydır. Fındık da vardır. Ancak bugün Rize’de inkar edilemez bir işsizlik var çünkü istediği kadar çay fabrikası olsun etrafta Rize’de sanayi yok. Buraya hiç yatırım yapmadılar. Eğitim sistemi berbat, özellikle eğitimde şu dönemdeki kadar bozukluk hiçbir dönemde yoktu. El yazısı yaz, bırak, normal yazı yaz, tıpkı bunun gibi eğitim bozuk, yapboz tahtası gibi..." yorumunu yapıyor.

Sonra da sorunları bir bir sıralıyor:

"Eğitimde berbat durumdayız. Tabii yapılan hastaneler, hizmetler iyi bir durumda. Hastanenin içinde doktoru var, doktorun araç gereci var vs. Şimdi şehir hastaneleri yapılıyor bir de. O da güzel olacak. Millet kıraathanelerine gelirsek... Reis böyle yaparız ederiz diyor ama millette para yok.

Alım gücü yok insanlarda. 100 liraya bir şey alamıyorsun, tavuk 25 lira, beyaz peynir 30 lira, fasulye 20 lira. Bir gram altın 200 lira. Adam o kadar çalışıyor 200 liraya bir gram altın alamıyor. Burada para yok değil var ama artık eskisi gibi alım gücü yok. Burda devlet kıraathane açıp da ne yapacak? Kıraathane insanlara ne katacak, millet zaten işsizlikten kendi kıraathanesini kendi kurmuş, orda siyasi ve günlük sohbetini yapıyor fazla fazla. Para etmez, işlemez bu proje yani.”

Cumhurbaşkanlığı adaylarının Rizeli olmaya özellikle vurgu yaptıklarını söylediğimde sesini yükselterek ekliyor:

“Burada milliyetçilik yok kardeşim, kimse milliyetçi değil burda ümmetçilik var ümmetçilik... Nereli olursa olsun önce ümmet önemli. Kaldı ki muhalefet Cumhurbaşkanlığını ne yapsa alamaz. Ama burada Kemal Kılıçdaroğlu’na nazaran Muharrem İnce’nin % 10 oranında oyunu arttıracağını tahmin ediyorum ben."

Rize sahilinde ilerlerken Emel ve Emine isimli iki kadına söyleşi öneriyorum. Kabul ediyorlar. CHP'li olduklarını söyledikten sonra Rize belediyesinden ve AKP'den memnun olmadıklarını belirtiyorlar. Emine Hanım, "Siyasetçilerimiz halktan kopuk, Rize’ye buradan çıkan 16 yıllık iktidar geri dönüp de ne yaptı diye soruyoruz hiçbir şey yapmadı diye de cevap veriyoruz ne yazık ki… Herhangi bir fabrikamız, sanayimiz yok hala. Oysaki vaatler arasında ne projeler vardı. Yapılanları konuşacak olursak sadece her yerden Erdoğan’ın, Atatürk heykellerini kaldırıp kendi heykelini diktirme gibi bir egosu olduğunu görebiliyorum." diyor.

Emel Hanım ise "Bu seçim bir kurtuluş olacak diye düşünüyorum, ekonomide, adalette, her şeyde. Aksi takdirde her şey biter bana göre. Bu seçim Türkiye’nin kurtuluş hayaline ulaşması için önemli, batık bir ekonomi, batık bir ülke… Her hafta nerdeyse ambargo uygulanan bir ülke haline geldik.

Dış politikalarımız yanlış, yanlış stratejilerle gidiyoruz ve bundan dolayı bu seçim kurtuluş anlamında son şansımız diye düşünüyorum. CHP burdan kesin bir vekil çıkarır. Bakın beş benzemez parti bir araya geldi. Neden bir araya geldiler acaba sorusu soruluyor, gereksinim nerden duyuldu, demek ki ülkemiz çok zor durumda. Bu zor durumdan kurtulunması için Millet İttifakının kurulması gerekiyordu. Dolayısıyla bu seçimler çok önemli, geriye dönüşü olmayan bir seçim bu. Yani biz ya demokrasiyi seçeceğiz ya da bu baskıcı rejimle yönetilmeye devam edeceğiz. Her şeyi elinde bulunduran iktidarın neden mitingleri bu kadar verimsiz geçiyor sorunuza bakacak olursam bu durum milletin de yeni şeyler vadetmeyen iktidardan bıkmış olduğunu gösteriyor.

