ezgi karataş
Ara 12 2017

Zarrab’ın anlattıkları Türk seçmeni etkilemiyor

2019’da yapılacak başkanlık seçimleri hem ülke gündeminin hem de siyasetin ilk sırasında yer alıyor. Partiler de haliyle yaşanan gelişmelerin sokaktaki yansımasını kamuoyu yoklamalarıyla anlamaya çalışıyor.

Kararları ve uygulamalarında halkın nabzını tutma konusunda kamuoyuna büyük önem verdiği bilinen Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ise toplumun farklı kesimlerine ulaşmak için yeni stratejiler geliştiriyor. Peki, sokak yaşananlara ne diyor?

  • Olası bir erken seçimde partileri ne bekliyor?

  • AKP-MHP ittifakına karşı sağ seçmen için İYİ Parti bir alternatif olabilir mi?

  • AKP içindeki tasfiyeler seçmeni nasıl etkiliyor?

Bu sorularla birlikte kamuoyu araştırma şirketleriyle önümüzdeki seçimleri, geçtiğimiz hafta başlayan Rıza Zarrab davasını ve olumsuz gidişatını sürdüren ekonominin sokağa yansımasını masaya yatırdık.

Güneydoğu’daki araştırmaların mevcut koşullarda sağlıklı tesbit yapmaya imkan vermediği uyarısıyla birlikte elbette…

HDP’nin oyunu şu anda sağlıklı olarak ölçmek mümkün görünmüyor.

Son günlerde erken seçim sıkılıkla dillendirilirken, kamuoyu yoklamalarına göre olası bir seçimde AKP yüzde 40-44 arasında oy oranıyla birinci parti görünüyor.

İktidara yakınlığı ile bilinen MAK Araştırma Şirketi’nin yaptığı araştırmaya göre olası erken seçimde AKP’nin yüzde 40, CHP’nin ise yüzde 22 oy alması bekleniyor.

Gezici Araştırma Şirketi’ne göre ise olası erken seçimde AKP yüzde 43,8 oranıyla birinci parti olurken, onu yüzde 19.5 ile İYİ Parti takip ediyor.

Murat Gezici
Murat Gezici

Gezici Araştırma’nın Yönetim Kurulu Başkanı Murat Gezici, Meral Akşener’in kurduğu İYİ Parti’ye ‘ikinci partim’ diyenlerin oy oranının yüzde 18 olduğunu belirtirken, partinin kısa ve orta vadede oy oranının yüzde 19,5 + yüzde 18 toplamıyla yüzde 37,5’e ulaşabileceğini söylüyor.

Bunun yanında Gezici araştırmasına göre CHP’de 1 Kasım seçimlerine göre ciddi bir gerileme görülüyor.

Ankete göre CHP’nin olası erken seçim sonrasında yüzde 18.5 oy oranıyla üçüncü parti olması bekleniyor. Araştırmalara göre MHP ve HDP ise yüzde 7 ile 9 aralığında baraj altında görünüyor.

Baraj tartışmalarında sıklıkla baraj kaygılarının olmadığını söyleyen HDP grubu MAK ve Gezici Araştırma Şirketi’ne göre yüzde 7 ile baraj altında görünüyor.

MAK araştırma şirketine göre olası bir erken seçimde HDP, yüzde 7 oy oranıyla baraj altında kalacak.

Can Selçuki
Can Selçuki

MAK’ın sahibi Mehmet Ali Kulat,  Doğu ve Güneydoğu’da yapılan anketlere verilen cevapların çekinceli olmasından kaynaklı sağlıklı olmadığını söylerken, Güneydoğu’ya özgü özel-çoklu bir çalışma yaptıklarını belirtiyor.

İstanbul Ekonomi Araştırma Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi Can Selçuki ise HDP’nin barajın hemen üstünde bir oy oranına sahip olduğunu söylüyor. Buna karşın partinin muhtemel bir baraj sorunu olduğu değerlendirmesinde bulunuyor.
MHP’nin baraj kaygısı ise sokakta kendisi gösteriyor. İstanbul Ekonomi Araştırma’dan Can Selçuki, MHP’nin potansiyel bir baraj sorunu olduğunu ifade ederken, MAK’ın sahibi Mehmet Ali Kulat da son bir yılda yapılan çalışmaların neredeyse hepsinde MHP’nin baraj altında olduğunu belirtiyor.

Yaptıkları anketlerde olası bir erken seçimde MHP’nin yüzde 8 oy oranıyla baraj altında kalacağını ifade eden Kulat’ın değerlendirmesini ise Gezici Araştırma Şirketi’nin Kasım ayında yaptığı anket destekliyor.

Ankete göre olası erken seçimde MHP yüzde 8.8 ile baraj altında kalacak. Murat Gezici, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin seçimlerde şu anki oyundan yüzde 65 ila 70 civarında bir kopma ihtimalini yüksek gördüğünü söylerken, barajın yüzde 7 seviyesine çekilmesi durumunda MHP barajı geçsin diye İYİ Parti ve AKP içindeki ülkücülerden oy alabileceğini belirtiyor.
Anketler MHP’nin baraj altında kalacağını söylerken, İYİ Parti için ise farklı oranlar mevcut.

