Mar 05 2018

Salih Müslim'i getirme planının arkasında ne var?

Türkiye’in talebiyle Çekya’nın başkenti Prag’da gözaltına alınan, kırmızı bültenle aranan eski PYD lideri Salih Müslim, iki gün sonra serbest bırakılmıştı. Türkiye'den karara sert tepki gelmişti.

Çekya'dan eli boş dönen Türkiye, bu sefer Berlin'de görülen Müslim'in iadesi için Almanya nezdinde girişimlerde bulundu. Almanya'ya gidecek olan Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ise Dışişleri Bakanı Gabriel'le Salih Müslim'i görüşecek. 

Salih Müslim, hafta sonu Berlin'de Türkiye'nin Afrin operasyonunun protesto edildiği bir eyleme katılmış ve Ankara Müslim'in Almanya'da bulunmasına tepki göstermişti.

Artı Gerçek yazarı Celal Başlangıç, Müslim'in iadesi için yoğun enerji harcayan AKP hükümetinini hamlelerini Öcalan'ın iadesine benzetiyor. Öcalan'ın iadesi sonrasında girdiği seçimlerde oy patlaması yaşayan Bülent Ecevit'in başında olduğu Demokratik Sol Partisi (DSP) örneğini veriyor Başlangıç:

"Bütün hamleleri boşa çıkan Erdoğan sansasyonel bir ‘başarı’ öyküsüyle kısa yoldan seçim kazanmanın yöntemlerini deniyor. Aynen Öcalan olayındaki Ecevit gibi… Türkiye PYD’nin eski Eş Başkanı Salih Müslim’in peşinde."

Başlangıç, AKP hükümetinin seçim kazanmak için Müslim'den önce Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) vasıtasıyla Cemil Bayık'ı hedef aldığını yazıyor yazısında. Ağustos 2017'de Cemil Bayık’ın Süleymaniye’de bel fıtığı ameliyatı olacağı yolunda MİT’e ulaşan bilgi üzerine MİT harekete geçmişti. Yapılacak operasyonla Bayık ele geçirilecek ve Türkiye'ye getirilecekti.

Başlangıç'ın yazısına göre MİT tarafından bu operasyon için ikisi müsteşar yardımcısı ve daire başkanı düzeyinde 18 kişilik bir ekip gönderilmişti Süleymaniye’ye. Ancak "operasyonu yiyen MİT ekibi oldu" diyor Başlangıç:

"Konuşlandıkları Dokan Gölü’nün kıyısındaki kasabada PKK’liler tarafından ele geçirilerek alıkonuldular. Yine iddiaya göre Süleymaniye yakınlarında Türk Silahla Kuvvetleri’ne ait bir askeri üste Bayık’ı Türkiye’ye götürmek üzere bir helikopter hazır bekletiliyordu.

Ancak olmadı, tam tersine Bayık’ı Türkiye’ye getirmek yerine ikisi üst düzey görevli 18 MİT’çiyi PKK’ye kaptırdılar. Şu anda iki üst düzey MİT’çi Kandil’de PKK’nin elinde."

Yakın zamanda gerçekleşen bu başarısız girişimden sonra ise DSP örneğini paylaşıyor Başlangıç yazısında.

24 Aralık 1995'te yüzde 14.6 oy alan DSP'nin meclise dördüncü parti olarak girdiğini belirtiyor. 1999 başında ise Ecevit'in başında olduğu bir azınlık hükümeti kurulmuştu. O dönem 15 Şubat'ta PKK lideri Abdullah Öcalan, Kenya'dan bir uçakla getirilerek Türkiye'ye teslim edilmişti.

Yazıda yer alan yoruma göre o dönem operasyonun Türkiye tarafından yapılmış gibi gösterilerek Ecevit hükümetinin başarısı olarak sunulduğu ve oluşan milliyetçi havayla gidilen 18 Nisan 1999 seçimlerinde ise Ecevit'in partisi DSP'nin yüzde 22.2 oy alarak yeniden iktidara geldiği belirtiliyor.

Başlangıç, aynı rüzgarı şimdi yeniden AKP'nin yakalamak ve "yüzde 50 artı" oy getirmek için sansasyonel bir olay peşinde olduğunu söylüyor. Bunun için de ilk adım olarak Cemil Bayık operasyonunu örnek veriyor. Ancak "MİT açısından hüsranla sonuçlandı" diyor. 

Gelen anket sonuçlarında Afrin’e düzenlenen askeri harekatın beklenen “seçim zaferi”ni sağlamadığı düşüncesiyle ve operasyon süresinin uzamasının da hükümet aleyhine netice verdiğini paylaşıyor.

Durum böyle olunca da Salih Müslim planı devreye konulmuştu. Başlangıç'ın yazısı özetle şöyle devam ediyor:

Salih Müslim’in Türkiye’ye getirilmesi hikayesi “başarıyla” sonuçlansaydı AKP için “tadından yenmez”di.

Tabloyu bir düşünün; bir yandan Afrin’e askeri harekat, öbür taraftan Kuzey Suriye Kürtlerinin en önemlilerinden Salih Müslim Türkiye’ye getirilmiş ve AKP “muzaffer başkomutan Erdoğan”ın liderliğinde erken seçime gidiyor…

Bu hayali görenlere bir hatırlatma yapmak gerekiyor.

Öcalan’ın Türkiye’ye getirilme rüzgarıyla biri birinci, diğeri ikinci parti olarak parlamentoya giren DSP ve MHP’nin başına gelenler de malumunuz.

2002 Kasım’ında yapılan yerel seçimlerde DSP yüzde 1.2, MHP 8.3 oy alarak parlamento dışı kaldı.

DSP bir daha parlamento yüzü görmedi. Şu anda MHP de parlamentoya girebilmek için AKP’nin eteğine tutunmaya mecbur.

“Aynı nehirde iki defa yıkanılmaz” der Herakleitos.

Ya da papaz her zaman pilav yemez.

Şimdi Erdoğan, 1999’daki Ecevit örneğinden hareketle sansasyonel bir olayla, kısa yoldan elde edeceği bir ‘zafer’le seçimleri kazanmak istiyor.

O yüzden Türkiye’nin bütün iktidar odakları, devlet kadroları seferberlik ilan etmiş uluslararası bir “başarı hikayesi” için “Cemil Bayık olmadı bari Salih Müslim’i alalım” oyunu peşindeler.