Mesela AKP tarafından, tekrar iktidar olursak doları, enflasyonu düşüreceğiz, özgürlük getireceğiz gibi vaadler geliyordu bir önceki seçimde. Ama olmadı. Limanistan projesi olmadı. İstanbul’un limanı falan olmaz zaten bana göre. Yani ellerinde vaat edecekleri yeni şeyler yok. Bu nedenle neyi berbat ettilerse şimdi onu vadediyorlar. Hukuk devleti inşa edeceğiz diyorlar mesela, hukuk devletini bu duruma getiren kim? Ya da demokrasiyi bu duruma getiren kim? Yani bu bozuklukları tekrardan düzeltmek için beş benzemez bir araya geldi.  Çare Muharrem İnce…" diyerek sözlerini noktalıyor.

Ayakkabı satıcısı Nuray Başçil ve Sonay Kahraman önümüze çıkıyor. İkisi de sonuna kadar Reişçi olduklarını söyleyerek söze başlıyorlar. Başçil, "Sağ olsun Recep Tayyip Erdoğan çaya çok güzel bir fiyat verdi. Bizim millet bulmuş bunuyor, tamamen nankörlük, insanoğlu nankördür. Eskiden böyle miydi şimdi altın oldu çayımız ama millet kıymetini bilmiyor. Basit bir seçim olsa bile yine onun yanındayım! O olmasa bile yine onun yanındayım, destekçisiyim. Çünkü bizim için çok faydalı şeyler yapıyor adamın başını kaşımaya vakti yok.

Her şeyden önce milletini düşünen bir adamı neden desteklemeyeyim, her şekilde bizi düşünüyorlar. Hastanede sıra almak için erkenden kuyruğa girdiğim günleri biliyorum önceden, sıra için çocuğumla sabahın beşinde kalktığım günleri biliyorum. Erdoğan yavaş yavaş elleriyle kazıya kazıya bitirdi bunları" diye konuşuyor.

Başçil'in bıraktığı yerden devam eden Sonay Kahraman, "Eskiden böyle her yerde canlı müzik her yerde restorantlar falan yoktu. Şimdiki gençlerin Erdoğan sayesinde bunun gibi pek çok imkanı var. O başa geldikten sonra böyle imkanlar doğdu. Son nefesimize kadar biz de onun arkasındayız." diyor.

Rize'de herkes meydanlarda seçim çalışmasını rahat rahat yapıyor. HÜDAPAR'ın arabası burada tur üstüne tur atarak oy istiyor. Ancak seçim çalışması yapamayan bir parti de var Rize'de. HDP…

Rize'nin HDP'li adayı Necmettin Durmuş, Rize gibi bir şehirde seçim çalışmasını yapmanın zor olduğunu söylüyor. Kendisi Emekli öğretmen. Daha önceki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Rize'de seçim standı kurduğu için saldırıya uğradı ve durumu Türkiye'nin gündemine düştü. Durmuş özellikle sosyal medyadan tehditler aldığını söylüyor. Saldırı olmuyorsa da bana internet üzerinden tehditler var diyor.

rize

Necmettin Durmuş

Durmuş, HDP'nin Rize'deki durumu ile ilgili de görüşlerini şöyle açıklıyor:

"Bu seçimde burda 2000-3000 civarı HDP oyu ancak olur kanımca. HDP’nin barajı 9.5-10.5 ve ben kesinlikle aşılacağını düşünüyorum. Ve bize gizli bir destek olduğunu çok yakından hissediyorum ve görüyorum. Bir de burdan Demirtaş'a selamlarımı, saygılarımı ve sevgilerimi sunuyorum. Umarım en kısa zamanda çıkar. Oralar bir yerde hak ve özgürlüklerin kazanımı çabasının daha da perçinlendiği yerlerdir.

Hep huzur içinde olsun isterim. Bizler, kendisinin de dediği gibi “Demirtaş ben değilim, sizsiniz.” Demirtaşız buralarda, olabildiğimiz kadarıyla. İçi rahat olsun. Kimse karamsarlığa kapılmasın, gelecek güzel günler bizi bekliyor, güzel derken barış kardeşlik, kimsenin ötekileştirilmediği, kimsenin horlanmadığı, kimsenin kimseye sırtını dönmediği bir geleceğin, Türkiye’nin kapısını açacağız."

Rize'nin 2015 yılından sonraki seçim sonuçları:

7 Haziran seçimlerinde Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP)yüzde 66,76, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) yüzde 18,89, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) yüzde 8,08, Halkların Demokratik Partisi (HDP) yüzde 1,14, Saadet Partisi (SP) 3,46 oy aldı. 1 Kasım seçimlerinde ise AKP oyunu artırarak yüzde 75,9 oldu. CHP yüzde 14,9, MHP yüzde 5,4, HDP yüzde 0,6, SP 1,5 oy aldı. 16 Nisan referandumunda ise oylar yüzde 75,6 ‘Evet’e, yüzde 24,4’la Hayır’a verilmiş.