MAK’ın araştırmasına göre, olası bir seçimde Meral Akşener’in partisi sadece yüzde 5 oy alabilirken; Gezici araştırmasına göre yüzde 19,5 oy oranı ile ikinci parti.

MAK Araştırma’nın sahibi Kulat’a göre AKP seçmeni, İYİ Parti’nin Cemaat bağlantısından emin olmadığı için partiye ikna değil.

Mehmet Ali Kulat
Mehmet Ali Kulat

“Ak Parti seçmeni FETÖ duyarlılığı en yüksek seçmen olup İYİ Parti ile FETÖ iltisakı var mı? Yok mu? konusunda zihnen ikna olmuş değildir” diye konuşan Kulat’a göre, AKP’li seçmen partisine olan kızgınlık, kırgınlık ve küskünlüğüne rağmen AKP’ye alternatif bir parti düşünmüyor.

İstanbul Ekonomi Araştırma’dan Can Selçuki de 2017 yılı içerisinde yaptıkları kamuoyu araştırmalarında AKP seçmeninin tercihinde değişiklik görülmediğini belirtiyor.

Selçuki, “İYİ Parti’nin kurulması ile AK Parti şemsiyesi altında konsolide olan merkez sağ blokta bir gevşeme bekleyen görüşlerin aksine, AK Parti seçmeninin şimdilik bir değişiklik aramadığı görülüyor.” diye konuşuyor.

Kulat ve Selçuki’ye karşın, İYİ Parti’nin AKP tabanında alternatif parti olarak görüldüğünü iddia eden Gezici’ye göre ise eskiden AKP’ye alternatif bulamayan merkez sağ için İYİ Parti seçenek olarak karşımıza çıkıyor.

AKP seçmeninin üçte birinin partisine sadık olmadığını ve AKP’nin yüzde 12-15 arasındaki oyunun askıda olduğunu savunan Gezici’ye göre, AKP içindeki Türk milliyetçileri, Atatürkçüler, demokratlar ve ülkücüler Akşener’in partisine kayabilir.

Akşener’in partinin kuruluş öncesinde sahada ciddi heyecan oluşturduğunu ancak sonrasında hayal kırıklığı yaşattığını söyleyen Kulat ise, “Partinin konumlandığı yer, kurumsal kimliği, vizyon ve misyonu tabanda yeterince anlaşılmayınca seçmen kendini geri çekti. Bu kadar kısa sürede yükselen bir değer nasıl bu kadar basit tüketiliyor biz de hayretlerle izliyoruz.” diye konuşuyor.

İYİ Parti’de profesyonellikten uzak acemiliklerin yaşandığını savunan Kulat’a göre, İYİ Parti’nin yüzde 5’lik oy oranının yüzde 3,5’u MHP’den, yüzde 1’i  CHP den ve yüzde 0,5’i de AKP’den geliyor.

İstanbul Ekonomi’nin araştırma gözlemlerine göre de İYİ Parti’ye hem CHP’den hem de MHP’den bir akış söz konusu.  Şirketin ‘Ekim 2017 Türkiye Monitörü’ çalışmasında İYİ Parti’nin seçmen tarafından merkez ve merkez sağ olarak tanımlandığını aktaran Can Selçuki, şu yorumu yapıyor:

90’larda seküler merkez sağda tanımlayabilecek bir kitlenin İYİ Parti’ye yöneldiğini görüyoruz. Zira 1 Kasım seçimlerinde CHP’ye oy verdiğini söyleyenlerin %26,8’i bu Pazar seçim olsa İYİ Parti’ye oy vereceklerini ifade ediyorlar. İkinci olarak, milliyetçi seçmene bakıldığında MHP içerisinde neredeyse %40’lık bir grubun İYİ Parti’ye oy vereceğini belirttiğini görüyoruz.

Ülke gündemi başkanlık seçimlerine kilitlenirken, partilerin yaptığı tüm hamleler ise seçim hanesine yazılıyor. 2019 seçimlerine 15 Temmuz travmasını atlatarak girmek ve kontrollü ilerlemek isteyen Erdoğan’ın partideki tasfiyelerini “Gerilim yenilenmeyi gerekli kılmaktadır” diye değerlendiren Kulat, Cumhurbaşkanı’nın 2019 seçimlerine tabandan gelen eleştirilerden arınmış bir kadroyla girme gayretinde olduğunu belirtiyor.

Kulat, AKP’de istifa endişelerinin devam ettiğini, pek çok belediye bürokratının tasfiye korkusuyla imza atmadığını da anlatıyor.

Kulat, “Herkesin herkesi FETÖ’cü ya da yolsuzlukla suçladığı bir süreç yaşanmakta. Ancak bu gerilimi Ak Partililerin kendi ifadeleriyle ‘Nasılsa Reis bu işi çözer’ değerlendirmeleriyle ile ifade ettiklerini görüyoruz.” diyor.

