Trabzon'da İYİ Parti rüzgarı AKP'yi gölgede bıraktı

Saatlerdir limana bakıyorum. Ne yük alan bir gemi var ne de yük indiren… Deniz çok sakin ve durgun… Hırçın Karadeniz’in bugün uysallığı tutmuş anlaşılan. Sadece Karadeniz değil limandaki insanların da üzerine ölü toprağı serpilmiş.

İş olmadığı için işçiler de dinleniyor. Bana “Yapacak bir şey yok!” diye yakınıp bir yandan da çay içiyorlar. Diyarbakırlı olduğumu öğrenince dört işçi birden İslam kardeşliğine vurgu yapıyor ve bana İslam’ı anlatmaya başlıyorlar.

Çay içer misini sorduklarında niyetli olduğumu söylüyorum. Göbeği biraz önde duran amca, “Ben de gençken tutardım. Kürt kökenli kardeşlerimiz dindar olur. Ama HDP onları dinsiz yapmaya çalışıyor.” diyor.

 

Kürt olduğumu duyunca sürekli ümmetçi bir jargona yaslanan insanlara artık tahammül edemiyorum. Dayanamayıp, “Kalpleri yalnızca Allah bilir.” ayetini Arapça söyleyip ayrılıyorum. 

Limandan şehrin merkezine gidiyorum. Trabzon’un İstiklal Caddesi olarak bilinen Uzun Sokak’ın yolunu tutuyorum. Sokak bir hayli kalabalık… Kahvehaneler ve kafeler insanlarla dolu. Park ve meydanlar insan kaynıyor… İnsanların söylediklerine kulak misafiri olmaya çalışıyorum. Çoğunlukla siyaset konuşuluyor. 

Meydanda oturan iki gence yaklaşıyorum. Trabzon’un seçime dair algısını konuşmaya başlıyoruz. Nükhet isimli kadın ilk önce gençlerin sorunlarından bahsediyor. Kendisinin orman mühendisi olduğunu ancak işsiz kaldığını beyan ediyor.

seçim

Gökhan ve Nükhet

Üstelik bölümünü birincilikle bitirmiş. Fakat iki yıldır çalmadığı kapı kalmamasına rağmen iş bulamamış. Nükhet devam ediyor:

“Trabzon’da en başta işsizlik var. Çoğu genç benimle benzer sorunları yaşıyor. Özellikle gençlerin önünde işsizlik büyük bir engel olarak çıkıyor. Ayrıca eğlenmeye, sosyalleşmeye dönük etkinlikler yok. Kültürel anlamda aktiviteler de eksik. Böylece gençler işsizlikten stresleniyor ve kaygılı hale geliyor. Sosyal aktiviteler olmadığı için bu streslerini de atamıyorlar...” 

İş bulamayan arkadaşlarının kendi imkânlarıyla iş üretmeye çalıştığını ifade eden Nükhet, “Mezun olan arkadaşlarımız küçük atölye kurdular ve küçük ev eşyaları sattılar. Yani ahşap ve odunluktan bir şeyler yapıp sattılar ama bu çok kısıtlı…  

Çalışan sayısı çok az. 2016 yılında mezun oldum, bölümümü birincilikle bitirdim ama iki senedir hiçbir yerde iş bulamıyorum. Orman mühendisiyim. Başarılı da olsam başarısız da olsam iş imkânı yok. Bizim durumumuzda olan bir sürü genç ikinci üniversiteyi bitirme yolunu seçti. Ancak o da bir çare değil.

Trabzon tüketime dayalı bir şehir. Abimin şurada dükkânı var. Sosyal medya üzerinden iş yapıyor. Nüfus tüketim üzerine kurulu ama tarımsal üretim yok. Mevcut alanlarda zaten hep ev yaptılar.” diye belirtiyor.