Gezici de, Kulat’a benzer bir yorumda bulunuyor. Gezici, AKP içinde yaşanan sorunların toplumun gözüne görünmediğini belirtiyor. Murat Gezici’ye göre Erdoğan partide yaşanan olumsuzlukların gölgede kalmasına yardımcı oluyor.

İstanbul Ekonomi Araştırma’dan Selçuki’ye göre ise AKP içerisinde yaşanan gerginliklerin, seçmenin günlük hayatındaki etkisini değerlendirmek kolay değil.

Ancak Selçuki, belediye başkanlarının istifa sürecinde seçilmiş belediye başkanlarının bu şekilde görevlerini bırakmasının seçmen tarafından onaylanmadığını belirtiyor. Parti içinde yaşanan gerilimlerin seçmeni etkilediğini savunan Selçuki’ye göre, bu etki oy verme tercihini değiştirme seviyesinde bir etki değil.

2019 seçimlerinde Erdoğan’a karşı muhalefetten herhangi bir isim zikredilmemesine karşın görüştüğümüz şirketlerin araştırmalarına göre başkanlık seçimleri için en güçlü aday Cumhurbaşkanı Erdoğan.

MAK Araştırma’dan Kulat, Erdoğan’ın güçlü adaylığına ve MHP’nin şartsız desteğine karşın farklı seçmen gruplarına yönelik adımların atılacağını söylüyor. Kulat, muhalefetin adayına göre de seçim sürecinin şekilleneceğini belirtiyor.  
“Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yüzde 35 ile yüzde 40 arasında değişen bir destekçi kitlesi var. Bu kitlenin 2019’da aday olması durumunda Cumhurbaşkanı’na destek vereceklerini öngörmek mümkün” diye konuşan Selçuki’ye göre ise seçimlerin ikinci tura kalması durumunda, Cumhurbaşkanı’na verilecek destek rakip adayın kim olduğuyla yakından bağlantılı.

Türkiye’de ekonomik gidişat seçmenin tercihini belirleyen en önemli unsurlar arasında yer alırken konuştuğumuz üç şirkete göre ekonomik sıkıntılar henüz sandığı etkileyecek kadar kronikleşmiş değil.

Selçuki, kamuoyu anketlerinin hane halkı ekonomisinde negatif yönlü bir algı değişimi olduğunu söylerken, bu durumun henüz seçmenin oy verme tercihini etkileyecek seviyeye gelmediğini belirtiyor.

Yılsonu beklentilerinin üstüne çıkan döviz karşısında değer kaybeden TL, yüksek vergiler ve enflasyonun sokağı zorladığını söyleyen Kulat’a göre ise her şeye rağmen vatandaş AKP’ye güveniyor. “Bizim toplumumuz ekonomide maceraperest değil.” diye konuşan Kulat, “Muhalefet ne zaman iyi bir ekonomik vizyon ortaya koyarsa dengeler değişir. Ama şu an bunun emaresi yok.” diyor.

Gezici araştırmasına göre de ülkede yaşanan ekonomik sorunların sorumlusu hem uluslararası müdahaleler hem de hükümet. Ekonomide yaşanan sıkıntıların sorumlusunun hükümet olduğunu düşünen kitle yüzde yüzde 42,1 olurken, yüzde 42,4 lük kesim ise uluslararası müdahaleler olduğunu söylüyor.

Yüzde 21,9’luk kısım ise ekonomideki olumsuz gidişattan provokatörleri sorumlu tutuyor. Gezici, seçmenin önceliğinin duygusal konular olduğunu söylerken “Ekonomik sıkıntılara karşın seçmenin vatan, millet sevgisine bakarak ülke güvenliği için, ülke bekası için, ülke güvenliği için oy verdiği görülüyor.” diye konuşuyor.

Kulat, geçtiğimiz hafta başlayan Reza Zarrab davasının yeni olması sebebiyle şirketler konu hakkında sahada görüş toplamaya devam ederken, davanın sandığı olumsuz etkilemeyeceğini düşünüyor.

İlk veriler davadan AKP’nin zarar görmediğini gösteriyor:

İlk gelen veriler bu davaya bakışın Cumhurbaşkanının ‘Türkiye’ye karşı bir ekonomik diz çöktürme’ söylemi istikametinde toplumsal karşı kabule dönüştüğü, bu davadan Ak Partinin zarar göreceği beklentisi içinde olanların da beklentisinin aksine vatandaşın Cumhurbaşkanını desteklemesi gerektiği algısına dönüştüğünü göstermekte.

Zarrab Davası’nın ABD’de yürütülmesi nedeniyle Türk halkı üzerinde etkisinin olmadığını iddia eden Gezici ise halkın Zarrab davasını önemsemediğini iddia ediyor.

Türkiye halkının yüzde 82’sinin ABD’yi dost görmediğini aktaran Gezici’ye göre davanın Türkiye’de değil de ABD görülüyor olması iktidarı güçlü kılıyor.