Kendisine seçimi ve siyaseti soruyorum. Muharrem İnce’nin büyük bir rüzgar yakaladığını ama Trabzon gibi yerlerde sağ-muhafazakar seçmenin etkili olduğunu söylüyor. İYİ Parti’nin ve Saadet’in de Karadeniz’de çıkış yaptığını ifade ediyor. Nükhet, “Trabzon'da pek sol kesim yok. Daha ziyade sağ kesimler yarışıyor. MHP’nin oyu biraz İYİ Parti'ye kayacak. Saadet’te bir artış da bekliyorum. AK Parti'den ayrılanların Saadet'e geçeceğini düşünüyorum. Özellikle benim ilçem Sürmene’de Saadet’e yoğun bir ilgi var. CHP’de bir değişim olacağını düşünmüyorum. Çünkü Trabzon’dakiler sola mesafeli ama AK Parti'nin oyu birazcık azalır diye düşünüyorum.” diyor. 

Nedense aklıma geliyor… Orman bölgesi olan Trabzon’da on bin kişinin çalışabileceği bir kâğıt fabrikası neden yok? Orman bölgesi Trabzon’da mobilya fabrikaları açılsa dünyanın çeşitli yerlerine mobilya ihraç edilemez mi? Bir kitaplığın ya da ayakkabılığın 1000 TL olduğu şu günlerde Trabzon’dan İstanbul’a ve Doğu-Güneydoğu’ya mobilya satışı yapılamaz mı? Bilmiyorum.

Nükhet’in arkadaşı Gökhan da işsiz ve yönetimden şikayetçi. O da iktidarın gençlerin istihdamına ve işsizliğine yönelik çalışmalarını eksik buluyor. Karadeniz gibi orman bölgesi olan bir yerde Orman Mühendisi’nin işsiz kalmasının trajikomik bir durum olduğunu ifade ediyor. Gökhan siyasilerin halktan kopuk olduğuna dikkat çekerek, “Bence gençleri en çok bunaltan şey işsizlik. Üniversite mezunları iş bulamıyor. Seçim zamanı olduğu için siyasileri ve temsilcileri bu günlerde görüyoruz. Ancak onun dışında ilgilenmiyorlar halkla. Hiçbir siyasi gelip de gençlerin sorunlarını ve dertlerini sormuyor.

Ayrıca sadece genç işsizlik sorun olarak kalmıyor. Mesela ben fındık üreticisi olarak söylüyorum. Fındık fiyatının düşük olduğunu söylüyorum. Yetmiş dönüm kadar bir alanımız var.  Bütün yazı fındıkla ilgilenerek geçiriyoruz. Bir ile üç ton arası fındık alıyoruz. Hâlbuki farklı bir işte çalışsan bu parayı yazın kazanırsın. Fındık fiyatı hiç yeterli gelmiyor bize.  Tüm bunlara rağmen insanlar yine hem şikâyet edip hem de hükümete oy verecek. Trabzon’da bu seçimde bir değişikliğin olacağını düşünmüyorum. Ama Türkiye genelinde hükümetin oyunun düşeceğini düşünüyorum.” diyerek sözlerini noktalıyor. 

Trabzonlularla söyleşi yapmaya çalışıyorum ama çoğu önce beni sorguluyor. Kırk dakika demeç veriyorlar bana ama ne zaman resim ve isim rica etsem “olmaz” diyorlar.

Neden diyorum? Konuşmak kolay değil cevabını alıyorum. Fakat yılmıyorum. Parkta ve kahvelerde en az kırk kişiye seçime dair sorular yöneltmek istediğimi belirtiyorum. Hepsi “resim ve isim istemezsen olur aksi halde konuşmam” mealinde cevaplar veriyor.

Kamerayı ve kaydı kapattığımda hepsi birer siyaset uzmanı olarak bana memleketin bütün sorunlarını anlatıyor. Ancak kameraya karşı apayrı kişilikler ve yorumlar görüyorum. Ama yılmıyorum. Taksicilerin olduğu tarafa yöneliyorum. Nihayet AKP’li olmayan bir Trabzonlu buluyorum.

Trabon’da taksicilik yapan Altay Demirci, Trabzon'daki taksicilerin sorunlarına başlıyor. Mazot ve benzin fiyatlarından şikayetçi. Aynı zamanda belediyenin hiçbir sorunu çözemediğinden bahsediyor.

altay demirci

                                                         Altay Demirci

Demirci, “Evvela taksicilerin sorunlarından başlayalım. Sabit bir yerimiz yok. Burası durak olarak görünüyor ama dışarıdan gelen müşteriler taksi yerini bulamıyor. Yazın iyi kötü emeğimizi alıyoruz ancak kışın alamıyoruz. Mazot ve benzin fiyatları bizi de etkiliyor. En büyük sorun bu zaten. Biz bu şehirde tek taraflı gittiğimiz için en büyük sorun bu. Trabzon’da eğitim ve işsizlik sorun. Bir fındık var bir de çay. Fabrika yok bu şehirde. Çay ve fındık fiyatları da düşünce vatandaşın emeği boşa gidiyor. Çaykur’un özelleştirilmesinden bahsediliyor. Özelleştirmenin yararlı olmadığını düşünüyorum. Her şeyi özelleştiriyorlar. Nereye kadar gidecek bu özelleştirmeler?” diyor. 

Fenerbahçe-Beşiktaş maçında yaşanan olayları hatırlatan Demirci, Aziz Yıldırım'ın Trabzonspor’u hedef almasına değinerek insanların bu nedenle AKP’den uzaklaşacağını söylüyor. Yanında ismini vermeyen başka bir Trabzonlu ise “Sırf bu nedenden dolayı oyumu AK Parti'ye vermeyeceğim.” diyor.

Demirci ise şöyle devam ediyor:

“Ben İYİ Parti'ye oy vereceğim. İYİ Parti yeni bir parti olduğu için pek çok kesimden insanlar oraya meyil gösteriyor. Seçimde bence Cumhurbaşkanlığını yine Erdoğan alır ve AK Parti üç tane vekil alır. Geçen seçim beş vekil aldılar. Bu sene biraz düşecek bence. Çünkü bir cumhurbaşkanı siyasetini yapacak. Futbola karışmayacak. Başkan olarak tarafsız olacaksın. Fenerbahçe ve Beşiktaş ile oynanan maçta “kumpas var” diyorlar.

Ne alaka? Aziz Yıldırım orda Trabzonspor’u hedef gösteriyor. Trabzon ile ne alakası var? Bu maç konusundan dolayı Trabzonspor hedef gösterildiği için çoğu kişi AK Parti'ye oy vermez bence. Ben zamanında da AK Parti'ye sıcak bakmıyordum. MHP’liyim. Ama şimdi onlar ittifak kurdu. Maç olayı da araya girdiğinden burada epey etkilenme olur. Bizim burada bir dostumuz var. O da eski MHP’den gelmedir. İYİ Parti il başkanı, ben ona oy vereceğim. İYİ Parti Trabzon’da bir vekil çıkartır. CHP de çıkartır AK Parti dört tane çıkartır tahminimce."

Ancak Trabzon’da işsizliğin yanında pahalılık da milleti verem ediyor. Kiralar 30-40 milyar Uzun Sokak’ta. Forum AVM de yine öyle. İstanbul’da 5 TL olan tavuk dürümler burada minimum 7 TL. Üniversitenin olduğu taraftaki esnaf öğrenciden geçinmeye çalışıyor. Kiralar yüksek, gıdalar pahalı, elbiseler pahalı…

Tüm bunlar Trabzon’da hayatı zorlaştıran şeyler. Ancak bunların ışında Trabzon’da altyapı büyük bir sorun. Asfalt kötü, yollar yamalı ve dar. Arabaların park etme yeri büyük bir sorun. Dağlık ve engebeli bir coğrafya var. Bu da insanları belirli merkezlere yoğunlaştırıyor. Trabzonspor’un başarısız sonuçları insanları iyice politize ve gergin bireyler haline dönüştürmüş. 

Karadeniz’de tarım alanları dar. Trabzon’da ise iyice daralmış durumda. Hayvancılık ve çiftçilik yok. Çay ve fındık var. Ancak iktidarın verdiği fiyatlardan insanlar memnun değil. Çay ve fındık işçileri ise Gürcistan’dan geliyor. Konuştuğumuz insanlar isim ve fotoğraf vermekten kaçınsalar da içlerindekini bize böyle döküyorlar. 

Bize konuşmayı kabul eden ayakkabı mağazası sahibi Barış Açıkgöz’ün dükkanına giriyorum. Esnafın kan ağladığını ifade eden Açıkgöz, “Karadeniz’de fındık ve çay var. Fındığı toplama, üretme derken maliyeti 10 TL oluyor ancak fiyat 8 TL biçiliyor. Böyle olunca üretici kendini kurtaramıyor. Ekonomi bitmiş, işsizlik had safhada ama iş beğenmeyip çalışmayan da var. Buna siyasi müdahale de oluyor.

seçim

                                                       Barış Açıkgöz

Adamın varsa çalışıyorsun adamın yoksa dışarıda kalıyorsun. Burada başta belediye başkanından şikâyetçiyiz. Halkla ilgilenmez. Botanik bahçe yaptı. Asfalta bir parça yama yaptı ve onunla övünüyor. İktidardan memnun olmayan Karadenizlilerin yeni seçeneği şu anda İYİ Parti. Çünkü halkın içinden gelen bir kadın ve devlet terbiyesi almış. Meral Hanım'a FETÖ’cü diyorlar ama soruşturmaya almıyorlar. Oysa FETÖ’nün dizinin dibinde uyuyanlar ona FETÖ'cü diyorlar.” diyerek Meral Akşener’e destek vereceğini belirtiyor. 

Açıkgöz’e göre bu seçimin kaderini Cumhur İttifakı’nı beğenmeyen seçmen belirleyecek. Açıkgöz, “Seçimin kaderini AKP-MHP’den memnun olmayan sağ seçmen belirleyecek. Onlar da İYİ Parti'ye oy verecek. Ben ülkücüyüm MHP’yi bıraktım. Ben Meral’in öte beriyi satıp yandaşlarına para vereceğine inanmıyorum.

Meral Hanım'ın halka adil davranacağına inanıyorum. Yıllardan beri TRT parasını biz ödüyoruz. Kadın ‘TRT üzerinden halkın sömürülmesine engel olacağım’ dedi. Meral Hanım'ı televizyona çıkartmadıklarını görüyoruz. Çünkü ondan korkuyorlar. Meral Hanım'ın Trabzon’daki oy oranını yüzde 15-20 kadar tahmin ediyorum. Türkiye geneli 60 civarı vekil çıkartır bence. İnşallah her şey iyi olacaktır" yorumunu yapıyor.

Açıkgöz, dükkânına gelen bir adamı tutarak “Fotomuzu çek. Bizi beraber habere koyarsın.” diyor. Fotoğrafı çekip hayırlı işler dileyerek çıkıyorum dükkandan.  

Biraz ilerideki çiçekçiye giriyorum. Çiçek satan Leyla Hanım, piyasanın durgunluğundan bahsediyor. Doların artmasıyla çiçek satışlarının düştüğünü söylüyor. Aynı zamanda KOÇTAŞ gibi yerlerde ucuza çiçek satışının çiçekçi dükkanlarını olumsuz etkilediğini belirtiyor. Kendisi AKP’ye oy veriyor ancak belediyeye ve iktidara yönelik eleştirileri de var.

seçim

                                                       Leyla Açıkgöz

Leyla Hanım görüşlerini şöyle özetliyor::

"İşsizlik gittikçe kötüye gidiyor. Satışlarımız durdu. Bunu seçime bağlıyorum. Şu an Trabzon’da herkesin durumu kötü ve ülkenin de durumu kötü. Ne yapacağımızı bilmiyoruz. Dükkânı açmazsak olmaz ama açıyoruz masraf. Şaştık kaldık. Kiralar çok yüksek Trabzon’da. Yeme içme pahalı. Hükümet bence yeteri kadar yatırım yapmıyor. Fabrika yok. Üretim yok. Üretim olmayınca işsizlik had safhada.

Esnaflar bir bir kapatıp gidiyor. Üç yıl evvel daha iyiydi. AK Parti iyi hizmetleri de oldu. Eskiye nazaran çok iyi şeyler de yaptı. Mesela yaşlılara baktı. Çiftler yaşlıya sen yok sen bak diyerek kavga ediyordu. Şimdi para alıyorlar ve yük olmaktan kurtuldular. AK Parti çok şey yaptı. Ondan önce gelenler onun yaptığını da yapamadı. Bence şimdi AK Parti yine kazanmalı. Başkası kazansa sil baştan olacak bu sefer. Belediyeden bize gelip esnafın halini hiç soran yok. Halkla bağları kopuk. Bundan dolayı AK Parti adayları değişebilir. İYİ Parti de burada çalışıyor. Bir vekil çıkarabilir. AK Partiye baya millet karşı şu an. AK Parti'nin oyları biraz eksilebilir. Bizim de satışlar eksildi. Çiçek satmakta çok zorlanıyoruz. Artık KOÇTAŞ’ta çiçek satılıyor. ‘Orada uygun sizde neden pahalı’ diyorlar. Biz de mecburen bu işi yapıyoruz. Ekmek teknemizi yürütüyoruz. Yoksa kapatıp giderdik. İnşallah seçim sonrası düğün sezonu başlar da biz de iyi oluruz. Hayırlısını diliyorum."

Ev eşyası satan bir mağazaya giriyorum ve mağaza çalışanı genç kızla seçimi konuşuyorum. İsmi Çiçek. Malatyalı ve CHP’li. Trabzon’a ikinci üniversitesini okumaya gelmiş. Trabzon’un pahalılığından şikâyet edip, “Her şey çok pahalı. Öğrenciler için hiç uygun değil. Esnaf öğrenciyi kullanır şekilde her şeyi çok pahalı satıyor.” diyor. Kendini ırk olarak yüzde 50 Kürt, yüzde 50 Türk olarak tarif ediyor. Yetmiyor, mezhep olarak da yüzde 50 Alevi, yüzde 50 Sünni olduğunu da ekliyor. 

Trabzon’un sorunlarına değinen Çiçek Hanım, “Trabzon olarak değil de toplumsal olarak bir cahilliğimiz var. Eğitim Bakanı bile söyleyebiliyor, ‘Biz cahil kesimlerden geçiniyoruz’ diyebiliyor. Siyasiler böyle yorumlar yapıyor. Uluslararası ilişkiler okuyorum ve siyasetle aram iyidir. Trabzon’da insanların bakış açısı sadece Recep Tayyip Erdoğan odaklı olduğu için yine oy verecekler sanırım. Biraz önce gördün araçları. Erdoğan’ın kocaman ama diğer partilerin ki minibüs kadar. Adaletsiz bir seçim var.” diyor.

Adalet dedikten sonra Selahattin Demirtaş’ın seçim kampanyasının cezaevinden yapıldığını söylüyorum. Adaylar arasında yarışın adil olup olmadığını soruyorum. Çiçek Hanım hemen, “Ben de Kürdüm” diyor.  Bu “de” ekinin ardından Kürt düşmanlığıyla karşılaşacağımı tahmin etmekte zorlanmıyorum. Çünkü AKP’li Kürtler de ne zaman Kürtlerin taleplerini itibarsızlaştırmak istese “Ben de Kürdüm” diyerek söze başlarlardı. Beklediğim gibi çıkıyor.

Çiçek Hanım, “Demirtaş’ın içeride kalması gerekiyor. Çünkü bir terör örgütü mensubu. Ona karşıyım. Erdoğan’ın ülkeye vereceği bir şeyin kaldığını da düşünmüyorum. İkinci tura kalır ve Erdoğan kazanır. Meclis çoğunluğuna dair bir fikrim yok. Sadece HDP’nin barajı geçmesini istemiyorum. İYİ Partinin geçmesini umuyorum. Kadın aday olması önemli. Ben Muharrem İnce’ye oy vereceğim. İkinci üniversitemi bitireceğim. Bitirsem bile bu şartlarda gene asgari ücretle çalışan bir işçi olacağım. Çünkü adil bir sistem kalmadı. Kimin yakını varsa onun işi kapacapı şekilde her yere mülakat getirdiler. O yüzden adil bir ortam olursa çok mutlu oluruz.” diyor.

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar